Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1156 E. 2024/5001 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1156
Karar No
2024/5001
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacı ...'ın Mazbut ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; bir vakıf evladının, galle fazlasını alabilmesi, buna müstahak olması için bu hususun vakfiyede düzenlenmesi gerektiği, oysa Vakfın, vakfiyesi olmadığının anlaşıldığı, bu nedenle vakfiye bulunmayıp, batın şartı olup olmadığı anlaşılamasa da teamül kurallarının uygulanması gerektiği, buna göre de tevliyet ve galleye ilişkin hisselerin, ancak evladın ölümü ile evladına geçebileceğinin kabul edilmesi gerektiği, davacının, vakfiyesi olmayan dava konusu Vakfın vakıf evladı ve aynı zamanda galleye müstahak vakıf evladı olan babası hayatta iken, kendisinin de galleye müstahak vakıf evladı olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; incelemeye konu... Vakfı'nın vakfiyesi bulunmadığı ancak ... ve muhasebe kayıtlarının mevcut olduğu, ...'daki uygulamayı (teamülü) gösteren hükümlerden açıkça tevliyet ve galleye ilişkin hisselerin ancak evladın ölümü halinde çocuğuna geçtiğinin anlaşıldığı, davacının davasına dayanak olarak gösterdiği Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/266 Esas, 2013/242 Karar sayılı ilamının gerekçesinde de ölen evladın hissesinin kendi çocuklarına verildiğinin belirtildiği, buna göre; dosyadaki yazılara, alanında uzman bilirkişiler tarafından dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen raporların hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını ispat edemediğinden davanın reddedilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek verilen kararda teamül kurallarının uygulanması gerekçesinin vakfın açık uygulamasına ve yapılagelen gelir dağılımına açıkça aykırı olduğu, ... Vakfı Vakfiyesinde ''vakfın galle ve tevliyetinin ...'in nesiller boyu soyundan gelenlere (evlad-ı evlad) şart edildiği, yani miras gibi değerlendirilmediği, evladın ölümü halinde çocuğuna geçeceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, tam tersine evlat sağ iken de çocuğunun vakfın gelirinden yararlanacağı''nın açıkça görüldüğü, Mahkemenin kararına gerekçe yaptığı şekilde "teamüllerin" uygulanmasını gerektirecek bir durumun uyuşmazlık konusu somut olayda mevcut olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3.maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisisinin (743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.

Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.

Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.

Mevzuatımızda yer alan bilirkişilik müessesi üzerinde kısaca durmak gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266 ncı madde gereği, çözümü hâkim tarafından bilinemeyen (hukuk dışında) özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur. Bilirkişilik özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği için, herkes bilirkişi olamaz ve bu nedenle kimse bilirkişiliği kabul etmeye zorlanamaz. Yani tanıklık gibi bilirkişilik de yapmak istisnalar dışında mecburi değildir.

Hakim; bilirkişi görevlendirirken rapor alınacak konuda (somut olayda vakıf hukuku alanında uzman) özel ve teknik bilgi sahibi olan uzman kişiler arasından seçim yapılmasına özen göstermek, bilirkişinin oy ve görüşü (raporu) hâkimi bağlamadığından bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek, sunulan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek, gerektiğinde ek rapor veya alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir.

Somut olayda bilirkişinin yapması gereken; vakfeden ile usulüne uygun soybağı kurulan davacı yönünden vakfiye yerine kaim yerinde incelenen şer'i ilamın Mahkemecede denetlenebilmesi için onaylı örneğini dosya arasına alarak davacının, galle fazlası için öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yani galle fazlası almaya müstehak olup olmadığı hususunda görüş bildirmekten ibarettir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacının babası...'in dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak olduğu Yargıtay denetiminden geçerek 03.06.2014 tarihinde kesinleşen Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/266 Esas, 2013/242 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş olduğundan davacı ile vakfeden arasında 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre kanbağına dayalı soybağının kurulduğu; ikinci aşamada ise vakfiyede galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartlar üzerinde durulması gerektiği, buna göre dava konusu ... Vakfı'na ait dosya kapsamında bir vakfiyenin bulunmadığı, vakfiye yerine kaim 815 H./1412 M tarihli ilamın mevcut olduğu, iş bu ilamda; "... merkum ... evlâd-ı evlâdına vakf ü şart etmekle bu ana gelinceye evladiyet üzre bunların ecdadı ve kendileri mutasarrıf eylemeğin..." şeklindeki ifadeden galle fazlasının adı geçen ... evlâd-ı evlâdına şart kılındığı, hükme esas alınan bilirkişi ...'e ait 04.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda ise az yukarıda bahsedilen vakfiye yerine kaim 815 H./1412 M tarihli ilamdan farklı olarak...Defterleri üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde 1210 H. /5-14 Ekim 1795 tarihli ... incelenmiş ve fiş bu ...'a göre teamülün, evlat sağ ise onun çocuğuna galle dağıtılmadığına yönelik olduğu görülmektedir. Ancak bilirkişi raporuna dayanak yapılan İstanbul Ahkâm Defterlerinde kayıtlı 1210 H. /5-14 Ekim 1795 tarihli ...'ın orjinal nüshası ile latin harflerine çevrilmiş (transkripsiyon) hali dosya arasına alınıp Mahkeme hakimince bilirkişi raporu ve dayanak ilam denetlenip tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1156, K. 2024/5001, T. 17.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2023-1156-e-2024-5001-k-195a0b91ea48