Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4869 E. 2024/5347 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4869
- Karar No
- 2024/5347
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Ankara ili Çubuk ilçesi ... ... mahallesinde bulunan dava konusu 455 ada 21 parsel (eski 5396 parsel) sayılı 3.307,46 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe niteliğinde, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1993 yılından beri ... oğlu ... kullanımında olduğu ve üzerindeki vişne ağaçlarının ...'a ait olduğuna dair şerh yazılı olarak Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı vekili; Ankara ili Çubuk ilçesi ... ... Mahallesinde 5831 sayılı Tapulama Kanunu'nun 8 inci maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu 4 üncü maddesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesine göre yapılan çalışmalar sonucunda Hazine adına orman dışına çıkarılan yerlerde yapılan kadastro çalışmalarının kontrol işlemleri ve askı ilan itirazları ile ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda; Ankara Kadastro Müdürlüğünün 31.01.2012 tarih ve 376 sayılı askı ilan cetvelinde Hazine adına kayıtlı, cinsi ham toprak olarak belirlenen tabloda parsel numarası yazılı 5396 parselin ormancılık tekniği ve orman mevzuatına göre eylemli orman olduğunu belirterek, 5396 parsel sayılı taşınmazla ilgili kadastro tespitine itirazın kabulüne ve taşınmazın eylemli orman (ağaçlık) kısaca orman olarak kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili; Çubuk ilçesi ... ... mahallesinde bulunan taşınmazların bir kısmının ham toprak, bir kısmının da bahçe vasfında olduğu için orman sınırları dışına çıkartıldığını, 3 kişilik orman mühendislerinden oluşacak bilirkişi heyeti eşliğinde yapılacak keşifle mezkur taşınmazların hem eylemli orman vasfında olmadığının hem de 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinde belirtilen tarih öncesinde orman vasfını kaybettiğinin ortaya çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 05.05.2016 tarihli ve 2015/476 Esas, 2016/276 Karar sayılı kararla; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında 1995-1998 yılları arasında yapılan uygulama çalışmaları sonucunda, 31.12.1981 tarihinden evvel bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybettiğinden bahisle orman sınırları dışına çıkarılarak bahçe vasfıyla Maliye Hazinesi adına tapuya tescil edildiği, usul ve yasaya uygun, denetime elverişli 27.04.2016 tarihli bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği üzere taşınmazın eylemli halinin orman (ağaçlık) vasfında olduğu ve tapu kaydında bahçe olarak belirtilen niteliğinin fiili durumla örtüşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara ili Çubuk ilçesi ... mahallesi 5396 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde yazılı "... oğlu ...'ın 1993 tarihinden beri kullanımındadır. Üzerindeki vişne ağaçları ...'a aittir" ibarelerinin kaldırılmasına, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "Taşınmaz eylemli ormandır" ibaresinin yazılmasına, taşınmazın tapu kaydında bahçe olan vasfının "orman (ağaçlık)" olarak değiştirilmesine karar verilmiştir. Hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2016/14478 E., 2019/4965 K. sayılı ilamıyla; "... dava Orman Yönetimi tarafından eylemli orman iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece mahallinde yapılan keşifte yer alan orman ve ziraat bilirkişilerince hazırlanan ve hükme de esas alınan raporlarda, çekişmeli taşınmaz üzerinde 1980'li yıllarda vişnelik tesis edildiği ancak yaklaşık on yıl evvel terk edilerek kendi haline bırakıldığı, sahada dağınık vaziyette kalan vişne ağaçlarının ise bakımsızlıktan tamamen kurumuş olduğu, hali hazırda meyve bahçesi ya da tarım arazisi olarak kullanılmadığı, sahada ayrıca eğimi fazla olan kuzey ve batı bölümlerinin meşe türü orman ağaçları ile kaplı olduğu tespit edilmiş olup, taşınmazın kısmen eylemli orman niteliğinde olduğu anlaşıldığından, mahkemece keşif yapılıp eylemli orman niteliğinde olan bölümler belirlenerek bu bölümler yönünden davacı yönetimin davasının kabulüne karar verilmesi, geriye kalan ve eylemli orman niteliğinde olmayan bölümler yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamı yönünden davanın kabulü yolunda hüküm kurulması isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu taşınmazın büyük bir kısmının açıklık ve güneyinde az bir alanın yeşil alan (vişnelik) olduğu ve eylemli hali ile açıklık alan ve vişne ağaçları ile kaplı olduğu, birkaç münferit meşe ağacının bir meşcere oluşturmadığı, tapu kaydında belirtilen niteliğinin fiili durumla örtüştüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.