Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6690 E. 2022/10182 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6690
Karar No
2022/10182
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ...Köyü çalışma alanında bulunan 128 ada 3, 129 ada 21, 27, 36 ve 130 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 4.196.55, 448.97, 614.87, 3.642,09 ve 1.453,88 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak, tarla niteliğiyle, davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazlar üzerinde davalılar lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, dava konusu 128 ada 3, 129 ada 21, 27, 36 ve 130 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, taşınmazlar üzerinde 1951-1971-1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarına göre imar ihyanın bulunduğu, ekili dikili alanlara rastlanıldığı, parsel sınırlarının oluştuğu, uzun yıllardır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı, davalı ve miras bırakanlarının taşınmazları sahiplenme kastıyla tasarruf ve zilyetliklerinde bulundurdukları ve zilyetliğin ara vermeden tarımsal amaçlı olarak devam ettirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazlar başında 22.06.2020 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 2 tespit bilirkişisi, her ne kadar bu köyde doğup büyümüşlerse de taşınmazlar hakkında bir bilgilerinin olmadığını bildirmişler; 2 yerel bilirkişi ise, taşınmazların davalılara babalarından kaldığını, 1995 yılına kadar arpa - buğday ekmek suretiyle tarımsal faaliyette bulunduklarını, köylerine terörün girdiği 1995 yılı ve devamındaki 2 - 3 yıl burada kimsenin tarımsal faaliyet yapamadığını, terör bittikten sonra da bu taşınmazlarda tarımsal faaliyetin devam etmediğini, taşınmazların 1996 yılından bu yana boş durduğunu beyan etmişlerdir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazların evveliyatının orman olmadığı, taşınmazlarda 1951 yılından itibaren ekonomik amaca uygun zilyetliğin başladığı, parsel sınırlarının oluştuğu ve bu zilyetliğin uzun yıllar devam ettirildiği hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile anlaşılmakta ise de, ziraat bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan raporda, taşınmazların ekili - sürülü olmadıklarının, ancak evveliyatında tarımsal amaçlı olarak kullanıldıklarının belirtilmiş olması ve raporun ekinde bulunan fotoğraflardan da taşınmazların uzun yıllardır ekilmediğinin net olarak gözlemlenmiş olması karşısında, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin, taşınmazların 1996 yılından itibaren taşınmazların ekilip biçilmediği ve boş durduğu yönündeki açık beyanları da gözetilerek, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin ve ekonomik amaca uygun kullanımın iradi olarak terk edildiğinin kabulü gerekmektedir. Öte yandan; temyiz incelemesi için Dairemizde bulunan ve eldeki dava dosyası ile aynı gün ve yakın tarihlerde temyiz incelemesi yapılan aynı yöreye ait dava dosyaları üzerinde yapılan incelemede, eldeki davanın konusu olan taşınmazların bulunduğu ...Köyünde bulunan başkaca taşınmazlar hakkında da davacı Hazine tarafından aynı iddia ve sebeplerle çok sayıda davanın açıldığı, bu dava dosyalarında mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel ve tespit bilirkişilerin, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin devam ettirildiği yönünde açık beyanlarının bulunduğu belirlenmiş olup, buna göre, ...Köyü’nde zorunlu bir terkin söz konusu olmadığı ve eldeki davanın konusu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin iradi olarak terk edildiği kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, tespit tarihi olan 2015 yılı itibariyle taşınmazlar üzerinde davalı tarafın ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunmadığı, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin 1995 yılından itibaren iradi olarak terk edildiği ve bu haliyle, davalılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davacının davasının kabulüne ve dava konusu taşınmazların davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin istinaf başvurusunun esastan reddine dair 02.04.2021 tarih ve 2020/1035 Esas, 2021/435 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6690, K. 2022/10182, T. 13.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6690-e-2022-10182-k-33d750ece772