Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1596 E. 2023/1279 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1596
- Karar No
- 2023/1279
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/162 E., 2021/242 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında görülen tapu iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde davacı ... vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan Hazine vekili Av...., ... vekili Av. ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.03.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 4 parsel sayılı taşınmaz orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili, dava dilekçesinde, bu taşınmazın, kadimden beri ... Köyü köylüleri tarafından mera olarak kullanıldığını, orman sayılan yerlerden olmadığını, ... Köyü sınırlarını gösteren hudutnameye göre de taşınmazın ... Köyü sınırları içinde kaldığını iddia ederek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını ve kullanım hakkının ... Köyüne ait bulunduğunun tespitini istemiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2019 tarihli ve 2026/102 Esas,20192/10 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, çekişmeli 101 ada 4 sayılı parselin tapu kaydının iptali ile bu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına ve özel sicile kaydedilmesine, davacı ile davalı köyün ortak kullanımında olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davanın tüm tarafları temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.09.2020 tarihli ve 2019/2428 Esas,2020/2989 Karar sayılı kararıyla; "Yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın orman vasfını taşıyıp taşımadığı ve hukuki durumu eski tarihli resmi belgelere göre saptanacağı, somut olayda ise hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenmediği, sadece 1996 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın açıklık alanda kaldığı tespit edilerek orman sayılmayan yerlerden olduğu kabulüyle hüküm kurulmasının doğru olmadığı,bu sebeple en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları dosya içine alınarak yeniden inceleme ve keşif yapılması,bilirkişilere hava fotoğrafları ve dayanağı haritaları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, raporlarında taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, ağaçların yaşları ve dağılımları ile ilgili açıklama yapmaları istenmesi, açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde bu kez mera kullanım hakkının hangi köye ait olduğunun araştırılması " gereğine değinilerek İlk derece mahkemesi kararı bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmaza ilişkin memleket haritası, amenajman haritası ve hava fotoğrafları ile taşınmazın keşif sırasındaki durumu, taşınmazda bulunan bitki toplulukları ve yüksek orman mühendisi bilirkişisi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde taşınmazın evveliyatının orman olduğu, orman olması sebebiyle tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan yer kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;taşınmazın kadim mera olduğunu, memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayanarak hazırlanan raporun belgelerle örtüşmediğini, raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, taşınmazın içinde olduğu belirtilen orman ağaçlarının komşu orman parseline bitişik alanda ve dere cevresinde olduğunu, taşınmazın tamamında bulunmadığını, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre köylerine ait kadim mera olduğunun ortaya konulduğunu belirterek hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın niteliğinin orman mı mera mı olduğuna ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.400,00 TL avukatlık ücretinin davacı ... Kişiliğinden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliğine verilmesine, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.