Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4307 E. 2024/6590 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4307
- Karar No
- 2024/6590
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2014/45 E., 2022/1 K. DAVA TARİHİ : 16.09.2003 KARAR : Davacı ... ve dava ...'nun davalarının kısmen kabulüne Limoncu vekili, Davalı ... ve ... vekili, Davalı Hazine vekili Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ... ve dava ...'nun davalarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili, davacı-davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 177 ada 2, 6 ve 7 parsel sayılı 2.658,53 - 3.289,22 ve 1.277,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak sırasıyla ..., ... ve ... adına komisyon kararıyla; 177 ada 4 ve 5 parsel ile 179 ada 1 parsel sayılı sırasıyla 1.038,06 - 731,21 ve 2.629,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 177 ada 2, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak tereke adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 177 ada 4, 5, 6 ve 7 parsel ile 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazların müşterek muris ... tarafından kendisine hibe edildiği iddiasına dayanarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... savunmasında; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 177 ada 4 ve 5 parsel ile 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazların irsen intikal ve taksim sonucu kendisine kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... savunmasında; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 177 ada 7 parsel sayılı taşınmazın irsen intikal ve taksim sonucu kendisine kaldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... mahkemece sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle taraflara tanık bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile önceki keşiflerde dinlenilen yerel bilirkişiler de hazır olduğu halde taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, dava konusu bu taşınmazların tamamının mı yoksa uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritada (A) harfi ile gösterilen bölümlerinin mi ...'dan intikal ettiğinin sorulup saptanması, taşınmazların tamamının ...'dan intikal ettiğinin anlaşılması halinde ...'ın; sadece (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün ...'dan kaldığı ve geriye kalan bölümler üzerinde ... yararına imar ihya yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunun anlaşılması halinde ise ayrı ayrı ... ve ...'ın taşınmaz bölümlerini sağlıklarında bağışlayıp bağışlamadıkları, bağışlamış iseler kime bağışladıkları ve bağışlama ile beraber mülkiyetin intikalini sağlayan zilyetliği de devredip devretmedikleri, bağışlama yok ise ölümlerinden sonra terekelerinin yöntemince taksim edilip edilmediğinin saptanması, taksim yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı yada mirasçıların miras payına isabet ettiği yolunda olaylara dayalı bilgi alınması, diğer mirasçı yada mirasçıların miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiğinin duraksamasız belirlenmesi, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi, uyuşmazlığın niteliğine göre, deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz yada ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığının göz önünde tutulması, bir yada bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedinin belirlenmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi ..." değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; 177 ada 2 ve 7 parsel sayılı taşınmazların (A) harfi ile gösterilen kısımlarının dip muris ...'a ait olduğu, mezkur taşınmazların geri kalan kısımları ile 177 ada 4, 5 ve 6 parsel ile 179 ada 1 sayılı taşınmazların muris ... Yılmaz'a ait olduğu, taşınmazların taksim, paylaştırma ve bağışa konu edilmediği, ancak pay devirlerinin olduğu dikkate alınarak davaların kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, davacı- davalı ... vekili, davalı ... ve ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Dava konusu 177 ada 3 ve 197 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, davalı Hazine lehine verilen önceki günlü hükmün Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi'nin 02.03.2006 tarihli ve 2006/433-534 E.K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği dosya içeriği ile saptanmış olup, İlk Derece Mahkemesice oluşturulan sonraki hükümle de davalı Hazine aleyhinde hukuksal bir durum yaratılmamıştır. Dava konusu 177 ada 2, 4, 5, 6 ve 7, 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise Hazine tespit maliki olmadığı gibi bu parsellere yönelik usulüne uygun bir katılma talebi de bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu 177 ada 2, 4, 5, 6 ve 7, 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan Hazine'nin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ... vekili ve davacı- davalı ... vekili'nin 177 ada 4 ve 5 parsel ile 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davalı ... ve ... vekili ve davacı ... vekili 117 ada 2 ve 7 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, hüküm yerinde çekişmeli taşınmazların (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen kısımlarına ilişkin hükümde pay ve payda eşitliği sağlanmadığından hükmün infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince, belirtilen husus gözetilmeksizin, infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edilmiş olması isabetsiz olduğundan, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 4.a.Davacı ... vekilinin 177 ada 6 parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4.b. Davacı - davalı ... vekilinin 177 ada 6 parsele yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 308 ve devamı maddelerine göre kabul, davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davalı ... tarafından dava kabul edildiğine göre, davanın kabul nedeniyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, davalının kabul beyanı gözardı edilerek karar verilmiş olması isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenle davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davacı ... vekili ve davacı- davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının yukarı da (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile dava konusu 177 ada 4 ve 5 parsel ile 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yukarıda (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... ve ... vekili ve davacı ... vekilinin, dava konusu 117 ada 2 ve 7 parsellere ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parseller hakkında İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Davacı ... vekilinin, 177 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (4.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE; Davacı - davalı ... vekilinin 177 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (4.b) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacı ... vekili ve davacı- davalı ... vekilinden ayrı ayrı alınmasına, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.