Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6535 E. 2024/6605 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6535
- Karar No
- 2024/6605
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/319 Esas, 2021/511 Karar KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1970 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosu bulunduğu, daha sonra evvelce sınırlandırılmamış ormanların kadastrosu ile sınırlandırılması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması 02.09.1994 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği, sonrasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) Ek 4ncü maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, Manavgat ilçesi ... köyü, 104 ada 1509 parsel sayılı 8.856,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili (Manavgat Kadastro Mahkemesine sunduğu) dava dilekçesinde, Antalya ili Manavgat ilçesi ... köyü Asar mevkiindeki dava konusu 104 ada 1509 parsel sayılı taşınmazın yapılan 2/B kadastro tespiti sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, taşınmazı 20-25 yıldır kendilerinin kullanmasına rağmen tutanağın beyanlar hanesinde kullanıcı olarak isimlerinin yazılmadığını belirterek yanlış yapılan tespitin iptali ile taşınmazın kendi adlarına tescilini istemiş, davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır. Manavgat Kadastro Mahkemesinin 2010/186 Esas, 2011/55 Karar sayılı dosyası ile başlayan yargılamada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2011/10862 Esas, 2011/15174 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi yönünden bozulmasına karar verilmiş, Manavgat Kadastro Mahkemesinin 17.04.2012 tarihli ve 2012/10 Esas, 2012/14 Karar sayılı kararı ile görevsizliğine karar verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, Manavgat 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/308 Esas sayılı dosyası ile yargılamaya devam edilmiştir. Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince 27.02.2014 tarihli ve 2012/308 Esas, 2014/36 Karar sayılı kararı ile, taşınmazın 20 yıldan fazla süredir davacıların zilliyetinde olduğu, 40-45 yıl öncesinden tarla tarımı yapılan arazi niteliğinde bulunduğu, kesinleşen orman tahdidi dışında olduğu, imar ve ihyasının davacı tarafça tamamlandığı, taşınmazda hak iddia eden başka kimsenin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 30.11.2010 tarihli fen raporunda B harfi ile gösterilen yerin davacılar adına eşit hisse ile tesciline karar verilmiş, davalı Hazine vekilinin temyiz isteminde bulunması sonrasında Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.10.2019 tarihli ve 2019/3404 Esas, 2019/5593 Karar sayılı ilamıyla; orman ve zilyetlik araştırmalarının yapılması için karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; zilyetlikle iktisap koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.