Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6636 E. 2023/131 K. – Genel Mahkemeden

Konu: Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6636
Karar No
2023/131
Karar Tarihi
Konu
Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/10 E., 2015/11 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı Hazine ve Bilal kayyımı vekili, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında; Giresun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 2 ve 105 ada 13 parsel sayılı 5.797,83 ve 1.039,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tespitinden önce genel mahkemede dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri açık olarak tespit edilmişlerdir. 2. Davacı ... İdaresi, 07.05.1941 tarihli dava dilekçesinde özetle; çekişme konusu "çukur nam fındık bahçesi" taşınmazının, tapu kayıt maliki olan ... oğlu ...tarafından 13 Muharrem 1301 tarihli vakfiye ile vakfedildiğini, tapu idaresince yalnızca eşcarının vakıf adına tesciline karar verildiğini ancak vakfiyenin zemininin (rakabenin) de vakfedildiğini ileri sürerek, iş bu fındık bahçesinin rakabesi ile birlikte vakıf adına tescili istemiyle dava açmıştır. 3. Davacı ...; 10.5.1974 tarihli ıslah dilekçesiyle, vakfedilen ve Haziran 1289 tarihli ve 584 numaralı tapu kaydının vakıf mirasçıları ve üçüncü kişilere kayden intikal ettirildiğini, bu nedenle vakıf mirasçıları ve 3. şahıslar adına kayıtlı tapuların iptali ile ... oğlu ...vakfına izafeten ... adına tescili istemiyle davasını ıslah etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı taraf aşamalardaki beyanlarında, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Haziran 1289 tarihli ve 584 nolu dayanak tapudan intikalen gelen 04.11.1968 tarihli ve 15; 06.11.1968 tarihli ve 29 sıra nolu; keza eşi Hatice'nin ise 09.09.1985 tarihli ve 17 nolu pay tapularında kayden malik olduklarını, çekişme konusu taşınmazın müvekkilinin murisi olan molla ...'den mirasçılarına intikal ettiğini, 20 yılı aşkın süredir de müvekkilinin zilyet olduğunu, tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini koruduğunu tapu kayıtlarında taşınmazın vakfa ait olduğuna dair hiç bir şerh ve kayıt olmadığını, keza davacı İdare'nin vakfedenin ölümünden sonra 1 yıl içerisinde taşınmazın tescilini talep etmek zorunda olup bu koşulu yerine geitrmediğini ve tüm bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.10.1941 tarihli ve 1941/619 Esas, 1941/594 Karar sayılı kararı ile"... İbraz olunan vakfiyede sahibi yalnızca fındık eşcarını vakfetmiş olup zemini vakfetmemiş olduğuna göre zemin vakıf adına tescil edilemez. Vakıflar Kanunu'nun 44 üncü maddesi içeriğinde de vakıf olan eşcarın zemininin de vakfa ait olduğuna ve zemin içinde tapu verileceğine dair bir serahat bulunmadığından fındık eşcarı hariç zemini içinde tapu senedi verileceğine dair bir serahat bulunmamış olduğu..." gerekçesiyle vakfın davasının reddine karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... İdaresi temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1941 tarihli ve 1941/2012 Esas, 1941/1525 Karar sayılı kararıyla "... Dava konusu vakfın mazbut veya mülhak vakıflardan olup olmadığının tetkik ve tahkikiyle hasıl olacak neticeye göre vazife hususunda bir karar verilmesi lazım geldiği, ...... vakıf olduğunun anlaşılması halinde mahkemenin görevi dahilinde olup tasarruf hakkı vakfa ait bulunacağından bu takdirde rakabenin vakıf namına tescili yönündeki talep hakkında olumlu-olumsuz bir karar verilmesi" gereğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonucunda eldeki dava İlk Derece Mahkemesinin 1942/915 Esas numarasına kaydedilmiş olup 1942/753 Karar sayılı ve 30.11.1942 tarihli kararı ile hüküm verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Dava konusu bahçe mazbut (vakıf) olup tescilinin Vakıflar Kanunu'nun 44 üncü maddesine tabi olduğu".. gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, Vakıflar İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.3.1943 tarihli ve 1943/1984 Esas, 1984/779 Karar sayılı kararıyla "... Dava konusu yerin mazbut vakıflardan olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümü hakeme aittir. Bu nedenle davanın reddi gerekirken; hadiseye şumulü olmayan Vakıflar Kanunu'nun 44 üncü maddesine atıf yapılarak İdarece tescili yapılacağından bahisle ve bu gerekçe ile davanın reddi usulsüzdür..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. 