Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17985 E. 2024/4500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17985
Karar No
2024/4500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazların orman olduğu iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 2003 yılında yapılan kadastro sırasında Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü 101 ada 64 parsel sayılı 4.000,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1967 tarihli ve 9 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle; 101 ada 123 parsel sayılı 9.990,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1967 tarihli ve 10 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle; 101 ada 124 parsel sayılı 9.962,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, Aralık 1967 tarihli ve 10 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle; 101 ada 92 parsel sayılı 2.260,51 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden-zilyetliğe istinaden tarla niteliğiyle ve 101 ada 93 parsel sayılı 7.452,83 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden-zilyetliğe istinaden tarla niteliğiyle müteveffa davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 101 ada 64, 123 ve 124 parsel ile 101 ada 92 ve 93 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit edildiğini ve tespitin kesinleştiğini, 123 ve 124 parsel numaralı taşınmazların dayanak tapu kaydının aynı olduğunu, aynı tapu kaydına dayanılarak birden fazla taşınmazın tespitinin mümkün olmadığını, her iki parselin etrafının ormanlık olduğunu, 64 parselin içinde çalılıkların bulunduğunu, doğusunda çataklık olduğunu, 64, 123 ve 124 parsellerin sınırlarının genişletilmeye elverişli olduğunu, bu durumda dayanak kaydını miktarına itibar etmek gerekirken kayıt miktarından fazla tespit yapılmasının doğru olmadığını, zilyetlik şartlarının oluşmadığını, 92 ve 93 parsel sayılı taşınmazlar için de zilyetlik şartlarının oluşmadığını, 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre davacının tapusu olsun olmasın veya zilyetlik süresi nereye ulaşırsa ulaşsın ormanların hiçbir şekilde iktisabının mümkün olmadığını, bu nedenlerle yapılan kadastro tespiti ve buna dayanan tescilin doğru olmadığını, izah edilen nedenlerle taleplerinin kabulü ile davalı adına kayıtlı Demirköy ilçesi ... Köyünde 101 ada 64, 123 ve 124 parselin tapu kaydının miktar fazlasının iptali ile Hazine adına tesciline, 101 ada 92 ve 93 parsel nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın ölü aleyhine açılmış olması sebebiyle usulden reddine, kadastro tutanağının kesinleşme tarihi nazara alınarak ve taşınmazın ziraat arazisi olduğu gerçeği önünde hak düşürücü süre geçtiğinden davanın zamanaşımı def-i sebebiyle reddine, soyut ve dayanaksız nedenlerle açılmış mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.06.2013 tarihli ve 2013/174 Esas, 2015/3 Karar sayılı kararı ile "dava konusu 101 ada 64, 124 ve 123 parsel sayılı taşınmazların bir kısım yönlerinin orman okuduğu, bir kısımlarının orman ile çevrili olduğu ve eylemli olarak da orman mevcut olduğundan taşınmazların genişletilmeye elverişli tapu kaydı niteliği taşıdığı, kadastro kanununun 20/c maddesinde belirtilen değişebilir ve genişletilebilir nitelikte ise bunlarda gösterilen miktara itibar olunacağından, kayıt miktar ve fazlasının ormandan açıldığının kabulünün gerektiği, bu bakımdan her ne kadar mahalli bilirkişiler bu parseller bakımından taşınmazlara davalı tarafından eklemeli zilyetlik yoluyla yıllarca tasarruf edildiğini beyan etseler de açıklanan nedenlerle kadastro fen bilirkişisinin 07.07.2014 havale tarihli bu parsellere ait "B" harfi ile gösterilen (101 ada 124 parsel bakımından 1.689,00 m2 lik miktar fazlası, 101 ada 64 parsel sayılı taşınmaz bakımından 123,01 m2 lik miktar fazlası ve 101 ada 123 parsel sayılı taşınmaz bakımından 1.717,50 m2 lik kısım) kısımlara ilişkin olarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği, dava konusu diğer taşınmazlar olan 101 ada 92 ve 93 parsel sayılı taşınmazlar yönünden orman bilirkişisinin dava konusu parselin aktüel durumu itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunu, Aktüel durumun memleket haritası ve hava