Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/9103 E. 2022/9362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/9103
- Karar No
- 2022/9362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Düzce İli Akçakoca İlçesi .....,Köyü çalışma alanında bulunan 200 ada 12 parsel sayılı 554.358,74 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hali arazi vasfı ile davalı ... adına tapuda kayıtlıdır. Asıl dosya davacısı ..., birleşen dosya davacısı ... ve birleşen dosya davacısı ..., çekişmeli taşınmazın 2/B sahası içinde bırakıldığını oysa orman tahdidine itiraz davası sonunda taşınmazın 148.327 metrekare yüzölçümündeki bölümünün Asliye Hukuk Mahkamesinin 1949/271 Esas, 1950/7 Karar sayılı kararı ile orman sınırı dışında bırakılmasına karar verildiğini bildirerek, 2/B niteliğiyle Hazine adına kayıtlı tapunun iptalini ve kullandıkları bölümlerin adlarına tescil edilmesi amacıyla ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece davacı ...'ın açtığı davada yapılan yargılama sonunda; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ...vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 21.12.2010 tarihli ve 2011/10342 Esas, 2011/15319 Karar sayılı kararı ile ''Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı, davacının 1946 yılında yapılan orman kadastrosuna itiraz davası sonucu orman sınırları dışında bırakılmasına karar verilen kendisine ait taşınmazın 2/B uygulaması sırasında Hazine adına tapuya tescil edildiği iddiasıyla iptal ve tescil davası açtığı, dosyaya ibraz edilen Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271-1950/7 sayılı kararında davacının babası ... ...ve ... ...tarafından Orman İdaresi aleyhine açılan orman sınırlandırılmasına itiraza ilişkin dava sonucunda mahkemece Temmuz 1945 tarihli ve 15 numaralı tapu kaydı sınırları kapsamında kalan 148.327 metrekare yüzölçümlü taşınmaz hakkında yapılan orman sınırlamasının iptaline karar verildiği halde mahkemece yapılan 24.11.2010 tarihli keşif sırasında kesinleşen mahkeme kararı ve krokisi uygulanmadan tapu kaydının çekişmeli taşınmazla birlikte 200 ada 1 parsele de uyduğundan söz edilmesinin yeterli olmadığı bu nedenle Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271 - 1950/7 sayılı dosyası bulunmadığı takdirde karar ve krokisi ile tapu kayıtları getirtilerek bir fen elemanı, bir orman mühendisi aracılığıyla kadastro paftası ile orman kadastro haritası ölçekleri eşitlenerek, biribiri üzerine aplike edilmek suretiyle, kroki ve tapu kaydının kapsamı belirlenmeli, uygulamada komşu parsel tutanakları ile varsa dayanakları kayıt ve belgelerden yararlanılmalı, fen ve orman bilirkişiden uygulamayı izlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, taşınmazın tapu kaydı ile orman kadastrosuna itiraz davası sonucu verilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271 Esas, 1950/7 Karar sayılı karar ve krokisi kapsamında kalan bölümüyle ilgili orman kadastrosu iptal edilmiş olacağından 2/B madde uygulamasına değer verilemiyeceği gözetilmeli, bundan sonra delillerin tümü birarada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi'' gereğine değinilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra tüm dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen dosya davacılarının davalarının kabulüne, çekişmeli 200 ada 12 parsel sayılı taşınmaz krokide (A ve A1) olarak gösterilen 15.044,46 metrekare, (C ve C1) olarak gösterilen 14.347,94 metrekarelik bölümleri yönünden davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına; (B ve B1 ) olarak gösterilen 22.466,93 metrekare yüzölçümündeki bölüm yönünden davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına; (D ve D1) olarak gösterilen 11.385,91 metrekare yüzölçümündeki bölüm yönünden davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilmek sureti ile davacı ....., ...adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271-1950/7 sayılı kararında davacının babası ... ...ve ... ...tarafından Orman İdaresi aleyhine açılan orman sınırlandırılmasına itiraza ilişkin dava sonucunda 148.327 metrekare yüzölçümlü taşınmaz hakkında yapılan orman sınırlamasının iptaline karar verildiği ancak bu 148.327 metrekare yüzölçümündeki alanın neresi olduğu dava konusu yapılan taşınmazları kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir. Şayet orman kadastrosuna itiraz davası sonucu verilen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271 Esas, 1950/7 Karar sayılı karar ve krokisi kapsamında kalan bölümler ile ilgili orman kadastrosu iptal edilmiş olacağından 2/B madde uygulamasına değer verilemiyeceği gözetilmeli, daha sonra dava konusu taşınmazları kapsayacak şekilde 1984 yılında Hazine adına idari yoldan tapu kaydı oluşturulduğuna göre bu tarihe kadar davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmeli, 1984 yılından 15-20-25 yıl önceki hava fotoğrafları incelenmeli, yine ziraat bilirkişi raporunda taşınmazlar üzerinde ki fındık ağaçlarının 35-45 yaşlarında olduğu, orman bilirkişi raporunda ise 20-30 yaşlarında oldukları açıklanmış olduğuna göre raporlar arasında ki bu çelişki giderilmeli ve zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi açısından fındık ağaçları dikilmeden önce taşınmazların ne şekilde kullanıldıkları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. O halde Mahkemece yöreye ait memleket haritası ve hava fotoğrafları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir şekilde Akçakoca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1949/271-1950/7 Karar sayılı dava dosyasının kapsadığı alanıda gösterir şekilde rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.