Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2849 E. 2023/6609 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2849
- Karar No
- 2023/6609
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun gereğince taşınmazın bedelsiz iadesi veya tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları vekili asıl ve birleşen dava dosyalarına (tapu maliki ... oğlu ... mirasçılarını bir kısmı ... 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/541 Esas ... dosyada aynı davayı acmış yargılama sırasında davalar birleştirilmiştir) dava dilekçelerinde; orman sınırları içerisine alınan tapulu taşınmazlarının 2010 yılında 6831 ... Orman Kanunu' nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi çalışmaları ile orman dışına çıkartıldığını belirterek, müvekkilleri olan davacılara ait tapu kaydı kapsamında kalan ... ili ... ilçesi... Köyü 153 parsel ... taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tescilini, bunun kabul görmemesi halinde ise 4721 ... TMK'nın 1007 inci maddesi uyarınca davacılar lehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " dava konusu taşınmazın 6292 ... Kanun kapsamında yapılan çalışmalar sırasında 23.11.2015 tarihinde orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, taşınmazın orman ağaçları ile kaplı olduğu, bu ağaç örtüsünün ... gürgen ve alıç türlerinden olup taşınmazın güneyindeki orman örtüsü ile aynı yapıda olduğunun belirlendiği, her ne kadar davacılar davaya konu taşınmazın orman olarak tescilinden öncesine dayanan mülkiyet haklarının bulunduğunu ve davalı hazinenin TMK'nın 1007 inci maddesi gereğince sorumlu olduğunu ileri sürmüşler ise de davacıların miras bırakanının mülkiyet iddiasının kanıtlanamadığı, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı, taşınmaz üzerinde yapılmış bir tarımsal faaliyet izine rastlanmadığının anlaşıldığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; " dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Odayeri Mahallesinde orman kadastrosu 1940 yılında yapılıp ilan edilerek kesinleşmiş olup, davacıların tutunduğu tapu kayıtlarının Odayeri Devlet Ormanı sınırları içinde kalmakta olduğu, davacılar ve kök murislerinin 3116 ... Kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde orman tahdidine itirazda bulunmadıkları, 1970 yılında yörede yapılan genel arazi kadastrosu kesinleşmiş olup, davacıların tutundukları eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğinin kalmadığı, 4785 ... Kanun gereğince devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan yerlerdeki eski tapu kayıtları hukuki değerini yitirmiş olduğundan, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazların kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yolu ile iktisabı mümkün olmadığı gibi 4721 ... TMK' nın 1007 inci maddesi gereğince hukuki değerini yitirmiş olan tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilebilmesinin de mümkün olmadığı, kaldı ki, 4721 ... TMK'nın 1007 inci maddesi uyarınca açılan tazminat davaları 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, tapulama çalışmalarının kesinleştiği ve eski tapuların hukuki değerini yitirdiği tarihten bu yana 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu " gerekçesiyle, usul ve yasaya uygun bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek, davacılar tarafından miras bırakanlarının mülkiyet iddiasının kanıtlanamadığı, taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı ve taşınmaz üzerinde yapılmış bir tarımsal faaliyet izine rastlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1940 yılında yapılıp kesinleşmiş olup, davacıların tutundukları tapu kayıtlarının Odayeri Devlet Ormanı sınırları içinde kalmakta olduğu, davacılar ve kök murislerinin 3116 ... Kanunda öngörülen 3 aylık süre içerisinde orman tahdidine itirazda bulunmadıkları, 1970 yılında yörede yapılan genel arazi kadastrosu kesinleşmiş olup, davacıların tutundukları eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğinin kalmadığı, 4785 ... Kanun gereğince devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan yerlerdeki eski tapu kayıtları hukuki değerini yitirmiş olduğundan, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan taşınmazların kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yolu ile iktisabı mümkün olmadığı gibi 4721 ... TMK' nın 1007 inci maddesi gereğince hukuki değerini yitirmiş olan tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilebilmesinin de mümkün olmadığı gereksiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçelere katılma imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6292 ... Kanun'un " 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek ' Taşınmazlar başlıklı 7 inci maddesinde; (1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde; a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir. b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz. c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar. (2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. (3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. (4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.” düzenlemesi bulunmaktadır. Yukarıda izah edilen 6292 ... Kanun'un 7 nci maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Somut olayda; davacılar, dava ve temyiz dilekçelerinde, dava konusu taşınmazın murislerine ait tapu kaydı kapsamında kaldığını, taşınmazların 6831 ... Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu nedenle taşınmazda tapu kaydına dayalı mülkiyet haklarının bulunduğu ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptal edilmesini ve adlarına tapuya tescilini talep etmiştir. Dolayısıyla, eldeki tapu iptali ve tescil davasının hukuki dayanağı ve sebebi 6292 ... Kanun’un 7. maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir. Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; dava konusu taşınmazın 6292 ... Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, süresi içerisinde idareye başvurup başvurmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedelin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı taraf, tapu iptali ve tescil isteminde bulunsa da maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 ... Kanun'un 33 üncü md.). iddianın ileri sürülüş şekline göre, dava, davacılar lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Bu konuda Kanunun idareye vermiş olduğu yetkiler ve idari işlemler dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre çözümlenmeyi gerektiği davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının 6292 ... Kanun'un 7 nci maddesi gereğince açtığı davanın, 2577 ... İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 ... Kanun) 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar, yine 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar ... kararları da bu doğrultudadır. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle esastan ret kararı verilmesi isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu husus, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 ... HMK'nin 370/2-4 üncü maddesi gereğince, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. S O N U Ç: Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin, 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun 370/4 üncü maddesi gereğince belirtilen şekilde değiştirilmesine ve hükmün, anılan Kanun7 un 370/2 nci maddesi gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.