Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2588 E. 2024/7355 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2588
Karar No
2024/7355
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/119 E., 2021/31 K. DAVA TARİHİ : 23.11.2009 KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın reddine dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Van ili Başkale ilçesi Kavurgalı köyü çalışma alanında bulunan 105 ada 8, 108 ada 51, 72 ve 112 ada 94 parsel sayılı 4.475.79, 6.326.74, 11.174.12 ve 5.561,77 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) gereği oluşan tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Van ili Başkale ilçesi Kavurgalı köyü 105 ada 8, 108 ada 51, 72 ve 112 ada 94 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça, dava konusu Kavurgalı köyü 105 ada 8 nolu parsel, 108 ada 51 nolu parsel, 108 ada 72 nolu parsel, 112 ada 94 nolu parsellerin kendisine ait olduğu iddiası ile dava açıldığı, açılan dava ile ilgili olarak davalı tarafça davanın reddinin talep edildiği, dava konusu parsellerin tamamının tespitinin tapu kaydına dayalı olarak yapıldığı, yapılan keşif ve keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde dayanak tapu kayıtlarının dava konusu parsellere uyduğunun tespit edildiği, davacı tarafça tapu kaydının oluşumundan önce zilyetlikle kazanımın gerçekleştiği iddiasının kanıtlanamadığı, tapu kaydı oluştuktan sonra zilyetlikle kazanımın mümkün olmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/210 Esas, 2015/11592 Karar sayılı ilamıyla; "... eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine ..." işaret edilerek bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazlardan 105 ada 8 parselin Toprak Tevzi Komisyonunun 40 nolu parseli olduğu, 108 ada 51 parselin Toprak Tevzii Komisyonunun 119 nolu parseli olduğu, 108 ada 72 parselin Toprak Tevzi Komisyonunun 127 nolu parseli olduğu, 112 ada 94 parselin ise Toprak Tevzi Komisyonunun 241 nolu parseli olduğu ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olup tapu kaydının hudut ve mevki itibariyle taşınmazlar aynen kapsadığı ve taşınmazların ... tarafından kullanıldığı belirtilerek Maliye Hazinesi adına tespitinin yapıldığı, 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına tapuya tescil edilen dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmesi için öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunmasının ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleşmiş olmasının gerektiği, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuyla dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğunun tespit edildiği, gerek belirtmelik tutanağında gerekse tablendikatif tutanağında dava konusu taşınmazların kaçak, yitik veya gaip kimselerden kaldığı hususunda bir beyana yer verilmediği, mahallinde icra edilen keşifte beyanları alınan aynı köy mahalli bilirkişilerinin, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan bu yana davacı tarafça tarımsal amaçlı olarak kullanıldığını ve davacıya ait olduğunu beyan ettikleri, 1963, 1988 ve 2001 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelendiğinde dava konusu taşınmazlardan Kavurgalı köyü 108 ada 51 parsel, 108 ada 72 parsel ve 112 ada 94 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının belirgin olduğu ve tarımsal faaliyetin bulunduğu da dikkate alındığında, tüm dosya kapsamından her ne kadar dava konusu taşınmazlardan Kavurgalı köyü 108 ada 51 parsel, 108 ada 72 parsel ve 112 ada 94 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazineye toprak tevzi parseli kapsamında kaldığı tespit edilmiş ise de keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve mahkemece toplanan tüm belgeler doğrultusunda, söz konusu taşınmazların uzun yıllardır davacı tarafça malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı ve bu suretle davacının evveli zilyetleri ile birlikte davaya konu taşınmaz üzerinde 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 46. maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunu lehine olacak şekilde ispatladığı görüldüğünden davanın bu taşınmazlar yönünden kabulü ile kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tespitiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği, dava konusu diğer taşınmaz olan 105 ada 8 parsel yönünden ise taşınmazın 1963, 1988 ve 2001 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olmadığı, sürülü olmadığı ve tarımsal faaliyetin bulunmadığının tespit edildiği ve bu haliyle 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 46 ncı maddelerinde belirlenen 20 yıl süreyle nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olma koşulunun ispatlanamadığı ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 105 ada 8 parselin kadastro tutanağındaki tespit gibi Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 108 ada 51 parsel, 108 ada 72 parsel, 112 ada 94 parsel sayılı taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarındaki tespitlerin iptali ile taşınmazların ... adına tespitiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından hakkında kabul kararı verilen parseller yönünden temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, toprak tevzi evrakları getirtilmiş ise de, bu kayıtlar yapılan keşifte hiç uygulanmadığı gibi, bilirkişiler tarafından, bu kayıtlarla ilgili bilimsel verilere dayalı, denetlemeye elverişli raporda düzenlenmemiştir. Belirtmek gerekir ki, 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmeleri için öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olmaları ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek yöntemince çakıştırılmak suretiyle Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının kapsamı, tevzi haritaları ile belirlenerek aynı harita üzerinde net bir şekilde gösterilmediği gibi, Hazine adına oluşan tapu kayıtların taşınmazları kapsadığının ve taşınmazların öncesi itibariyle zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olduğunun anlaşılması halinde tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen diğer koşulların da gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde de durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, temyize konu 108 ada 51 parsel, 108 ada 72 parsel, 112 ada 94 parsel sayılı taşınmazlar taşınmazlar başında, davada menfaati bulunmayan, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, zirai bilirkişi, fen bilirkişisi, hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte belirtmelikte gösterilen kayıtlar uygulanmalı, buna göre taşınmazların öncesinin zilyetlik yolu ile iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığının belirlenmesi için bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli parsellerin öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak ya da kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal etmesi gereken yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmeli; zirai bilirkişiden, taşınmazların değişik yönlerden gösteren fotoğraflar da eklenmek suretiyle ayrıntılı, denetlemeye elverişli rapor alınmalı; fen bilirkişisine tapu kaydı, belirtmelik tutanağı, varsa mera tahsis haritası kapsamını belirtir şekilde, keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmeli ve toprak tevzi haritası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek yöntemince çakıştırılmak suretiyle Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının kapsamı tevzi haritaları ile belirlenerek aynı harita üzerinde net bir şekilde gösterilmesi istenmeli; bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, yapılacak bu değerlendirmede, taşınmazların ekili olmadığı zamanlarda üzerinde hayvan otlatılmasının mutlak suretle bu taşınmazların mera olduğu anlamına gelmeyeceği göz önünde bulundurulmalı, çekişmeli taşınmazların tevzi tapusu kapsamında kalması halinde tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, 3402 sayılı Kanun'un 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği, yine tapu kaydı kapsamında kalmayan bölümler yönünden de 3402 sayılı Kanun'un 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2588, K. 2024/7355, T. 10.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-2588-e-2024-7355-k-16b65f02cda2