Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/3314 E. 2023/722 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3314
Karar No
2023/722
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/180 E., 2021/149 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen kullanım kadastrosuna itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili ve davalılar Hazine ile Tapu Sicil Müdürlüğü vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 3402 sayılı Kanun'un (5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle eklenen) Ek 4 üncü maddesi gereğince 2011 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan tapulama harici olan taşınmaz 28421 ada 221 parsel ve 3.559.52 metrekare yüzölçümü ile kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'un fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2.Davacı vekili Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde; davacı ...'ın, çekişmeli 28421 ada 221 parsel sayılı taşınmazı daha önceki kullanıcısı durumundaki ...’tan 16.11.2005 tarihinde 17.000 metrekarelik kısmının zilyetliğini devraldığını, devraldığı taşınmazı imar-ihya ederek nar bahçesi haline getirdiğini, halen üretim ve kullanımının da devam ettiğini, bahçenin sulaması için kullanılan su kaynağının da davacıya ait kaynaklardan sağlandığını, her nasılsa davacının haberi olmadan 2/B kapsamındaki arazilerin tespit ve düzenleme işlemin sırasında dava konusu yerin yanlışlıkla davalı adına yapıldığını, ayrıca bu kısmın tapulama harici bırakıldığını, ancak yerin davacının kullanımında olduğunu, bu nedenlerle davalı adına yapılan tespit ve düzenlemenin iptali ile davacı adına tespitine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; öncelikle açılan davada Sulh Hukuk Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, bu nedenle görevsizlik nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Hazine'nin açılan davada taraf sıfatı olmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı ...'ın, babası ...'tan 2/B kapsamında bulunan araziden 17.000 metrekare büyüklüğünde bir yer aldığını, bu taşınmazın davacı adına belirlenerek 28421 ada 48 parsel olarak askıya çıktığını, davacının satın aldığı taşınmaz dışında kalan ve kendisine ait 3.559 metrekarelik yeri de fiilen işgal ederek hakkına tecavüz ettiğini, davanın haksız olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 24.12.2012 tarihli ve 2012/667 Esas, 2012/1402 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. ... 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.10.2015 tarihli ve 2015/10627 Esas, 2015/12403 Karar sayılı kararıyla; kullanım kadastrosu tespitlerine karşı, askı ilan süresi içinde açılacak davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 11 ve 26 ncı maddeleri uyarınca Kadastro Mahkemeleri, askı ilan süresi sona erdikten sonra açılacak davalarda ise genel mahkemelerin görevli olduğu, bu tür davaların, çekişmesiz yargı işi sayılamayacağından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile Sulh Hukuk Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Sulh Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile görevsizlik kararı verilmiştir. C. Asliye Hukuk Mahkemesince Verilen Karar ... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 03.06.2021 tarihli ve 2019/180 Esas, 2021/149 Karar sayılı karar ile dava konusu taşımazın tescil harici tapuya kayıtlı olmayan bir taşınmaz olduğu, kullanım kadastrosu yapılması sırasında kullanıcı olarak gözüken (tesbit zilyedi) kişi aleyhine açılan zilliyetlik beyanının düzeltilmesine ilişkin olduğu, dava konusunun davalının babası tarafından davacıya adi yazılı şekilde satılan 17 dönüm haricinde hiç imar ve ihya yapılmayan yere ilişkin olduğu, anık beyanları, mahalli bilirkişi beyanına ve tüm dosya kapsamına göre davacı 17 dönüm yeri aldıktan sonra imar ihya edilmeyen kısmı da imar ve ihya ederek zilyetliğini devraldığı yerle birlikte bir bütün olarak nar bahçesi haline getirdiği, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 Sayılı Kanun) 7 nci maddesinde ormandan Hazine adına çıkartılan taşınmazların kullanıcısına satışına ilişkin hükümlerin düzenlendiği, kullanım kadastrosu yapılırken dava konusu taşınmazın tamamının davalı ... tarafından kullanılıyormuş gibi beyanlar hanesine şerh düşüldüğü, davacının da tespite süresinde itiraz edemediği için Mahkeme nezdinde taşınmaz henüz Hazine adına kayıtlı iken kullanıcı şerhinin düzeltilmesi ve zilyetliğin tespiti istekli dava açtığı, yapılan yargılama sonucunda davacının taşınmazda davaya konu taşınmazın kullanıcısı olduğunun belirlendiği, 6292 sayılı Kanun'un çıkış tarihi 2012 olup davacının ilk davayı açtığı tarih itibariyle satış başvurusu hakkının henüz devam etmekte olduğu ancak tapuda kullanıcı şerhi yazılı olmadığı için satış başvurusunda bulunmadığı, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre davacının bu hakkının olduğuna İlk Derece Mahkemesince kanaat getirildiği, ancak bu arada Hazine tarafından