Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2859 E. 2022/6969 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2859
- Karar No
- 2022/6969
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında ... Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kararın Hazine tarafından temyizi üzerine ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar bozulmuş olup, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince bozmaya uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında ... İli Merkez İlçe Şahinkaya Mahallesi çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1859 parsel sayılı 2.500,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 110 ada 429 parsel numarasıyla ve 2.318,35 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 333 parsel sayılı 6.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 110 ada 425 parsel numarasıyla ve 6.000,42 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümü 2.318,35 metrekare olarak belirlenmiş olmakla beraber, tesis paftası üzerinden yapılan sayısallaştırmaya göre taşınmazın yüzölçümünün 2.857,00 metrekare olduğunu ileri sürerek dava açmış, yargılama sırasında ise taşınmazdaki eksikliğin taşınmaza komşu 110 ada 425 parselden kaynaklandığını ileri sürerek bu parsel malikini davaya dahil etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, eski 1859 parsel (yeni 110 ada 429 parsel) sayılı taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilip, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince davacı Hazinenin istinaf başvurusunun HMK.'nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, ... Kadastro Mahkemesinin 2013/22 Esas, 2016/23 Karar sayılı hükmünün HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince düzeltilmesine, davanın reddi ile 110 ada 425 ve 429 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tesciline karar verilmiş ve bu kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine ise, Dairemizce; ...Bölge Adliye Mahkemesince, HMK’nin 353/(l)-b.l ve aynı Kanun’un 353/(1)-b.2 maddelerine dayanılarak istinaf başvurusunun kabul edilmesi suretiyle, ... Kadastro Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli ve 2013/22 Esas, 2016/23 Karar sayılı ilamının HMK’nin 353/(l)-b.2 maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına karar verilip yeniden hüküm kurulması gerekirken, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildikten sonra, Yerel Mahkeme hükmünün düzeltilmesi cihetine gidildiği açıklanarak, Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden hüküm kurulmadan Yerel Mahkeme kararına ekleme yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna değinilerek hüküm bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Hazine'nin istinaf başvurusunun kamu düzeni bakımından kabulü ile ... Kadastro Mahkemesi'nin 2013/22 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararının kaldırılarak HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddi ile 110 ada 425 ve 429 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitleri gibi tesciline karar verilmiş ve bu karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli; keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı; teknik bilirkişiden, denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Somut olayda; öncelikle İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli ve 2013/22 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı; Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli kararı ile düzeltilerek yeni bir hüküm kurulduğuna, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararı da Dairemizce 27.09.2021 tarihinde bozulduğuna göre; Yargıtay bozma ilamından sonra Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi yapılmayıp, yeniden hüküm oluşturulması gerekirken; bozma kararı öncesi Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ortadan kaldırılan 14.12.2016 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi yapılması hatalı olduğu gibi, işin esasına yönelik olarak yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli değildir. Dosya kapsamında 22.04.2014 ve 16.06.2015 tarihlerinde iki ayrı kez keşif icra edilerek, bu keşifler sonucunda teknik bilirkişilerden kök ve ek raporlar alınmıştır. Sözü edilen keşifler sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; davacı Hazine'ye ait taşınmazın sınırlarının bilinemediği gibi bu taşınmaz ile komşu taşınmazların ara sınırında sabit nitelikte sınır bulunduğuna ilişkin bir beyanda da bulunulmamıştır. 22.04.2014 tarihli keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 15.05.2014 tarihli teknik bilirkişi raporunda; çekişmeli 110 ada 429 parsel sayılı taşınmaz ile komşu taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ölçü değerleri ada bazında bilgisayar ortamına aktarıldığında pafta tersimatı ile ölçü değerlerinin birbirini teyit ettiğini, tesis kadastrosu paftası, zeminde mevcut kullanım durumu ve uygulama kadastrosu paftası çakıştırıldığında, tesis kadastro paftasının, zeminde mevcut kullanım durumu ile uygulama kadastro paftasına tecviz sınırları dahilinde uyduğu ve taşınmazda meydana gelen yüzölçüm farkının ölçü ve hesaplama yöntemleri ile teknolojik farklılıklardan ileri geldiği belirtilmiş, ek raporlarda da benzer değerlendirmeler tekrarlanmıştır. 16.06.2015 tarihli keşif sonucu dosyaya ibraz edilen 02.07.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda ise; dava konusu 110 ada 429 parsel sayılı taşınmazın tesis kadastrosunun 1978 yılında ve fotogrametrik olarak yapıldığı, alanının ise planimetre kullanılarak hesaplandığı, planimetre aleti insan eli, göz hassasiyeti ve pafta ölçeği ile alakalı olduğundan dolayı yüzölçüm hatalarının olabileceği belirtildikten sonra, dava konusu parselin fotogrametrik paftası ve zemin kullanım durumu göz önüne alındığında, dava konusu parsel ile komşuları arasında herhangi bir sınır ihtilafı olmadığı, taşınmazın doğu hududunda bulunan 110 ada 425 parselle olan sınırında pafta sınırlarının esas alınması halinde sözü edilen taşınmazın yaklaşık 700,00 m2'lik bir kaybının söz konusu olacağı, bu nedenle de ilk tapu kayıtları ve zemin durumu göz önüne alınarak bu iki parselin dengelenerek alanlarının hesaplandığı, krokide (A) harfi ile gösterilen 652.70 m2'lik kısmın fotogrametrik pafta ile uygulama kadastrosu paftası arasında kalan kısım olduğu, öte yandan dava konusu 110 ada 429 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen farklılığın planimetre ile alan hesabı çevrilmesi, ölçü ve hesap hatalarından kaynaklandığı belirtilmiştir. Şu halde, teknik bilirkişi raporları birbirini teyit etmemekte olup, taşınmazda meydana gelen azalmanın nedeni denetime elverişli şekilde açıklanmamış, bu kapsamda davacı Hazine'ye ait taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen eksikliğin taşınmazın sınırlarında meydana gelen bir değişimden mi yoksa planimetre ile alan hesabı çevrilmesi, ölçü ve hesap hatası gibi nedenlerden mi kaynaklandığı, tesis ve uygulama kadastro sınırlarının hangi nedenle uyuşmadığı gibi hususlar somut olarak ortaya konulmamış, dengeleme yapıldığından söz edilmekle birlikte uygulama kadastro tutanaklarında bu yönde bir veri bulunmadığına göre bu değerlendirmenin neye dayalı yapıldığı, taşınmazların sınır ve yüzölçümlerinin ne şekilde dengelendiği gibi hususlar açıklığa kavuşturulmamış, diğer yandan dava konusu taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosuna ait paftalar, tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, ölçü cetvelleri ve hesap cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu ile taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilerek teknik bilirkişiden, tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin çakıştırılması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerektiği halde bu nitelikte bir rapor alınmaksızın karar verilmesi cihetine gidilmişir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosuna ait paftalar, tesis kadastrosu ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, ölçü cetvelleri ve hesap cetvelleri ile uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu ile taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları eksiksiz olarak getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, rapor içeriğinde önceki bilirkişi raporlarından taşınmazların tesis ve uygulama kadastro sınırlarının uyuşmadığının anlaşılmasına göre bu husus üzerinde önemle durularak, nedenleri denetime elverişli şekilde ortaya konulmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 26.01.2022 tarihli ve 2021/2544 Esas, 2022/107 Karar sayılı hükmünün BOZULMASINA, dosyanın kararı veren ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesine gönderilmesine 14.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.