3. Bozma sonucu eldeki dava 1944/803 Esasa kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunarak 1944/605 Karar sayısı ile karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda, müracatta muhtar olmak üzere davanın vazife yönünden reddine karar verilmiş; bilahare Yargıtay 7. Hukuk Dairesi Başkanı'nca "hakem" sıfatı ile verilen 865/2 sayılı karar ile "... Davacı İdare 2762 sayılı Vakıflar Kanunu'na dayanarak, dava konusu bahçenin vakıf idaresi adına tescilini talep ettiğine göre ,bu işlemin yapılmasının idari nitelikte olduğu, 3533 sayılı Kanunun ise adli yargının yetkisi içinde bulunan olaylara uygulanacağı, bu nedenle yerinde olmayan davanın reddine, talep halinde dosyanın ait olduğu merciye gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir. 2. Bunun üzerine dava (hakem sıfatıyla) Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 1972/2 Esas almış ve Mahkemece 11.12.1972 tarihli ve 1972/2 Esas, 1972/1 Karar sayılı karar ile dosyanın görevli ve yetkili Keşap Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Keşap Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/88 Esas sırasına kaydedilen iş bu dava da 06.07.1995 tarihli ve 1995/97 Karar sayılı kararı ile "... Dava konusu taşınmaz mazbut vakıflardan olup kök muris ... adına kayıtlı Haziran 1289 tarihli ve 584 no da kayıtlı iken vakfedilmiş olup; tapu kaydı ve vakfiye hudutları zemine aynen uyduğu, mazbut vakıfların devletin yönetimine tabi olup yönetimin vakıflar tarafından kullanıldığı.." gerekçesiyle intikal tapularının iptali ile teknik bilirkişi raporunda A ve B ile gösterilen yerlerin mazbut vakıf olarak ... adına tesciline..." karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, Hazine ve davalılardan ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.03.1998 tarihli ve 1998/2824 Esas, 1998/3177 Karar sayılı kararıyla "... Yargılama sırasında bir kısım davalıların öldüğü, ancak mirasçıları dahil edilerek taraf teşkili sağlanmadan hüküm verilmesinin isabetsiz olduğuna..." değinilerek sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonucu dava Keşap Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/87 Esas numarasına kaydedilmiş ve 2007 yılında yörede kadastro çalışmalarının başlaması sonucunda 10.05.2007 tarihli ve 1998/87 Esas, 2007/54 Karar sayılı karar ile kadastro mahkemesine aktarılmıştır. 4. Kadastro Mahkemesinde 2013/10 Esas numarasına kaydedilen bu dava da 26.05.2015 tarihli ve 2015/11 Karar sayılı karar ile esas hakkında hüküm verilmiştir. F. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... 103 ada 2 ve 105 ada 13 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında bir bütün olup davalı tarafların kök murisi Tosunoğlu ...Bini Süleyman adına Haziran 1289 tarihli ve 584 sıra numarası ile tapuda kayıtlı olduğu, kök murisin dosya içerisinde mevcut Vakıflar Genel Müdürlüğünce tercümesi yapılmış 1301 tarihli vakfıye kaydı ile davaya konu taşınmazların üzerindeki eşcarı vakfettiği, ilgili vakfiye kaydının kök murise ait 584 sıra nolu tapu kaydında gösterilmediği, davacı ... İdaresinin açmış olduğu davanın konusunun ilgili vakfıye kaydına dayanarak eşrarı ile birlikte taşınmazın rekabesinin de vakıflar idaresi adına tapuya kayıt ve tescili davası olduğu, ... mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanıklarca davaya konu edilen her iki taşınmazın vakıf yeri olarak bilindiğinin ifade edilmesi, komşu taşınmazlara uygulanan kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü vakıf okuması, bir kısım mirasçıların kabul beyanları, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Başkanlığının 09.06.1942 tarihli ve 1942/2012 Esas, 1942/1525 Karar sayılı ilk bozma ilamının içeriği, davaya konu kök muris Tosunoğlu ...Bini Süleyman tarafından oluşturulan vakfın mazbut vakıflardan olması, bir kısım davalı ve dahili davalıların davadan sonra kök murisleri tarafından vakfedilen ve vakıf yeri olarak bilinen davalı taşınmazlara ait 584 sıra nolu tapu kaydını revizyona sokup işlem yapmaları nazara alınmak suretiyle Mahkememizce davalı taşınmazların eşcarı ile birlikte rekabesinin de mazbut vakıf adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği..." gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... Kayyımı ve Hazine vekili ile davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Kayyımı ve Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğu; dava konusu