Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/9050 E. 2023/864 K.

Konu: Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/9050
Karar No
2023/864
Karar Tarihi
Konu
Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlediği ve davalı olarak Hazine, Orman İdaresi, ... ve sınır komşuları ... ve ...'ı gösterdiği 20.11.1997 tarihli dava dilekçesi ile; dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın öncesinde ... tarafından uzun yıllar zilyet edildikten sonra, ölümü ile mirasçılarının tümü tarafından 14.11.1997 tarihinde ...'e, 19.11.1997 tarihinde de ... tarafından da kendisine satıldığını öne sürerek taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, davalı Bakanlık vekili ve davalı ... İdaresi vekili davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.02.2000 tarihli ve 1997/400 Esas, 2000/15 Karar sayılı ilk kararı ile davanın kabulüne, bilirkişi raporu ekindeki krokide 1+2 rakamları ile gösterilen toplam 45.408 m² yüzölçümlü taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen ilk kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz incelemesi neticesinde, Dairenin 07.05.2001 tarihli ve 2001/3261 Esas, 2001/3727 Karar sayılı kararı ile “...Dava konusu taşınmazın kadastro görüp görmediği, sulu - kuru arazi olup olmadığı araştırılmadığı gibi, davacı ve satın aldığı bayileri yönünden de belgesizden zilyetlikle iktisap edilen taşınmazlar araştırılmadan karar verildiği, bu nedenle; eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usûl ve kanuna aykırı olduğu” açıklanarak hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar 1. İlk Derece Mahkemesince, bozma kararına uyulduktan sonra taşınmazın bulunduğu yerde 2002 yılında arazi kadastrosu yapıldığı, taşınmazlar hakkında tutanak düzenlendiği ve 114 ada 1, 114 ada 2, 114 ada 3, 124 ada3, 124 ada 4 parsel numarasını alan taşınmazların eldeki dava nedeni ile malik hanelerinin açık bırakıldığı gerekçesi ile, görevsizlik kararı verilerek dosya kadastro mahkemesine gönderilmiştir. 2. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2012 tarihli ve 2005/4 Esas, 2012/6 Karar sayılı ikinci kararı ile, " davanın kısmen kabulüne ve dava konusu ... Köyü 114 ada 3 ve 124 ada 3 sayılı parsellerin davacı ... adına; 114 ada 2 sayılı parselin orman niteliğinde Hazine adına; 124 ada 4 sayılı parselin 12.04.2012 tarihli krokide ( A) harfi ile gösterilen 2.454,37 m²'lik kısmın orman niteliği ile Hazine; (B) harfi ile gösterilen 1.451,53 m²'lik kısmın davacı ... adına; 114 ada 1 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 7.802,14 m²'lik kısmın orman niteliğiyle Hazine adına; (B) harfi ile gösterilen 9.598 m²'lik kısmının ... adına tapuya tesciline" karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ikinci kararına karşı, davalılar Hazine, Orman ve Su İşleri Bakanlığı vekili ile Orman İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.03.2013 tarihli ve 2012/13848 Esas, 2013/3143 Karar sayılı ilamıyla; "124 ada 3, 124 ada 4 ve 114 ada 1 sayılı parseller bakımından hükmün onanmasına karar verildikten sonra, 114 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden taşınmazın, ziraat bilirkişi raporuna göre ekli haritada (A) harfi ile gösterilen kısmının çalılık, böğürtlen türleri ve orman ağaçları ile kaplı olup, hiçbir zaman tarımsal amaçlı kullanılmadığının tesbit edildiği, ancak; rapor ekinde olduğu söylenen haritanın, dosyada bulunmadığından taşınmazın hangi bölümü olduğunun anlaşılamadığı açıklanarak, mahkemece, fen ve ziraat bilirkişi eşliğinde yeniden yapılacak keşifte, taşınmazın tarım arazisi vasfında olan kısmı ile tarımsal amaçlı kullanılmayan kısmının ayrı ayrı incelenerek, bu kısımların fen bilirkişi krokisinde ayrı ayrı gösterilmesi ve tarım arazisi olmayan kısmının ayrı bir parsel numarası ile Hazine adına; tarım arazisi vasfında olan kısmının ise, davacı adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek temyize konu 114 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararı bozulmuştur. D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar 1. Yargıtay bozma kararından sonra Orman İdaresi davaya asli müdahil olarak katılmış ve 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın orman vasfı ile tescilini talep etmiştir. 2. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 11.03.2015 tarihli ve 2013/210 Esas, 2015/47 Karar sayılı üçüncü kararı ile, "davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 114 ada 3 sayılı parselin fen bilirkişisi ...'in 23.01.2015 tarihli krokili raporunda gösterilen (B) harfi ile gösterilen kısmının (15.478,270 m² ) tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen kısmın (4.279,279 m²) köyün en son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, (C) harfi ile gösterilen kısmın (1.533,703 m²) köyün en son parsel numarası verilerek orman vasfıyla ile Hazine adına tapuya tesciline" karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen üçüncü kararına karşı, davacı vekili, davalı ... vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.06.2017 tarihli ve 2015/16639 Esas, 2017/5508 Karar sayılı ilamıyla; " mahkemece, eksik inceleme ve araştırma ile çelişkili bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm kurulduğu, bozma kararı sonrası yapılan keşif sonucu düzenlenen 06.03.2014 tarihli fen ve ziraat