Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2537 E. 2023/6893 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/2537
Karar No
2023/6893
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/13 E., 2021/8 K. DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, ölçü cetveli, krokileri ve diğer belgelere göre tesis kadastro paftasının doğru çizilip çizilmediğinin denetlenmesi gerekirken, tesis kadastrosu paftasının kapsamının belirlenmesi ve taşınmazın sınırlarının sabit olup olmadığının değerlendirilmesi ile yetinilmesinin, yine hükme esas alınan teknik raporda bölgenin sık zeytin ağaçları ile kaplı olması nedeniyle havadan çekilen ve üretilen haritalar oluşturulurken sınırlarda hata yapıldığı kanaatine varıldığı bildirilmiş ise de ölçü krokisi, ölçü çizelgesi ve hesap cetveli değerlendirilerek kadastro paftasının bunlara uygun olarak tersim edilip edilmediğinin araştırılmamış olmasının, tersimat hatası var ise nedenlerinin ayrı ayrı denetime uygun şekilde gösterilmemesi, tersimat hatası yok ise tesis kadastrosu sırasında ölçü hatası yapılıp yapılmadığının teknik bilgiler, hava ve uydu fotoğrafları esas alınarak belirlenmemiş olmasının doğru olmadığı açıklanarak, harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden yöntemine uygun inceleme ve araştırma yapılması, bu hususta bilirkişilerden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli 129 ada 15, 16, 21 ve 23 parsel ... taşınmazların 3402 ... Kadastro Kanunu' nun (3402 ... Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu yerin zeytinlik alan olduğu, davacıya ait 129 ada 16 parsel ile davalı 129 ada 15, 129 ada 21 ve 129 ada 23 parsellerin sınırlarının sabit olduğu, herhangi bir değişikliğin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtilmiş olmasına rağmen, uygulama kadastrosuna ait pafta, ölçü krokisi, ölçü çizelgesi ve hesap cetvelinin dosya içerisine getirtilmediği, harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu yerine harita mühendisi, kadastro teknisyeni ve ziraat mühendisinden oluşan üç kişilik heyetten rapor alındığı ve uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişsiz bilirkişi kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması cihetine gidildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın sınırlarının sabit olduğu ve tesis kadastrosu öncesine ait 1991 yılı hava fotoğrafının, fiili zemin, mahalli bilirkişi beyanları ve 3402 ... Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sınırları ile uyuştuğu belirtilmiş olup, dosya kapsamında yer alan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporu ve eki fotoğraflardan, davacıya ait 129 ada 16 parsel ... taşınmaz ile davalı ...' ye ait 129 ada 15 parsel ... taşınmaz arasında, tesis kadastrosundan sonra 129 ada 15 parsel maliki olan davalı tarafından çekilen tel örgü bulunduğu ve 08.09.2014 tarihinde dinlenen mahalli bilirkişilerce, tesis kadastrosu öncesinde de zeminde mevcut olan büyük kaya parçasının, bu iki taşınmaz arasında sınır olduğunun belirtildiği, yine davacıya ait 129 ada 16 parsel ... taşınmaz ile dava konusu 129 ada 21 ve 23 parsel ... taşınmazlar arasında kadim olduğu beyan edilen taş duvar ve çalı avludan söz edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki; dosya kapsamında alınan beyanlardan ve bilirkişi raporlarından, davacıya ait 129 ada 16 parsel ... taşınmaz ile dava konusu 129 ada 21 ve 23 parsel ... taşınmazlar arasında kadim sınır teşkil ettiği belirtilen duvar ve avlunun taşınmazların sınırı boyunca devam edip etmediği anlaşılamadığı gibi, bilirkişi raporunda da, tesis kadastrosu öncesine ait hava fotoğrafı ile fiili zemin ve 3402 ... Kanun' un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sınırının örtüştüğü belirtildiği halde, söz konusu taş duvar ve avlunun hava fotoğrafında görünüp görünmediği ve taşınmazların sınırı boyunca devam edip etmediği belirtilmemiştir. Bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan, dava konusu taşınmaz sınırlarının sabit kabul edilmesi ve eksik bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, uygulama kadastrosuna ait pafta, ölçü krokisi, ölçü çizelgesi ve hesap cetveli dosya içerisine getirtilmeli, bundan sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle önceki tarihli bozma ilamında detaylı şekilde açıklanan ve yukarıda belirtilen ilkeler ışığında inceleme ve araştırma yapılmalı ve bu yönden bilirkişilerden hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli rapor alınmalı; bilirkişilerden özellikle, davacıya ait 129 ada 16 parsel ... taşınmaz ile dava konusu 129 ada 21 ve 23 parsel ... taşınmazlar arasında kadim sınır teşkil ettiği belirtilen taş duvar ve avlunun tesis kadastrosundan öncesine ait hava fotoğraflarında görünüp görünmediği ve taşınmazların sınırı boyunca devam edip etmediği hususlarının açıklanması istenilmeli ve bundan sonra davacıya ait taşınmaz ile davalılara ait taşınmazlar arasında tesis kadastrosu öncesinde tüm sınır hattı boyunca uzanmayan (sınır hattını tespite yarar şekilde bulunmayan) kaya, duvar gibi sınır işaretlerinin sabit sınır olarak değerlendirilemeyeceği de göz önünde bulundurularak, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 ... HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2537, K. 2023/6893, T. 28.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2022-2537-e-2023-6893-k-b8d4daf1ccb6