Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7154 E. 2024/7912 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7154
Karar No
2024/7912
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/22 E., 2018/19 K. BİRLEŞEN 2014/247 - 392 E - K SAYILI DOSYA: KARAR : Tavzih talebinin reddine Taraflar arasında görülen kullanım kadastrosu tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarihli kararıyla onanmış, onama ilamına karşı davalı Hazine vekilin karar düzeltme talebi aynı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/5532 Esas, 2019/9064 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Bu kez davalı ... vekili 04.10.2021 tarihli dilekçesiyle hükmün tavzihini istemiş, İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ek kararıyla tavzih isteminin reddine karar verilmiştir Mahkemenin 24.03.2022 tarihli ek kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında, Antalya ili Kepez/Göçerler Mahallesi çalışma alanında bulunan 26016 ada 1 parsel sayılı 476,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde; 65,94 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, parselin 26/476 payının davacı ...'ın, 144/476 payının dava dışı ...'in, 33/476 payının İbrahim oğlu ...'ın kullanımında olduğu, 31/476 payının yol olarak kullanıldığı, (C) ile gösterilen evin 144/476 payının dava dışı ...'e ait olduğu belirtilerek, aynı ada 2 parsel sayılı 626 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 71/626 payının dava dışı ...'in, 92/626 payının davacı ...'ın, 74/626 payının davacı ...'ün, 70/626 payının dava dışı ...'ın, kullanımında olduğu, (E) ile gösterilen evin 71/626 payının dava dışı ...'e, (F) ile gösterilen evin 92/626 payının davacı ...'a, (G) ile gösterilen evin 74/626 payının davacı ...'e, (H) ile gösterilen evin 70/626 payının dava dışı ...'a ait olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ..., ... ve ..., zeminde kullandıkları yerlerin adlarına paylı olarak kullanıcı tespitlerinin yapılmasının hatalı olduğunu öne sürerek ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dair kararın davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.11.2016 tarihli ve 2016/595 Esas, 2016/9101 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece çekişmeli taşınmazlar içinde kalan (A), (D), (B) ve (C) ile gösterilen bölümler yönüyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu taşınmazlarda davalarının kabulüne karar verilen davacılar dışında ..., ... ve ...'ın da kullanıcı olarak beyanlar hanesinde isimlerinin yazılı olduğu, tespit sırasında taşınmazın tamamına ait yüzölçüm üzerinden kullanılan alanların miktarlarına oranlanarak tüm kullanıcılar adına hisseli olarak tespitlerinin yapıldığı ancak verilen temyize konu kararla davacıların zeminde fiili olarak kullandıkları bölümlere göre kullanım durumlarının tespit edilmesi karşısında dava açmayan ve davada taraf olmayan diğer kullanıcıların zemindeki kullandıkları alanla davacılara özgülendirilen alanlar dışında kalan alanların yüzölçümü yeniden oranlanmadığından davada taraf olmayanların aleyhine hüküm yaratıldığı, örneğin; 26016 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kullanıcı olarak adı geçen ...'in tespit sırasında 144 metrekareye tekabül eden 144/476 payı mevcutken hüküm sonucunda pay-payda oranı değiştirilmediğinden ancak zemindeki kullanım yeri davacılara özgülenen (A), (D), (B) ve (C) bölümleri düşüldükten sonra 352,40 metrekare kalması nedeniyle ...'in kullandığı alan 106.60 metrekare düştüğü, davacılara özgülenen (A), (D), (B) ve (C) bölümleri belirlenirken davada taraf olmayan diğer kullanıcılar aleyhine bir durum yaratılıp yaratılmadığının da anlaşılamadığı, hal böyle olunca; öncelikle davacılar'ın ..., ... ve ...'ı davaya dahil etmeleri için süre ve imkan tanınması, davaya dahil edildikten sonra iddia ve savunmalar doğrultusunda sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olduğuMahkemece çekişmeli taşınmazlar içinde kalan (A), (D), (B) ve (C) ile gösterilen bölümler yönüyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de söz konusu taşınmazlarda davalarının kabulüne karar verilen davacılar dışında ..., ... ve ...'ın da kullanıcı olarak beyanlar hanesinde isimlerinin yazılı olduğu, tespit sırasında taşınmazın tamamına ait yüzölçüm üzerinden kullanılan alanların miktarlarına oranlanarak tüm kullanıcılar adına hisseli olarak tespitlerinin yapıldığı ancak verilen temyize konu kararla davacıların zeminde fiili olarak kullandıkları bölümlere göre kullanım durumlarının tespit edilmesi karşısında dava açmayan ve davada taraf olmayan diğer kullanıcıların zemindeki kullandıkları alanla davacılara özgülendirilen alanlar dışında kalan alanların yüzölçümü yeniden oranlanmadığından davada taraf olmayanların aleyhine hüküm yaratıldığı, örneğin; 26016 ada 1 parsel sayılı taşınmazda kullanıcı olarak adı geçen ...'in tespit sırasında 144 metrekareye tekabül eden 144/476 payı mevcutken hüküm sonucunda pay-payda oranı değiştirilmediğinden ancak zemindeki kullanım yeri davacılara özgülenen (A), (D), (B) ve (C) bölümleri düşüldükten sonra 352,40 metrekare kalması nedeniyle ...'in kullandığı alan 106.60 metrekare düştüğü, davacılara özgülenen (A), (D), (B) ve (C) bölümleri belirlenirken davada taraf olmayan diğer kullanıcılar aleyhine bir durum yaratılıp yaratılmadığının da anlaşılamadığı, hal böyle olunca; öncelikle davacılar'ın ..., ... ve ...'