bilirkişi raporunda 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın (B) harfli 6.672 m² kısmında keşif tarihinde ekili bir ürün olmadığı, nadasa bırakıldığı, uzun yılardır işlenmiş olduğu, (A) harfi ile gösterilen 14.619 m² kısmının ise güneydoğusunda küçük bir alanda (yaklaşık 3 dönüm) orman örtüsüne ait çalılık ve 30-40 adet ... ağaçları ile kaplı, diğer kısımlarında ise böğürtlen türleri, yer yer eğrelti otları ile kaplı olup üzerinde kuzey yönünde dereden itibaren 2-3 dönümlük bir alanda 2 yaşına ulaşmış ceviz fidanlarının mevcut olduğu, toprak yapısı incelendiğinde uzun yıllardır işlenmemiş olduğu, yakın tarihte de herhangi bir şekilde tarım yapılmadığı, ceviz fidanları dikili alan haricinde mera amaçlı kullanıldığı belirtilmişken, hükme esas alınan 23.01.2015 tarihli ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz diğer rapor eki krokideki harflendirmelerden bağımsız şekilde (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterildiğinin, (B) kısmının fiili kuru tarım yapılan alan olduğunun, (C) harfi ile gösterilen kısmının ... ağaçları ile kaplı olduğunun, (A) kısmının yeni dikilmiş 2 yaş ceviz fidanları ile kaplı olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan son raporda tarım alanı olarak kişi adına tesciline karar verilen (B) harfli 15.478 m² lik kısmın, kısmen ilk raporda uzun yıllardır işlenmediği belirtilen alanda kaldığı, yine orman olduğu belirtilen (C) harfi ile gösterilen kısmın da ilk raporda kısmen tarım alanı olarak belirtilen alana isabet ettiği, bilirkişi raporlarında bu şekilde çelişki olduğu halde mahkemece bu çelişki giderilmeden karar verildiği, bozma kararından sonra Orman İdaresinin davaya asli müdahil olarak katıldığına ve taşınmazın orman vasfıyla tescilini talep etmiş olduğuna, daha önce yapılan yargılama sırasında davacı yararına zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı ile ilgili kadastro tespitinden 15-20 yıl öncesine ilişkin memleket haritası ve hava fotoğraflarının incelenmediğine göre de, mahkemece yeniden inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulması gerektiğinin ortaya çıktığı açıklanarak, çekişmeli 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yeri komşuları ile birlikte gösterir en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 inci maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğunun düşünülmesi; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu ve çevresinin incelenmesi, yukarıda değinilen belgelerin fen ve uzman orman bilirkişiler marifetiyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, ayrıca hava fotoğrafı stereoskop aleti ile inceletilip çekişmeli taşınmazların üzerinde neler gözüktüğünü belirtir şekilde yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez fen, orman ve ziraat bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak tespit tarihinden 15-20 yıl öncesine ait 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanması, stereoskop aletiyle incelenmesi, taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığının belirlenmesi, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp tamamlandığının, kimden kime kaldığının, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğünün ve ekonomik amacına uygun olup olmadığının, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesi, keşif sırasında taşınmazların çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak ve taşınmazlar fotoğraf üzerinde gösterilerek dava dosyası içine konulması, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, çekişmeli taşınmazın kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı ile ilgili araştırma yapılması, buna ilişkin tanık beyanları alınması, 3402 sayılı Kanun'un 14/1 inci maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin, 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri nazara alınarak yapılması gerektiği düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu müdürlükleri ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanun'un 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin değişik ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden Kanunun amacına uygun rapor alınması, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesinin üçüncü kararı da bozulmuştur. F. İlk Derece Mahkemesince Üçüncü Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararı ile "davanın kısmen kabulüne, 114 ada 3 numaralı parselin fen bilirkişileri Mahmut Tanyıldızı ve Özgür Ümit Çelik'in 20.12.2017 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide B harfi ile gösterilen kısmının (16.036,90 m2) tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline, A harfi ile gösterilen kısmının (3.720,67 m2) aynı adanın en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, C harfi ile gösterilen kısmın (1.533,79 m2) kısmın aynı adanın en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. B. Temyiz Sebepleri 1. Asli müdahil Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle, taşınmazın B harfi ile gösterilen kısmının orman sayılan alanlardan olduğunu ve aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın B harfi ile gösterilen kısmının orman sayılan alanlardan olduğunu, aksi halde dahi zilyetlikle kazanma koşullarının davacı lehine gerçekleşmediğini ve aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu öne sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un 14, 17 nci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar, tüm dosya kapsamı ve son bozma ilamı dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin 16.10.2008 havale tarihli bilirkişi raporunda 114 ada 3 nolu parselin güney kısmındaki ağaçlık alanın göz önüne alınmamış olmasından kaynaklandığı, 12.04.2012 havale tarihli bilirkişi raporundaki çelişkinin ise 25000 ölçekli memleket haritasında yeşil ile gösterilen kısmın ağaçlık olarak gösterilmesinden kaynaklandığı, 23.01.2015 havale tarihli bilirkişi raporu ile son alınan 20.12.2017 tarihli bilirkişi raporunun şeklen uyumlu olduğu, 114 ada 3 nolu parselin kuzeybatı ve güneybatı kısımlarının (kroki de gösterilen A ve C kısmı) ağaçlık olarak göründüğü, yüzölçümlerindeki farklılığın hesaplama ve koordinat hatasından kaynaklandığı, son alınan bilirkişi raporunda hassasiyeti yüksek cihazla ölçüm yapıldığı, gerçeğin bir resmi niteliğindeki uydu fotoğrafları ile uyumlu olduğu, dava tarihi olan 1997 yılı ve 20 yıl öncesinin zemin durumunu daha iyi yansıttığı, dava konusu 114 ada 3 parselin 3116 sayılı Kanuna göre ilk orman tahdit haritasında orman sınırları içinde kalmadığı, 20.12.2017 havale tarihli krokide A ve C harfleri ile gösterilen kısımlarının ormana dönüşmüş olduğu, B ile gösterilen kısmın da ise davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki koşulların oluşmuş olduğu, Orman Genel Müdürlüğünün asli müdahillik talebinin davanın re'sen görülecek davalardan olması ve her hangi bir harç yatırılmamış olması dikkate alınarak asli müdahillik talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki şartlara haiz olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 114 ada 3 numaralı parselin fen bilirkişileri ... ve ...'in 20.12.2017 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide B harfi ile gösterilen kısmının (16.036,90 m2) tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline, A harfi ile gösterilen kısmının (3.720,67 m2) aynı adanın en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline, C harfi ile gösterilen kısmın (1.533,79 m2) kısmın aynı adanın en son parsel numarası verilerek orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. 3. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile aktarılan dava tarihinden (1997) geriye doğru 15-20 öncesine ilişkin hava fotoğrafları ve memleket haritaları incelenmemiş, yine taşınmaz bilirkişi raporlarında eylemli durumuna göre A,B,C harfleri ile gösterilen üç kısma ayrılarak incelenmesine rağmen, 1958 tarihli memleket haritası uygulamasında taşınmaz D ve E harfleri ile gösterilen iki kısma ayrılarak gösterim yapılmış, taşınmazın eylemli durumundaki A, B ve C harfleri ile gösterilen kısımları ile memleket haritası uygulamasında D ve E harfleri ile gösterilen kısımlar arasındaki ilişkiye bilirkişi raporlarında yer verilmemiş, tüm bunların yanı sıra taşınmazın eğimi klizimetre ile ölçülmemiş, 1997 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın konumu bozma ilamında değinildiği şekilde çakıştırma yapılmaksızın nokta şeklinde gösterilmiş, anılan hava fotoğrafı stereoskop ile incelenmemiştir. 4. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında değinildiği üzere, çekişmeli 114 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yeri komşuları ile birlikte gösterir en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, ağaçların yaşı, cinsi, sayısı, kapalılık durumu, çevresi, incelenmeli, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler marifetiyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, ayrıca hava fotoğrafı stereoskop aleti ile inceletilip çekişmeli taşınmazların üzerinde neler gözüktüğünü belirtir şekilde yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, açıklanan yöntemlerle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez fen, orman ve ziraat bilirkişi tarafından dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin olarak tespit tarihinden 15-20 yıl öncesine ait 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik hava fotoğrafları, memleket haritaları topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, taşınmaz üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp tamamlandığı, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, keşif sırasında taşınmazların çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak ve taşınmazlar fotoğraf üzerinde gösterilerek dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, çekişmeli taşınmazın kadim ya da tahsisli mera olup olmadığı ile ilgili araştırma yapılmalı, buna ilişkin tanık beyanları alınmalı, 3402 sayılı Kanun'un 14/1 inci maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin, 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümleri nazara alınarak yapılması gerektiği düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu müdürlükleri ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Kanun'un 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin değişik ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden Kanunun amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekilinin yargılama giderlerine ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/9050, K. 2023/864, T. 22.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-9050-e-2023-864-k-36610c60df61