tapudaki beyanlar hanesine göre taşınmazda hak sahibi olan ...'a taşınmazın satıldığı, davacının taşınmazdaki kullanıcısı olduğu bölümle ilgili davalının satın alma yetkisinin bulunmadığı, bu durumda davacının hak sahibi olduğu kısımla ilgili tapunun yolsuz olarak oluştuğu, hak sahibi olmadığı halde davalının bu bölümle ilgili de tapu maliki olduğu, bu durumda davacının, davalının Milli Emlak Müdürlüğüne yaptığı ve eldeki bu davada dava konusu edilen bölüm yönünden İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuna göre belirlenen bedel davacı tarafa depo ettirilerek ... ... Mahallesine kayıtlı 28421 ada 221 parselin (yeni 29091 ada 19 ve 23 parsel) davalının tapusunun iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline, davacı vekilince Mahkeme veznesine yatırılan 42.714,24TL'yi 28.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve devam eden nemaları da dahil olmak üzere karar kesinleştiğinde davalı ...'a verilmesine karar verilmiş, ayrıca; davalının, davacının taşınmazın bir kısmındaki hakkını bildiği halde tümünü satın almak için girişimde bulunarak adına tescilini sağlamasına yönelik tutumunun işbu davanın açılmasını zorunlu kıldığı anlaşılmakla vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçlardan davalı ... sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili ile davalılar Hazine ve Tapu Sicil Müdürlüğü vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın davanın konusunu değiştirmesine muvafakatlerinin olmadığını bildirdikleri halde İlk Derece Mahkemesince nazara alınmadığı, yine dava konusu taşınmazın, 6292 Sayılı Kanun hükümlerine göre davalı ...'a satıldığını, 6292 Sayılı Kanun'a göre şahıslar adına oluşturulan yerlerle ilgili dava açılamayacağı, Yargıtay kararlarında dava devam ederken dava konusu taşınmazın 6292 Sayılı Kanun'a göre satılması halinde davanın reddi gerektiğinin açıkça vurgulandığı, ayrıca dava konusu taşınmazda davacının her hangi bir kullanım hakkının söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazın kullanım hakkının davalı ...'a ait olduğu, davacı taraf lehine vekalet ücreti ve yargılama giderleri hükmedilmesinin hatalı olduğu beyan edilerek mahkeme kararının bozulması istenmiştir. 2. Davalı Hazine ile Tapu Sicil Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın davalı ... adına tescilinin yapılması için 6292 Sayılı Kanun kapsamında 07.08.2012 tarihli ve 17780 sayılı ...'un başvurusuna istinaden taşınmazın Hazine uhdesinden çıktığını, taşınmazda Hazine hissesi kalmamış olduğu dikkate alınarak Hazine yönünden açılan davanın reddine karar verilerek Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olması yine aynı şekilde kendisine husumet yöneltilemeyecek olan ... yönünden de davanın husumetten reddedilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürerek mahkeme kararının bozulması istenmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1.Dava, 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanunla eklenen Ek-4 üncü madde uyarınca yapılan kadastro sonucu oluşan tapu kaydı beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile davacı adına kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir. 2. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın, davacı tarafın dayandığı 16.11.2005 tarihli senetle davalının murisi tarafından davacıya devredilip devredilmediği ve davacı tarafın taşınmaz üzerinde fiili bir kullanımının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi, 3402 sayılı Kanun'un ek 4 üncü maddesi. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince yukarıda (IV. C) numaralı paragrafta açıklanan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava, 3402 sayılı Kanun'na 5831 sayılı Kanun'un 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek-4 üncü maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Bu nitelikteki davaların görülebilmesi için kullanım kadastrosuna tabi tutulan taşınmazın Hazinenin mülkiyetinde bulunması gerekir. Eldeki davada, çekişmeli taşınmaz, dava tarihinde Hazine adına kayıtlı olmakla birlikte, yargılama sırasında 25.09.2013 tarihinde, lehine kullanım şerhi bulunan davalı ...'a 6292 sayılı Kanun uyarınca satılmış ve böylelikle taşınmaz Hazinenin mülkiyetinden çıkmıştır. Taşınmazın davalı ... adına tapuya tescil edilmesi nedeniyle artık şerhe yönelik dava konusuz kalmıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın konusuz kalması nedeniyle, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava tarihi itibariyle haklılık durumuna göre yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de, dava, fiili kullanım şerhinin düzeltilmesine yönelik olup taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmadığından hüküm altına alınması gerekli harcın ve vekalet ücretinin maktu olması gereğinin dahi dikkate alınmaması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/3314, K. 2023/722, T. 16.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-3314-e-2023-722-k-45ac3bb90502