taşınmazın tespitine esas tapu kaydının yargılama sırasında tedavül gördüğü ve satın alan kişiler adına tescil olunduğu kayda dayalı hak iktisap edenlerin haklarının korunması gerektiği, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve uzun zamandan beri kamu malı olan yerlerden olduğu ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... temyiz dilekçelerinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu; kendilerinin tespite esas alınan tapu kaydı ve intikallerinde kayden pay sahibi oldukları; vakıf konusunda yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, vakfın niteliği hususunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığı, vakfın niteliğinin açıklığa kavuşturulmadığı, vakfiyede sadece eşcarın vakfedildiğinin mahkemece kabul edildiği halde ve somut olayda rakabenin vakfedildiğine dair bir delil de elde edilemediği halde, taşınmazın vakıf adına tescilinin isabetsiz olduğu, vakfın irsadi mi yoksa gayri irsadi mi olduğu hususlarında bilimsel bir değerlendirme de yapılmadığını öne sürerek ve re'sen dikkate alınacak diğer deliller birlikte değerlendirilerek hükmün bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Çekişmeli taşınmazlara kadastro tespiti sırasında revizyon gören 1289 yoklama tarihli ve 584 sicilden gelen tapu kayıtlarının ve vakfiyenin çekişmeli taşınmaza aidiyeti taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık; davacı ... İdaresi tarafından dayanılan vakfiye'nin sadece eşcara mı ilişkin olduğu yahut eşcar ile birlikte rakabeyi de kapsayıp kapsamadığı hususlarına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13, 14, 15, 18 nci ve 27 nci maddeleri 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile esas hakkında hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmazın sadece eşcarının mı vakfedildiği, yoksa eşcarı ile birlikte rakabenin de vakfedilip vakfedilmediği hususlarına ilişkin olup mahkemece bu hususta vakıf konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmadan, bir kısım mirasçıların kabul beyanlarına ve tapu kaydının davanın açıldığı 1941 tarihinden sonra intikal görmesine atıf yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Zira; eldeki dava 1941 yılında açılmış olup, dava tarihi ve yargılama sırasında hukuken ayakta bulunan tapunun intikal görmesi, tapu malikleri ve mirasçıları aleyhine delil olarak değerlendirilemez. Hal böyle olunca; vakıflar hukuku konusunda uzman olan üç kişiden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığı ile dosyada mevcut vakfıye kaydı üzerinde inceleme yaptırılmalı ve vakfiyeye sadece eşcarın mı (yani sadece ağaçları/hasılatının vs. mı?) dahil olduğu, yoksa rakabenin de (aynının/zemininin) vakfiye kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği kesin olarak belirlenmeli, şayet rakabenin de kapsama dahil olduğu sonucuna varılırsa yine taşınmazın vakıf adına tescil edilmesi gerekeceği düşünülmeli; şayet vakfiyenin sadece sadece eşcarı kapsadığı anlaşılır ise bu durumda somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca re’sen araştırma kuralı geçerli olduğundan ve tarafların dayandığı tapu kaydının yargılama sırasında, 1961 ve sonraki yıllarda kayden intikal ettiği dikkate alınarak ve bu husus 3402 sayılı Kanun'un 40 ncı maddesi ile birlikte değerlendirilerek tesis ve gitisi olan tapu kayıtlarında malik olarak payları bulunan/ payları kalan şahısları tespit edilmeli; gerekirse bu konu da kayıtlar üzerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılmalı, bundan sonra taşınmazların, açıkta pay kalmayacak şekilde tespit edilecek son kayıt malikleri adlarına tescil edilmesi gerektiği düşünülmeli, ayrıca kök kayıt maliki murisin terekesi karşısında davacı vakfın 3. kişi durumunda bulunduğu ve vakfa karşı iştirak halinde mülkiyette bir kısım mirasçıların kabul beyanlarının tek başlarına sonuç doğurmayacağı da dikkate alınmalı; ancak kabul beyanı bulunanların tapularda müstakilen pay sahibi olduklarının anlaşılması halinde ise bunların paylarının vakıf adına tescil edilmesi gerekip gerekmeyeceği tartışılıp değerlendirilmeli ve bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup Hazine ve ... vekili, davalılar ... ve ... temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'a iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/6636, K. 2023/131, T. 17.01.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-6636-e-2023-131-k-bf564ae78599