Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1625 E. 2025/1350 K. – Kullanım Kadastr
Konu: Kullanım Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1625
- Karar No
- 2025/1350
- Karar Tarihi
- Konu
- Kullanım Kadastrosuna İtiraz
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/77 E., 2021/718 K. KARAR : Asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 7, 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı sırasıyla 179.51, 104.34 ve 126.71 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları şerhi yazılarak 105 ada 7 parsel kullanımsız olarak; 105 ada 8 parsel ... ... 'ın kullanımında olduğu ve üzerindeki 3 katlı binanın adı geçene ait olduğu şerhi yazılarak; 105 ada 9 parsel ise kullanımsız olarak tespit edildikten sonra kullanıcısının ... olduğu hükmen tespit ve beyanlar hanesine şerh edilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; çekişmeli 105 ada 8 parsel sayılı taşınmaz dava açılmadan önce dava dışı ... adına; 105 ada 9 parsel ise yargılamanın devamı sırasında dava dışı ... adına 6292 sayılı Kanun uyarınca satış suretiyle tapuya tescil edilmiştir. Davacı ...; 105 ada 8 parselin kendi fiili kullanımında bulunduğu ve komşu 105 ada 7 ve 9 parsel sayılı taşınmazlarla fiili kullanım sınırlarının yanlış belirlendiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince verilen önceki tarihli hüküm Yargıtayca bozulmuş olup bozma ilamında özetle ".. Kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için davanın, 6292 sayılı Yasa uyarınca taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazineye yöneltilerek açılması gerektiği, davacının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine yönelik olarak açtığı dava devam ederken, yargılama sırasında taşınmazın 6292 sayılı Yasa gereği satılması halinde ise bu aşamada şerhe ilişkin davanın dinlenemeyeceği ve davaya zilyetliğin tespiti istemine yönelik olarak devam edilmesi gerektiği; bununla birlikte, taşınmazın 3. şahıs adına tapuya tescil edilmesinden sonra açılan şerhe yönelik davanın ise dinlenme olanağı bulunmadığı açıklanarak; Çekişmeli 105 ada 8 parsel sayılı taşınmazın dava tarihinden önce 6292 sayılı Yasa uyarınca 6.4.2014 tarihinde dava dışı ...'a satılarak kayden bu kişi adına tescil edildiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği; 105 ada 9 parsel sayılı taşınmazın dava açıldıktan sonra 20.3.2015 tarihinde 6292 sayılı Yasa uyarınca satış suretiyle dava dışı ... adına kayden tescil edildiğinin anlaşıldığı, hal böyle olunca; tapu kayıt maliki ...'ün yöntemince davaya dahil edilmesi için davacı ...'a süre ve imkan tanınması, usulünce taraf koşulu sağlandığı takdirde iddia ve savunmalar hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre ve şartları var ise zilyetliğin tespitine dair bir hüküm kurulması gerekirken tapu kayıt maliki davaya dahil edilmeden şerhe yönelik olarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, 105 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarına gelince: Fen bilirkişi raporunun krokisinde (A) ile maviye taralı olarak gösterilen bölümünde ...'ın; geriye kalan ve kırmızı ile boyalı 146.10 metrekarelik bölümünde ise diğer davacı ... ... 'ın fiili kullanımı bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de fiili kullanımının olduğunun tapu maliki olan davalı Hazine'ye karşı da kanıtlaması gerektiği, ancak fiili kullanıma dair yerel bilirkişi ve tanık beyanına başvurulmaksızın sadece davacıların yer göstermesine dayalı olarak yetersiz inceleme ve araştırma ile karar verilmiş olmasının da isabetsiz olduğu, Kabule göre ise çekişme konusu olan hangi bölümün kimin kullanımında olduğunun davaya konu olan her bir parsel yönünden ayrı ayrı belirlenmesi ve her bir parsel yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken; tüm parselleri kapsayacak şekilde zilyetlik şerhi verilmiş olmasının isabetsiz olduğu.." hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında 105 ada 9 parsel maliki ... davaya dahil edilmiştir. Yine davacı ... vekili 21.01.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; kullanım kadastrosu çalışmalarında kendisinin zilyetliğinde bulunan taşınmazın, aslında çekişmeli 105 ada 7 parsel olduğu halde asıl dosya davacısı ...'