Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4574 E. 2024/6570 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4574
- Karar No
- 2024/6570
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/410 E., 2020/531 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Çanakkale ili Yenice ilçesi Kabalı köyü 139 ada 93 parsel sayılı taşınmazın çevresinin devlet ormanı ile çevrili olduğunu, ormandan kazanıldığını, orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, orman bütünlüğünü bozduğunu, ormanların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağını, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre eğim durumu %12 yi aşan yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıdığını ileri sürerek, taşınmazın davalı adına olan tapunun iptali ile orman olarak Maliye Hazinesi adına tapuya tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "... çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde düzenlenen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının davalı yararına oluştuğu " gerekçesiyle verilen davanın reddine dair karar, davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 17.05.2017 tarihli ve 2015/16671 Esas, 2017/4499 Karar sayılı ilamıyla; " hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazın tarihsiz memleket haritası ve hava fotoğrafında açık alanda kaldığının bildirildiği ve taşınmazın yerinin memleket haritası üzerinde basitçe gösterildiği, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulamayacağı açıklanarak, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, 1992 yılında kadastro çalışması yapıldığına göre 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile en eski hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi, tarım uzmanı ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dosya arasına getirtilen belgelerin çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın bu belgelerde ve stereoskopik inceleme yoluyla hava fotoğraflarında ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmes, söz konusu belgelerin fen ve uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, davalı tarafça tapu kaydına dayanılmadığı, zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescilin yapıldığı gözetilerek, çekişmeli yeri dört yönden çevreleyen parsellere ait tutanaklar ve tapu kayıtlarının getirtilmesi, taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklığı olup olmadığının denetlenmesi, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, öncelikle davacı tarafça dosyaya sunulan 29/12/1944 tarih cilt 5, sayfa 54, 40 sıra numaralı tapu kaydının taşınmaza uyup uymadığının araştırılması, tapu kaydının uymaması durumunda bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması ve bu kapsamda, yapılacak keşifte ve hava fotoğrafları üzerinde tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yönde rapor alınması, komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanmalı, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması, varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp, tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davalılar yanında, önceki bayiiler yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması " gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... Dava konusu Çanakkale ili Yenice ilçesi Kabalı köyü 139 ada 93 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit gördüğü, bilirkişilerin sunmuş olduğu raporlar dikkate alındığında orman amenejman planı, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre dava konusu edilen yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği, bu nedenlerle davalı taşınmazın davalı üzerinde bırakılması gerektiği, bilirkişi raporlarının yargıtay bozma ilamındaki noksan ikmalini de giderdiği, denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olup hükme esas alınabilir olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili'nin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.