ı davaya dahil etmeleri için süre ve imkan tanınması, davaya dahil edildikten sonra iddia ve savunmalar doğrultusunda sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olduğu" gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davalı ... İdaresine yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazine aleyhine açılan dava yönünden ... ve ...’ün davalarının kabulüne, ...’ın davasının kısmen kabulüne, dava konusu 26016 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Fen bilirkişisinin 06.11.2017 tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 52,70 metrekarelik bölüm, Mahmut oğlu 1965 doğumlu ...’ın 1994 yılından beri kullanımındadır. Aynı rapor ve krokide (D) harfi ile gösterilen 65,90 metrekarelik bölüm, İbrahim oğlu 1969 doğumlu ...’ın 1993 yılından beri kullanımındadır. Parselin bu bölümler dışında kalan bölümünün 144/357 hissesi ... oğlu 1969 doğumlu ...’in 1996 yılından beri kullanımındadır. 31/357 hissesi yol olarak kullanılmaktadır. Krokisinde (C) harfi ile gösterilen evin 144/357 hissesi ... oğlu 1969 doğumlu ...’e aittir.” ibaresi yazılmak suretiyle taşınmazın tespit gibi arsa vasfıyla Hazine adına tesciline; 26016 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, taşınmazın beyanlar hanesine “6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Fen bilirkişisinin 06.11.2017 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterilen 188,50 metrekarelik bölüm, İbrahim oğlu 1969 doğumlu ...’ın 1993 yılından beri kullanımındadır ve üzerindeki ev kendisine aittir. Aynı rapor ve krokide (C) harfi ile gösterilen 150,20 metrekarelik bölüm, Ali oğlu 1967 doğumlu ...’ün 1992 yılından beri kullanımındadır ve üzerindeki ev kendisine aittir. Parselin bu bölümler dışında kalan bölümünün 71/287 hissesi ... oğlu 1968 doğumlu ...’in 2003 yılından beri kullanımındadır. 70/287 hissesi ... oğlu 1971 doğumlu ...’ın 1996 yılından beri kullanımındadır. Krokisinde (E) harfi ile gösterilen evin 71/287 hissesi ... oğlu 1968 doğumlu ...’e, (H) harfi ile gösterilen evin 70/287 hissesi ... oğlu 1971 doğumlu ...’a aittir.” ibaresi yazılmak suretiyle taşınmazın tespit gibi arsa vasfıyla Hazine adına tesciline; aynı rapor ve krokide (L) harfi ile gösterilen 109,00 metrekarelik bölüm yönünden Mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarihli 20219/1211 Esas, 2019/4965 Karar sayılı ilamıyla hüküm onanmış, davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemi aynı Dairenin 26.12.2019 tarihli ve 2019/5532 Esas, 2019/9064 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Mahkeme ilamı kesinleştirilmiş ve Tapu Müdürlüğünce infaz edilmiş ve bilahare 2021 yılında adına kullanıcı şerhi verilen kişiler tarafından satın almak suretiyle adlarına paylı olarak tapu kaydı oluşmuş, 5331/11900 pay Hazine üzerinde kalmıştır. Bu kez davalı ... vekili 04.10.2021 tarihli dilekçesiyle, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda müvekkilinin taşınmazının 294,30 m2 olarak gösterilmesine ve bu nedenle 294/357 hisse olarak adına kullanıcı şerhi verilmesi gerekirken 194/357 hisse yazıldığını öne sürerek 16016 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönüyle hükmün tavzihini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ek kararıyla; "yargılamaya konu eldeki dosyanın Tapu Müdürlüğünden getirtilerek incelenmesi neticesinde dava konusu taşınmazlardan tavzih istemine konu olan Antalya Kepez İlçesi Göçerler Mahallesi'nde bulunan 26016 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmaz hakkında; asıl ve birleşen dosya davacıları tarafından A ve D ile belirtilen kısımlarda adlarına kullanıcı tespiti yapılan kimselerce bu duruma ilişkin itiraz davası açıldığı, Ek-4. maddenin ve 6292 sayılı Kanun’un amacı, taşınmazların kullanıcılarına tapuda devrini öngörmekte olup, imar uygulamasını kullanıcı ve muhdesat durumuna da yansıtacak şekilde parselin zeminde kesinleşmiş 2/B bloğu içinde kalan kısımlarının tamamında kullanıcı olan davacıların, kullandıkları yer kadar alanın maliki olmasını engelleyici kullanıcı ve muhdesat sahibi tespiti yapılması bu yasal düzenlemelerin amacına aykırı olup, yasaya aykırı genelgeye ve talimata dayanılamayacağına değinilerek dava açan tarafların zeminde kullandıkları bölüm üzerinden adlarına kullanıcı tespiti yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesi uyarınca dava konusu edilmeyen tavzih talebinde bulunan davalı adına kullanıcı tespiti yapılan (C harfi ile belirtilen) kısım yönünden Mahkemece kadastro tespitindeki hisse oranında davalı adına kullanıcı tespiti yapılmasına karar verildiği, bu itibarla hükmün sonucunu değiştirecek şekilde karar verilemeyeceği, bundan ayrı olarak hükmün tavzihi hükmün icrasının tamamlanmasına kadar yapılmasının mümkün bulunduğu, dava konusu 26016 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin Kepez Tapu Müdürlüğün'den dosya arasına getirilen taşınmazın güncel tapu kayıt suretinden de anlaşıldığı üzere, Mahkemenin 2017/22 Esas 2018/19 Karar sayılı ilamı gereğince tapu kaydının oluştuğu, üstelik adlarına kullanıcı tespiti yapılan kimselerce satın alma işlemlerinin dahi gerçekleştiği" gerekçesiyle tavzih isteminin reddine karar verilmiş; verilen ek karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeple: Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi 24.03.2022 tarihli ek kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/7154, K. 2024/7912, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-7154-e-2024-7912-k-d1e5fa59be65