ın zilyetliğinde bulunan 105 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kendileri lehine zilyetlik şerhi verildiği, bunu fark edemedikleri için vekil edeninin 105 ada 8 parsel sayılı taşınmazı 16.04.2014 tarihinde kayden satın aldığını, ancak müvekkilinin gerçekte fiili kullanımında bulunan taşınmazın "kullanımsız" olarak tespit gören 105 ada 7 parsel sayılı taşınmaz olduğunu açıklayarak; çekişmeli 105 ada 7 parselde vekil edeni lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak ve davacı ... tarafından açılan dava, eldeki dava ile birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; çekişmeli 105 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacı ...'ın fiili kullanımında ve zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne çekişmeli 105 ada 7 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 19.02.2021 tarihinde dosyaya sunmuş olduğu ekli krokisinde belirtildiği üzere 146,10 m²'lik kısmının davacı ... kızı ...'ın kullanımında olduğunun tespitiyle, taşınmazın beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca "İş bu taşınmaz ... kızı ...'ın kullanımındadır." şerhinin yazılmasına; bu parsel yönünden asıl dosya davacısının davasının aynı nedenle reddine; asıl dosya davacısı ...'ın çekişmeli 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının ise " dava konusu 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların satışına dair idari işlem halen ayakta olup, bu işlem idare tarafından geri alınmadığı gibi herhangi bir mahkeme kararı ile de iptal edilmediğine ve 105 ada 8 parsel sayılı taşınmazın dava tarihinden önce davalı ... adına tapuya tescil olduğu, 105 ada 9 parsel sayılı taşınmazın da yargılama devam ederken davalı ... adına tapuya tescil olduğu anlaşılmakla; dava konusu 105 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların satışı gerçekleştikten sonra davacının kullanım kadastrosuna itiraz ile kullanıcısının tespitini talep etme hakkı bulunmadığı.." gerekçesiyle reddine karar verilmiş olup hüküm davacı ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı ... ile davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Davacı ... vekilinin yukarıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Çekişmeli 105 ada 7 parsel sayılı taşınmaz hali hazırda Hazine adına kayıtlı olup bu taşınmaz bakımından şerhe yönelik olarak açılan davaların dinlenebilir olduğu doğru olarak Mahkemenin de kabulündedir. Davacı ... da, çekişmeli 105 ada 7 parsel içerisinde bulunan bir bölümün kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasıyla da dava açmış olup İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazlar başında yapılan keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporları ve kadastral harita birlikte değerlendirildiğinde; çekişme konusu iş bu taşınmazın 19.02.2021 tarihli teknik bilirkişi raporunda "7-A=146,10 m²" lik bölümünün birleşen dosya davacısı ...'ın; aynı raporda A=33,41 m² bölümü yönünden asıl dosya davacısı ...'ın fiili kullanımında bulunduğunun anlaşılmasına göre; iş bu taşınmazın A=33,41 metrekaresinin davacı ...'ın; aynı taşınmazın bilirkişi raporuna ek krokide gösterilen 146,10 m² bölümünün ise birleşen dosya davacısı ...'ın fiili kullanımında bulunduğu hususunda kullanıcı şerhi verilmesi gerekirken; asıl dosya davacısı ...'ın davasının reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup davacı ... vekilinin hükme yönelen temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüştür. 3. Davalı Hazine vekilinin (1) no.lu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13 üncü maddesi ve aynı Kanun'un 123 üncü maddesinin son fıkrası gereğince yargı harçlarından olan "keşif harcı" hariç olmak üzere Hazine harçtan muaf olduğu halde davalı Hazine aleyhine keşif harcı dışında kalan harçların yükletilmesi isabetsiz olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları da açıklanan bu nedenlerle yerinde görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... ile davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... vekilinin; (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ise davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,