Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2715 E. 2024/7794 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2715
Karar No
2024/7794
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/65 E., 2023/11 K. DAVA TARİHİ : 18.04.2008 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Limonlu Mahallesi Bahçecik mevkiinde bulunan 4200 m² yüzölçümlü taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkilinin yararına oluştuğunu iddia ederek, müvekkili gerçek kişi adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu ve orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.06.2012 tarihli ve 2012/7289 Esas, 2012/9547 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine bu sefer Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli ve 2012/13265 Esas, 2012/7118 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile 25.06.2012 tarihli ve 2012/7289 Esas, 2012/9547 Karar sayılı onama kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2009 tarihli ve 2008/155 Esas, 2009/429 Karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli ve 2012/13265 Esas, 2012/7118 Karar sayılı kararında özetle; " çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 2 nolu Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 nolu Orman Kadastro Ekibi tarafından 20.08.1981 tarihinde yapılıp, 09.08.1982 tarihinde ilân edilip, itiraz edilmeyen yerlerde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması; daha sonra, itirazlar nedeniyle kesinleşmeyen yerlerde 37 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 13.07.1987 tarihinde yapılıp, 04.03.1988 ve 04.09.1988 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının olduğu, genel arazi kadastrosu işleminin ise 1962 yılında yapılıp kesinleştiği, kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık sürenin geçtiği, kural olarak; Türk Medenî Kanunu'nun 713 ve devamı maddeleri ile 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 inci maddeleri gereğince orman sayılmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetlerine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek, tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz malların davasız ve aralıksız 20 yıl süre ile ve malik sıfatıyla zilyet edilmesi halinde imar ve ihya edenler adına tapuya tescil edilebileceği, somut olayda, tescile konu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğunun tartışmasız olduğu, mahkemece; taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, ancak; resmî belgelerde çalılık rumuzu ile gösterilmesi nedeniyle öncesinin orman olduğu ve 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacı yararına gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği, ancak; hukukî sorunun, taşınmazın tahdit dışında kalan ve orman sayılamayan yerlerden olduğunun belirlenmesi karşısında öncesinin resmî belgelere göre zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olduğu, kesinleşen tahdit dışında kalan taşınmazın 1969 tarihli hava fotoğrafında, aynı zamanda 1987 yılı hava fotoğrafında ve 1990 yılı baskılı memeleket haritasında ''Çalılık'' rumuzu ile işaretlenip gösterildiğinin belirtildiği, mahkemece; bu nedenle, taşınmazın öncesinin orman olduğu ve 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacı yararına gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği, oysa; davacının dava konusu yere ait olduğunu iddia ettiği 1937 tarih ve 34 tahrir numaralı vergi kaydının bulunduğu ancak mahkemece keşifte uygulanmadığı, orman bilirkişinin düzenlediği 10.09.2008 tarihli rapora göre taşınmazın tahdit dışında kalan ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, ayrıca, 1969 tarihli hava fotoğrafında ''Çalılık'' rumuzu ile işaretlendiği yine 24.03.2009 tarihli ek raporda 1987 yılı hava fotoğrafında ve 1990 yılı baskılı memeleket haritasında ''Çalılık'' rumuzu ile işaretlendiği ve taşınmazın genel eğiminin % 15 olduğu belirtildiğine göre, taşınmazın gerçek eğiminin bilimsel yolla ve mümkünse klizimetre cıhazı ile saptanması, hava fotoğraflarının çekim tarihleri de dikkate alınarak davacı yararına dava tarihine kadar 20 yıllık kazanım süresinin dolup dolmadığının araştırılmasının gerektiği açıklanarak, mahkemece dayanak vergi kaydı ile varsa revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları,, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifle,taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması " gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama devam ederken bölgede kadastro çalışması yapılması neticesinde dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, dava konusu Erdemli ilçesi Limonlu Mahallesi 2139 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline, davalı ... İdaresi yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairenin 21.12.2021 tarihli ve 2021/9356 Esas, 2021/12694 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan Dairenin 21.12.2021 tarihli ve 2021/9356 Esas - 2021/12694 Karar sayılı kararında özetle; "Mahkemece, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru ise de; dava, tescil davası olarak genel mahkemede açıldıktan sonra kadastro mahkemesine aktarılmış olduğundan, taşınmazın malik hanesinin doldurulmasının hüküm ifade etmeyeceği, hukuken boş olduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilerek, re'sen doldurulması gerekirken, tespit gibi tesciline karar verilmesinin, davalı ... İdaresi yasal hasım konumunda olmasına rağmen Orman İdaresi yönünden husumetten ret kararı verilmesinin ve davanın niteliğine göre ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde, ret sebebinin farklı olduğu gerekçesiyle ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesine yer verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararlarına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerindeki zilyetlik ve imar-ihya koşuluyla edinim şartlarının davacı lehine oluşmadığı gerekçesi ile, davanın reddi ile, 2319 parsel sayılı taşınmazın limon bahçesi vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, taşınmazın kütüğünün beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki kapama narenciye (limon) bahçesinin davacıya ait olduğuna dair şerh düşülmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Türk Medenî Kanunun 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkin olarak genel mahkemede açılan dava devam ederken kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi nedeni ile genel mahkemeden devredilen kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,19.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2715, K. 2024/7794, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2715-e-2024-7794-k-5cc24b9dfb63