Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3631 E. 2025/5178 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3631
- Karar No
- 2025/5178
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/26 E., 2023/127 K. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... İdaresi Vekili 09.08.2006 tarihli dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi ... 191 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 3116 ve 1744 sayılı Kanunlarla tamamen, 2896, 3302 sayılı Kanunlarla değişik 6183 sayılı Kanunlarla yapılan kadastro çalışmalarında kısmen orman sınırları içerisinde bırakıldığını, 1995 tarihinde dava konusu taşınmazın tapu kaydına kısmen orman sınırları içinde kaldığına dair şerh konulduğunu, ancak tapu Kadastro Genel Müdürlüğüne talimat ve genelgeleri gereği davalı adına olan tapunun iptali ile orman vasfı ile Hazine adına kaydı için kesinleşmiş ilam alınması gerektiğini, taşınmazın tapu kaydında davalı ... lehine konulmuş haciz şerhinin de kaldırılması gerektiğini belirterek, taşınmazın davalı ... Tesisi adına olan tapu kaydının iptaline ve taşınmazın kısmen orman vasfıyla Hazine adına tesciline, taşınmaza davalılar tarafından yapılan müdahalenin men'ine, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kal'ine ve ... lehine olan şerhin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kök tapu kaydının özel kişiler adına olup, vasfının gazino ve iki kuyusu olan bahçe ve çam olarak tapuda belirtildiğini, taşınmazın 1942 yılında 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan ve 1943 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmaları sırasında orman tahdit alanı dışında bırakıldığını, taşınmaz niteliği olarak, hiçbir zaman orman tahditi alanında kalmadığını, 1988 tarihinde 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan çalışmalarda ise, taşınmazın 1981 yılında önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğinin belirtilerek, (2/B) madde gereğince hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiğini, bu kararın yanlış olduğunu, zira hiçbir zaman orman niteliği kazanmamış olan bir taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasının da mümkün olmadığını, özel kişiler adına kayıtlı olan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği yönünde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun kararı bulunduğunu, tüm bu nedenlerle, kök tapusu, özel kişilere ait olan taşınmazla ilgili olarak yapılan orman sınırı dışına çıkarılma işleminin iptaline ve tapu kaydında bulunan orman şerhinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili 29.112006 tarihli yazılı beyanlarında; dava konusu taşınmaz üzerindeki Belediye lehine olan haczin kaldırıldığını belirterek, buna dair belgeyi dosyaya ibraz etmiştir. Birleşen 2010/45 Esas sayılı dosyasında davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili ... ilçesi 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu 1988 yılında 6831 sayılı Kanunda değişiklik yapan 3302 sayılı Kanuna göre (2/B) madde çalışmaları ve orman tahdit aplikasyonları yapıldığını, bu çalışmaları yapan 56 nolu Orman Kadastro Komisyonun yaptığı çalışmalarda daha önce de kanuna aykırılıklar ve usulsüzlükler tespit edildiğini ve Komisyon üyeleri hakkında 26.05.1994 tarihinde İstanbul Valiliği İl İdaresi Kurulu tarafından istenilen kovuşturma izninin zaman aşımı sebebiyle reddedildiğini, bunun üzerine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1995/61 Esas sayı ile açılan tazminat davasında 1996/242 Karar sayısı ile tazminata mahkumiyet kararı verildiğini, bu kararın 30.04.1997 tarihinde onanarak kesinleştiğini, bu komisyonun çalışmalarının bu sebeple de yok hükmünde olduğunu, İstanbul İli .... Mahallesi 193 ada 13 parsele ilişkin Hazine adına orman dışına çıkartama işleminin iptalini istemiştir. Birleşen 2010/45 Esas sayılı dosyasında davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; Hazine adına tescil istendiği halde, Hazinenin davalı olarak gösterilmesinin nedeninin anlaşılamadığını, Hazineye ihbar anlamında ise davacı yanında yer almaları gerektiğini belirtmiştir. Birleşen 2010/45 Esas sayılı dosyasında Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Vakıflar Kanunu'na Göre dava konusu yerin mülkiyetinin Orman sınırlarının kesinleşmesinden ve özel ormanların Devletleşmesini öngören 4785 sayılı Kanun yürürlüğe girmesinden sonra Kamu Bankası olan Türkiye Emlak Bankasından satın alınarak usulüne uygun olarak kurulduğunu ve ...’na ait olduğunu, bu koşulları nedeni ile parselin Devletleşmesi veya Devletleşmeye tabi yerlerden sayılmasının mümkün olmadığını, 3402 sayılı Kanunun 12. maddesini değiştiren 5831 sayılı Kanun ile belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nce, 24.03.2010 tarihli ve 2006/93 Esas ve 2010/79 Karar sayılı kararla verine, davanın kısmen kabulüne vedava konusu ... 206 ada 13 parsel sayılı taşınmazın, bilirkişi raporunda yeşile boyalı olarak gösterilen toplam 28.503.50 m² kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın bu kısmına davalı ... Tesisi tarafından yapılan elatmanın önlenmesine, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın kal'ine, ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı (karşı davacı)... Vakfının davasının reddine dair önceki karar, davacı/karşı davalı ... İdaresi ile karşı davacı/davalı ...'nin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.10.2017 Tarih, 2016/10321 Esas ve 2017/7524 Karar sayılı ilamıyla; "... Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/45 sayılı dosyasının sonucunun araştırılması, davalı tarafın tutunduğu ve kesin hüküm olduğunu bildirdiği İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesince Kadastro Mahkemesi sıfatıyla incelenip karara bağlanan 1995/47-53 sayılı dosyasınun, dosya bulunamadığı takdirde krokisinin taraflardan ve Orman İşletme Müdürlüğünden araştırılarak dosyaya konulması, bir fen elemanı ve bir orman mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte yerine uygulanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 303. maddede yazılı kesin hüküm şartlarının taraflar arasında oluşup oluşmadığının tartışılması, yörede 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan (2/B) uygulamalarının yok hükmünde olduğunun da göz önünde bulundurularak, orman sınırı içinde kalan taşınmaz bölümlerinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, bundan sonra elde edilecek delillere göre her iki tarafın davası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gereğine ve kabule göre de, davanın 191 ada 13 sayılı parsele ilişkin olduğu ve bu parsel üzerinde keşif yapılıp rapor hazırlandığı halde, mahkemece 206 ada 13 sayılı parsel hakkında hüküm kurulmuş olmasının ve iptal edilmedikçe geçerli olan tapu kaydına dayanarak taşınmazda tasarruf hakkını kullanan davalı hakkında el atmanın önlenmesine karar verilmiş olmasının isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak 2018/26 Esas üzerinden yargılamaya devam edilmiş ve mahkemenin 2017/250 Esas (Önceki Esas numarası: 2010/45 Esas) sayılı dava dosyası bu dava dosyası ile birleştirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi, 191 Ada 13 Parselde kayıtlı taşınmazdan 16.01.2023 tarihli fen raporu ile belirlenen (A) ile işaretli 28.634,30 m² ve (B) ile işaretli 5.179,63 m² hakkında 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen ve 56 nolu kadastro komisyonu tarafından yapılan (2b) uygulamalarının yok hükmünde olduğunun tespitine, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi, 191 Ada 13 Parselde kayıtlı taşınmazdan 16.01.2023 tarihli fen raporu ile belirlenen (A) ile işaretli 28.634,30 m² ve (B) ile işaretli 5.179,63 m² tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerindeki şerh ve beyanların terkinine, ... aleyhine açılan davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...'nin davasının reddine, davacının el atmanın önlenmesi ve kal talebinin reddine karar verilmiş; hükümü, davacı/karşı davalı ... İdaresi, karşı davacı/davalı ... ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı/Karşı Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu ... ilçesi ... Mahallesi 191 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın bilirkişi raporlarında (C) harfi ile belirtilen 17.117,78 m²'lik kısmı hakkında hüküm kurulmadığını, (C) harfli 17.117,78 m²'lik kısmın diğer alanlarla birlikte orman bütünlüğü oluşturduğu ve üzerindeki bitki örtüsü ile de orman vasfında olduğunu, hakkında hüküm kurulmayan bu kısmın orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, karşı dava yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Davalı/Karşı Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar metninin anlaşılır ve uygulanabilir olmadığını, kararının tavzih edilmesinin zorunlu olduğunu, 3402 sayılı Kanunun 12. maddesini değiştiren 5831 sayılı Kanun ile belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeni ile davanın reddi gerektiğini, davaya konu yerin devlet ormanı olarak sınırlandırılmasını öngören koşulların bulunmadığını, kararın 3 ve 4 numaralı bentlerinin açık çelişki içerdiğini, 3116 sayılı Kanuna göre; 1942 yılında düzenlenen tahdide göre dava konusu yerin Devletleştirilen alanın dışında olduğunu, 1744 sayılı Kanun ile yapılan uygulamalara göre de dava konusu yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kararın müvekkili aleyhindeki tüm kısımları bakımından bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısma ilişkin bir hüküm kurulmadığını, davanın kısmen kabulüne ilişkin mahkeme hükmünün, usul ve Kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin olarak da hüküm kurulup, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup karşı davacı/davalı ... Vakfı vekili ile davalı Hazine vekilinin tüm, davacı/karşı davalı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, 16.01.2023 tarihli fen raporunda belirlenen (A) harfi işaretli 28.634,30 m² ve (B) harfi ile işaretli 5.179,63 m²’lik kısımlar hakkında davacı ... İdaresinin davasının kabulüne karar verilmesine rağmen, dava konusu taşınmazın 16.01.2023 tarihli fen raporu ile belirlenen (C) harfi ile işaretli 17117,78 m² yüz ölçümündeki kısmının tapuya nasıl tescil edileceği konusunda hüküm kurulmaması, infazda tereddüt oluşturacağından isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. 3. İlk Derece Mahkemece, reddine karar verilen karşı dava nedeniyle kendini vekille temsil ettiren davacı - karşı davalı lehine yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca maktu 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemesi usul ve yasaya aykır olup bozmaya gerektirmekte ise de, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, karşı davacı/davalı ... Vakfı vekili ile davalı Hazine vekilinin tüm, davacı/karşı davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı/karşı davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin 2. paragrafından sonra gelmek üzere "191 ada 13 parselde kayıtlı taşınmazın 16/01/2023 tarihli fen raporu ile belirlenen (C) harfi ile işaretli 17117,78 m2’lik kısmının aynı ada ve aynı parsel altında mevcut tapu maliki Mustafa Nuri Devres Tesisi üzerinde bırakılmasına ve tapu kaydı üzerindeki ' Kısmen malik adına kısmen Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak kısmen orman sınırları içinde kalmıştır. ' şerhinin terkinine," ifadesinin yazılmasına; hüküm fıkrasının (6) numaralı bendindeki "davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve bunun yerine "Orman İdaresi karşı dava yönünden kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereği maktu 9.200,00 TL vekalet ücretinin karşı davacı ... Tesisi’nden alınarak karşı davalı ... Yönetimine verilmesine" ibresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.