Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3907 E. 2023/1454 K. – Uygulama Kadastr

Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3907
Karar No
2023/1454
Karar Tarihi
Konu
Uygulama Kadastrosuna İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/15 E., 2021/42 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Uygulama kadastrosu sırasında ... İlçesi, ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davacılar ... ve paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 756 parsel sayılı 3000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 209 ada 85 parsel numarasıyla ve 2.404,17 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve diğerlerinin murisi ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 755 parsel sayılı 2000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 209 ada 86 parsel numarasıyla ve 2465,00 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2.Davacı ... dava dilekçesinde; paydaş olarak adına kayıtlı eski 756 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu çalışması sırasında yüzölçümünün küçültüldüğünü, komşu eski 755 parselin ise yüzölçümünün arttığını öne sürerek taşınmazının eski yüzölçümüyle tapuya tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2015 tarihli ve 2014/1 Esas, 2015/17 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2016/6309 Esas, 2019/1268 Karar sayılı kararıyla; davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesinden kaynaklanan uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olduğu, davacı ...'ın kayıt maliki olduğu eski 756 yeni 209 ada 85 parsel sayılı taşınmazın müşterek mülkiyete dayalı olarak davacı ve paydaşları adına kayıtlı olduğu, davanın, niteliği itibariyle bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması veya tamamının katılımının sağlanması suretiyle davaya devam edilmesi zorunlu bulunduğu, bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, davacıya diğer paydaşların davaya katılımını sağlaması için süre ve imkan tanınması, bundan sonra yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya diğer maliklerin davacı olarak eklenerek ilgili bozma ilamı doğrultusundaki eksikliğin giderildiği, önceki 19.11.2015 tarihinde verilen kararda herhangi bir değişiklik yapılmadan tarafların esasa ilişkin beyanları alınması nedeni ile yargılamaya ilgili karar doğrultusunda son verilmesi uygun bulunduğu, (Yargıtay bozma ilamında bozma sebebinin taraf teşkilinin sağlanmadığı olması gerekçesi ile bu eksikliğin giderilmesi nedeni ile) gerekçesiyle davanın reddine, eski 756 (yeni 209 ada 85), eski 755 (yeni 209 ada 869 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar temyiz dilekçelerinde; alınan bilirkişi raporunun doğru olmadığını, fiili kullanım durumuna göre tespitin yapıldığını, kendilerinin bu taşınmazı almadan önceki maliki tarafından komşu taşınmazın malikine ait hayvanların girmemesi için rastgele çekilen tel örgünün uygulama kadastrosuna esas alınamayacağını, keşifte kendilerinin aradaki sınırın armut ağacı olarak belirtmelerine rağmen bilirkişilerin bu beyanı dikkate almadıklarını, fiili kullanım durumunun bahane edilerek mülkiyet haklarının ellerinden alındığını belirterek bu nedenle hükmün bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazlar arasındaki sınırın tesis kadastrosu ile oluşturulan sınıra uygun şekilde belirlenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 22/A maddesi 3. Değerlendirme 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (IV.B) bendinde yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamıyla uyumlu bulunmamaktadır. Tesis Kadastrosunun 1982 yılında fotoğrametrik ölçü yönteminin kullanılmak suretiyle yapıldığı, bu nedenle ölçü krokisinin bulunmadığından sınırlandırma ve tersimat hatasından söz edilemeyeceği, fen bilirkişilerince düzenlenen rapor ve ekinde düzenlenen tesis kadastrosunun yapıldığı 1891 tarihine en yakın 1975 tarihli hava fotoğrafı üzerinde yapılan çakıştırma sonucunda stereoskopik aletle incelemeye gerek kalmaksızın gözle de açıkça görüldüğü üzere her iki taşınmazın dış kullanım sınırlarının tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu sınırları ile aynı olduğu (çakıştığı) görülmektedir. Uygulama kadastrosu sırasında her iki taşınmaz adasında bulanan çit sınırının sabit sınır olarak alınmak suretiyle uygulama sınırının belirlendiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar, taşınmaz başında yapılan keşif ve alınan beyanlara göre dava konusu taşınmazlar arasında bulunan telin yaklaşık 25-30 yıl öncesinden beri mevcut olduğunu, tel çekilmeden de bu hattın taşınmazlar arasında sınırı teşkil ettiği ifade edilmiş ise de yukarıda belirtilen 1975 tarihli hava fotoğrafı, tesis paftası ve uygulama sınırlarının çakıştırılması sonucu düzenlenen harita üzerinde tel örgünün çekildiği hat üzerinde bu şekilde bir sınırın gözlemlenmediği, bu haliyle tel örgünün sabit sınır olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, davacının kendi taşınmazının devamı olduğunu iddia ettiği (armut ağacının sınır alınmak suretiyle) belirlenen (A) bölümünün bitimi itibariyle ve bu sınır hattı boyunca ağaç/ağaççıkların da sınır görevi gördüğü ve bu hattın açık bir şekilde her iki taşınmazın sınırını oluşturduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; davalılar adına kayıtlı 209 ada 86 (eski 755) parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 287,72 m2 yüzölçümündeki bölümünün bu parselden ifrazı ile davacılar adına kayıtlı 209 ada 85 (eski756) parsele eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesi ve uygulama kadastro sınırının bu şekilde belirlenmesi gerekirken, dosya kapsamında toplanan delillere aykırı düşecek şekilde davanın tümden reddine karar verilmesinde isabet bulmadığı anlaşıldığından (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarının kabulüne karar verilmiştir. VI.KARAR Açıklanan nedenlerle; 1.Yukarıda ((V.C.3.1.) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (V.C.3.2.) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3907, K. 2023/1454, T. 14.03.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-3907-e-2023-1454-k-89b0067696cd