Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1579 E. 2024/5544 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1579
- Karar No
- 2024/5544
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2007/14 E., 2018/63 K. KARAR : Davanın reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne Taraflar arasında Mahkemece görülen genel mahkemeden aktarılan davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davacı Hazine'nin davasının reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Elazığ ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 121 ada 82 parsel sayılı 3.780,00 ve 121 ada 96 parsel sayılı 4.160,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, huhudları belirtilen taşınmazın Ağustos 1323 tarihli ve 41 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında olup taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi gerekli yerlerden olduğunu belirterek davalı ... ve ... ile Köy Tüzel Kişliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı el atmanın önlenmesi ve tescil davası, taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Asli müdahiller ... ve ...'ın davanın kadastro mahkemesine aktarılmasından önce sundukları müdahale dilekçesinde, taşınmazın üzerinde 50-60 yıldan fazla zamandır zilyet olduklarını belirterek adlarına tesciline karar verilmesini istemiş, dava dosyası kadastro mahkemesine aktarıldıktan sonra dava konusu ettikleri taşınmazın 121 ada 82 parsel sayılı taşınmaz olduğunu belirtmişlerdir. Davalılardan ..., taşınmazın kendi zilyetliklerinde olduğunu ve aynı zamanda 1316 tarihli ve 18 sıra tapu kaydı kapsamında olduğunu ve dava dosyası kadastro mahkemesine aktarıldıktan sonra dava konusu ettikleri taşınmazın 121 ada 96 parsel sayılı taşınmaz olduğunu belirtmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda "121 ada 82 parsel sayılı taşınmazın asli müdahiller, 121 ada 96 parselin ise davalıların zilyetliğinde olduğu, 121 ada 96 parsel sayılı taşınmazın 1316 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı ve 14.09.1978 tarihli noter senediyle ... oğlu ... tarafından davalılara satıldığı 20 yıldan fazla zilyetliklerinin olduğu, 121 ada 82 parsel sayılı taşınmazın 40-50 yıldan beri asli müdahillerin zilyet olduğu" gerekçesiyle davacı Hazine'nin davasının reddine, asli müdahillerin davalarının kısmen kabulüne, 121 ada 82 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına, 121 ada 96 parsel sayılı taşınmazın davalı ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 26.01.2005 tarihli ve 2005/27 Esas, 2005/44 Karar sayılı kararıyla "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, davacı Hazine'nin dayandığı tapu kaydının revizyon durumu araştırılarak yapılacak keşif sırasında tapu kaydının zeminde uygulanması, taşınmazların tamamının veya bir kısmının dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine çözümlenmesine" değinilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "davacı Hazine'nin dayandığı tapu kaydının taşınmazları kapsamadığı ve taşınmazlar üzerinde şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davacı Hazine'nin davasının reddine, asli müdahillerin davalarının kısmen kabulüne, 121 ada 82 parsel sayılı taşınmazın ... ve ... adına, 121 ada 96 parsel sayılı taşınmazın davalı ... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2007 tarihli ve 2007/180 Esas, 2007/237 Karar sayılı kararıyla "mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek, davalıların tutunduğu Haziran 1316 tarih 18 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte oluşma nedenlerini malik yada maliklerini birden fazla malik varsa tüm maliklerin paylarını açıkta pay kalmayacak şekilde getirilip incelenmesi, uygulamada kök kayıt göz önüne alınmadığı gibi hükmün dayanağı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin de dıştan komşu taşınmazların tutanak içeriği varsa dayanaklarının kayıtlarla, davalı iseler dava dosyaları getirtilerek denetlenmesi, dava konusu taşımazlarla birlikte dıştan komşu taşınmazları bir arada gösterecek şekilde uzman bilirkişiye birleşik harita düzenlettirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "121 ada 82 parsel sayılı taşınmaz hakkında, mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın ... ve ...’ın kullanımda olduğunu, önceki keşif ve bilirkişi raporları ile hazinenin dayandığı tapu kaydının ve ecrimisil belgelerinin bu taşınmazlara ait olmadığı, 122 ada 96 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise taşınmazın 1316 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarında kaldığı, ...’nın çocukları tarafından 14.09.1978 tarihli noter senediyle ... ve ...’e satıldığı, bozma öncesi yapılan keşif ve bilirkişi raporları ile Hazine'nin dayandığı tapu kaydının ve ecrimisil belgelerinin bu taşınmazlara ait olmadıklarının belirlendiği, fen bilirkişisi raporunda davalıların tutunduğu 1316 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza uyduğunun belirtildiği, komşu parsellerin dava dosyaları ve tutanaklarından taşınmazları denetlemeye elverişli bilgileri bulunamadığı, kadastroda senetsizden tespit gördükleri, mahkemece yapılan keşifler ve bilirkişi raporları sonucu dinlenen mahalli bilirkişi, tutanak tanığı ... beyanı, fen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların Hazine ile bir ilgisi olmadığı, asli müdahil ve davalılar yönünden zilyetlikle kazanım için gerekli şartların gerçekleştiği" gerekçesiyle davacı Hazine'nin davasının reddine, asli müdahillerin davasının kabulüne, hüküm yerinde gösterilen paylarla ahır ve çayırlık vasıflarıyla 121 ada 96 parsel sayılı taşınmazın ... ve müşterekleri adına, 121 ada 82 parsel sayılı taşınmazın ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, Mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.