fotoğrafının örtüştüğünü, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında da tamamen açık olduğunu, aktüel durum itibariyle köy toplu arazilerinin içinde çayırlık olarak kullanılan ziraata arazisi vasfında taşınmaz olduğunu, orman bütünlüğünü bozmadığını, mahalli bilirkişi beyanları ile ziraat bilirkişisi ve orman bilirkişisi raporlarının birbiri ile örtüşüp birbirini teyit ettiği, bu sebeple dava konusu 101 ada 92 ve 93 parsel sayılı taşınmazın tamamının zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, tespitin yapıldığı 2003 yılına kadar davalının zilyetliğinde olup 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 nci maddesindeki şartların davalı yararına gerçekleştiği, dava konusu bu taşınmazlar bakımından davalı lehine zilyetlik koşullarının oluştuğu, bu taşınmazlar bakımından davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü, 101 ada 64, 123 ve 124 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın kabulüne, Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü, 101 ada 124 parsel sayılı taşınmaz bakımından kadastro fen bilirkişisinin 07.07.2014 Havale tarihli raporunda bu parsele ait krokinin (B) harfi ile belirtilen 1.689,00 m2 lik kısmın davalı adına yapılan kayıt ve tespitin iptali ile orman vasfı ile ... adına tespit ve tesciline, Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü, 101 ada 64 parsel sayılı taşınmaz bakımından kadastro fen bilirkişisinin 07.07.2014 havale tarihli raporunda bu parsele ait krokinin (B) harfi ile belirtilen 323,01 m2 lik kısmın davalı adına yapılan kayıt ve tespitin iptali ile orman vasfı ile ... adına tespit ve tesciline, Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü, 101 ada 123 parsel sayılı taşınmaz bakımından kadastro fen bilirkişisinin 07.07.2014 havale tarihli raporunda bu parsele ait krokinin "B" harfi ile belirtilen 1.717,50 m2 lik kısmın davalı adına yapılan kayıt ve tespitin İptali ile orman vasfı ile ... adına tespit ve tesciline Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü, 101 ada 93 parsel ile 101 ada 92 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davanın reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine, bir kısım davalılar vekili ve müdahale talebinde bulunan Orman İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.10.2015 tarihli ve 2015/7865 Esas, 2015/9179 Karar sayılı kararıyla; "...1) Müdahale talebinde bulunan Orman Yönetiminin temyiz istemi yönünden; Orman Yönetiminin usûlüne uygun bir katılımı veya usûlünce açılmış bir davası bulunmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir. 2) Davacı Hazine ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yönünden; Mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, davalıların dayanağı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren getirtilerek, yöntemince taşınmazlara uyup uymadığı saptanmadığı gibi, ormancı bilirkişi tarafından taşınmazların konumu hava fotoğraflarında gösterilmediği için denetlenememektedir. Yetersiz araştırma ve incelemeye, denetlenemeyen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. O halde; davalıların dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri, varsa harita veya krokisi, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları, taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile hem eski tarihli, hem de arazi kadastrosu tespit tarihinden 15 - 20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı dava konusu taşınmazlar ve etrafını gösterir ve o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı yardımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; orman tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek yerine uygulanıp taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, yine taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) eski ve tesbit tarihten 15-20 yıl önce düzenlenen memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskopik yöntemle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliği belirlenmeli, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydının yaşlı ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler marifetiyle zemine uygulanmalı; bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgiler alınmalı; tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uyup uymadığı belirlenmeli; uygulama, fen bilirkişi tarafından düzenlenecek krokide tapu kaydı gösterilmelidir. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı ve dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; taşınmazların öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri nazara alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine, temyiz harcının istek halinde iadesine, ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına..." şeklindeki gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan keşif ve keşif sonucu oluşa uygun yeterli denetime açık bilimsel esaslara dayalı krokili bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi beyanları ve tüm dosya kapsamında bulunan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu taşınmazların davalıların murisi adına tespit gördüğü, kadastro-fen ve orman bilirkişilerinin sunmuş olduğu raporlara göre, dava konusu tüm taşınmazların tamamının orman amenajman planı, meşçere haritası, memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre orman alanı dışında kaldığı, orman bütünlüğünü bozmadığının tespit edildiği, keşif sırasındaki uygulamalarda ve mahalli bilirkişi beyanları ile uyumlu şekilde orman bilirkişileri tarafından sunulan rapor ve tüm dosya kapsamından dava konusu taşınmazın orman tahdit alanı dışında kaldığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu, davalıların dayanak tapu kayıtlarının mevcut olduğu aksi düşünülecek olsa dahi tespitin yapıldığı 2003 yılına kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesindeki şartların davalı yararına gerçekleştiğinin anlaşıldığı, davalı ve murisleri adına senetsizden taşınmaz tespiti yapılıp yapılmadığına ilişkin araştırma sonucuna göre davalıların murisinin, aynı çalışma alanı içerisinde sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar zilyetlikle kazanma koşullarını sağladığı ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine aykırılığın olmadığı, nitekim davalının dayanak tapu kayıtlarının da mevcut olduğu gerekçesiyle, davacının davasının reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların etrafı orman ile çevrili olup söz konusu taşınmazların tamamının orman içinde kaldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin hava fotoğraflarında dava konusu yerin orman olduğunun sabit olduğunu, bozma İlamı doğrultusunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Yargıtay kararında belirtildiği üzere imar ihya durumunun ayrıntılı olarak araştırılmadığını, taşınmazların Hava fotoğraflarından, memleket haritalarından ve keşif günü fotoğrafları incelendiğinde dava konusu tüm taşınmazların orman olduğunun açıkça görüldüğünü açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. 2. Asli müdahil Orman İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemeye sundukları beyanlarında ve ekindeki inceleme raporunda dava konusu 101 ada 64, 92, 93, 123 ve 124 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yerde 1966 yılında İstihkamtepe Serisi Devlet Ormanları Orman Tahdit çalışması yapıldığını, 2002 yılında 3302 Sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 Sayılı Kanun) çerçevesinde aplikasyon ve 2/B madde uygulaması yapıldığını, 2003 yılında da 3402 sayılı Kanun uygulaması yapıldığını, 101 ada 92 parsel sayılı taşınmazın eski tapu kaydının bulunmadığını, senetsizden tescil gördüğünü, kadastro neticesinde 2.260,00 m2 alanla tescil edildiğini ve taşınmazın doğu ve batısının orman olduğunun tespit edildiğini, 101 ada 64 parsel ve 101 ada 93 parsel sayılı taşınmazların eski tapu kaydının ortak olduğu ve 3.677 m2 olduğunu, kadastro çalışması neticesinde 64 parselin 4.000,00 m2 alanla tescil edildiği, 93 parselin 7.452,38 m2 alanla tescil edildiğini, arada her iki taşınmaz için toplamda 7.775,38 m2 tapu miktar fazlalığı bulunduğunu ve 64 parselin doğusunun, 93 parselin doğu ve batısının orman olduğunu ve 8.273,00 m2 olduğunu, kadastro çalışması neticesinde 123 parselin 9.990,00 m2 alanla, 124 parselin 9.962,00 m2 alanla tescil edildiğini, arada her iki taşınmaz için toplamda 11.679,00 m2 tapu miktar fazlalığı bulunduğunu ve 123 parselin kuzey, güney ve batısının, 124 parselin doğu ve güneyinin orman olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamında sunmuş oldukları beyan dilekçelerinin ve ekindeki inceleme raporunun dikkate alınmayarak bilirkişi raporlarının tanzim edildiğini, eksik araştırma ve inceleme neticesinde verilmiş olan kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 6831 sayılı Kanun 3. Değerlendirme 1. Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü 101 ada 92 ve 101 ada 64 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresi'nin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü 101 ada 93 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; dava konusu taşınmazın güncel durumu değerlendirildiğinde batısının, kısmen kuzeyinin ve kısmen de güneyinin İstihkamtepe Devlet ormanı ile çevrili olduğu, 24.05.2016 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen orman bilirkişi raporunda dava konusu parselin ekseriyetinin çayır vasfında olduğu, parsel üzerinde dar bir şerit halinde doğal olarak yetişmiş; 15-20 yaşlarında ve daha önce yapılan kesim nedeniyle kütük sürgünlerinden peydah olmuş, ince çaplı ve kapalılık ve topluluk teşkil etmeyen orman ağaç ve ağaççık grubu bulunduğu, taşınmazın keşif tarihi itibariyle fiziki ve eylemlinin çayır olduğunun bildirildiği, taşınmazın 1954 tarihli hava fotoğrafı incelendiğinde parselin kısmen doğu kısmının, kısmen orta bölümünün ve kısmen de kuzey bölümünün ağaç bulunan koyu renkli görünümde olduğu, 1960 tarihli memleket haritasında da taşınmazın aynı bölümlerinin yeşil renkli alanda bulunduğu, hava fotoğrafı ve memleket haritası değerlendirildiğinde taşınmazın öncesinin de, fiili durumunun da orman niteliğinde olduğunun anlaşıldığı, ormanlık alanlarda, kazanmayı sağlayıcı yasal ve ekonomik amacına uygun zilyetliğin sözkonusu olamayacağı, bu hali ile taşınmazın zilyetlik ile kazanmaya elverişli yerlerden olmayıp, özel mülkiyete konu olamayacağı anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesince değinilen yönler gözetilerek, davaya konu ... Köyü 101 ada 93 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3. Kırklareli ili Demirköy ilçesi ... Köyü 101 ada 123 ve 101 ada 124 parsel yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; 101 ada 123 parsel ve 101 ada 124 parsel sayılı taşınmazlar Aralık 1967 tarihli ve 8.273 m2 miktarlı ve 10 numaralı tapu kaydına istinaden tarla niteliğiyle davalı ... oğlu ... adına tespit edilmiş ve kesinleşerek tapuya tescil edilmiştir. Kadastro tespit tutanağında Aralık 1967 tarihli, tapu kaydının her iki taşınmaza uyduğu belirtilmişse de; tapu kaydının hudutları değerlendirildiğinde kaydın dava konusu 124 parsele uyduğu, 123 parsele uymadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının Güney hududu orman okumakta olup, eylemli olarak da taşınmazların güneyinde orman bulunduğu anlaşılmaktadır. Orman sınırı, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olduğundan, tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğunun ve miktar fazlasının sınırda yer alan ormandan kazanıldığının kabulü zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.01.1993 tarihli ve 1992/16-676 Esas, 1993/16 Karar sayılı; 14.02.1996 tarihli ve 1995/8-1023 Esas, 1996/75 Karar sayılı vb kararları) Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafın dayandığı tapu kaydının sınırları itibariyle miktarıyla geçerli olduğu ve kayıt miktar fazlasının orman açıldığının kabulü ile zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı gözetilerek, 101 ada 124 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası yönünden, 101 ada 123 parsel sayılı taşınmazın ise tamamı yönünden davanın kabulü ile Hazine adına orman vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 101 ada 92 ve 101 ada 64 parsel yönünden ONANMASINA, 2. Yukarıda (2) ve (3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresinin 101 ada 93 parsel, 101 ada 123 parsel ve 101 ada 124 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. Maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/17985, K. 2024/4500, T. 03.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-17985-e-2024-4500-k-44de2164a9f2