Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17344 E. 2024/2932 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17344
Karar No
2024/2932
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/364 E., 2021/302 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, hükme dayanak raporu hazırlayan orman ve fen bilirkişileri asıl raporlarında dava konusu 845 parsel sayılı taşınmazın tamamının “Ballık Devlet Ormanı” içinde kaldığını bildirmelerine karşın aynı bilirkişilerden alınan ek raporda ise; “… 845 parseli de kapsayan ve 27.9.1967 tarihinde başlayıp, 07.04.1968 tarihinde bitirilip ilân edilen; orman tahdit çalışmalarında: OTS-24- OTS-29 noktalarını birleştiren orman tahdit hattının gidiş istikametine göre sol tarafındaki orman sayılmayan alanda kalmaktadır. Yine yörede 2.11.1995 tarihinde başlayıp 27.05.1996 tarihinde kesinleşen 2/B çalışmalarında ise; dava konusu 845 parselin yeri OTS 25-OTS-29 noktalarını birleştiren orman kadastro hattının gidiş istikametine göre, sağ tarafındaki yeşil renkli orman sayılan alanda kalmaktadır.” şeklinde beyanda bulunulduğu, bu beyandan, taşınmazın ilk tahditte tahdit dışında kaldığı ancak daha sonra yapılan aplikasyonla tahdit içine alındığı sonucunun çıktığı, ancak orman tahdidi dışında olan bir yer aplikasyonla orman tahdidi içine alınamayacağı, o halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, mahkemece öncelikle yörede yapılan bütün orman tahdit, aplikasyon ve 2/B madde çalışmalarına ilişkin, işe başlama, işi bitirme, çalışma tutanakları ile askı ilân tutanaklarının ve orman tahdit haritaları ile aplikasyon ve 2/B madde haritalarının orjinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneğinin, yine yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğraflarının orijinal renkli onaylı örnekleri ile 4999 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca yapılan düzeltme ve aplikasyon işlemine ilişkin tutanak, belge ve haritalar yerel Orman İşletme Müdürlüğünden temin edilerek dosya arasına konulduktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak dört kişilik bilirkişi kurulu ve yöreyi iyi bilen, dava sonucunda yararı olmayan elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler marifetiyle yeniden yapılacak keşifte 05.03.2007 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastro Teknik İzahnamesinin 36. maddesinde yazılı “Orman sınır nokta ve hatlarının arza uygulanmasında; tutanaklardan, orman kadastro haritalarından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon ve röper nokta ve krokilerinden yararlanılır…Sınırlama tutanakları, ölçü değerleri ve orman kadastro haritaları ile zemindeki durum arasında çelişki olduğunda, tutanaktaki kararlar ile orman sınır noktası ve hatlarının yazılı tarifleri esas alınmak suretiyle ölçü, harita ve zemin kontrolü yapılarak gerçek duruma uygun olanı uygulanır” hükmü ile 20.11.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin “Teknik İşler” başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan aplikasyon ve düzeltme işlemi ile ilgili sınır noktaları bilgisayar ortamında aynı ölçeğe çevrilerek (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon, 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca yapılan aplikasyon ve düzeltme haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde ve 4999 sayılı Kanun uyarınca yapılan harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, yukarıda anılan Yönetmelik ve Teknik İzahnamede yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli ve aplikasyon ve düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman kadastrosu sınırlarının değiştirilemeyeceği gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığı, 1964, 1968, 1993 ve 1996 yıllarına ilişkin tespitlere göre kapalı ve ormanlık sayılan yerlerden olduğunun hava fotoğrafları ve memleket haritalarından tespit edildiği, zeminde fiilen ormanlık alan olduğu ve üzerinde kızılçam ağaçlarının bulunduğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan yer iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu Denizli ili Merkez ilçesi Başkarcı Köyü 845 parsel sayılı 3.150,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1981 yılında yapılan tapulama sırasında tarla niteliğiyle davalı gerçek kişilerinin murisi ... adına tespit ve itirazsız kesinleşerek tapuya tescil edilmiş olup halende tapuda aynı kişi adına kayıtlıdır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 07.04.1968 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 27.11.1995 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması ve 20.04.2011 tarihinde ilân edilen 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'nun (4999 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca yapılan fennî hataların düzeltilmesi işlemi vardır. Bilindiği üzere, aplikasyon ve düzeltme işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyon ile kesinleşmiş orman sınırları daraltılamayacağı gibi tam tersine kesinleşen orman sınırları dışındaki yerler de orman sınırları içerisine alınamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği sözkonusu değildir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde kaldığı, 1964, 1968, 1993 ve 1996 yıllarına ilişkin tespitlere göre kapalı ve ormanlık sayılan yerlerden olduğunun hava fotoğrafları ve memleket haritalarından tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya içeriği ve toplanan delillerden, bozma kararı öncesinde bilirkişilerden alınan 23.02.2015 tarihli ek raporda "845 parseli de kapsayan ve 07.04.1968 tarihinde bitirilip ilân edilen; orman tahdit çalışmalarında: çekişmeli taşınmazın OTS-24- OTS-29 noktalarını birleştiren orman tahdit hattının gidiş istikametine göre sol tarafındaki orman sayılmayan alanda kalmakta olduğu, yörede 27.05.1996 tarihinde kesinleşen 2/B çalışmalarında ise; dava konusu 845 parselin yeri OTS 25-OTS-29 noktalarını birleştiren orman kadastro hattının gidiş istikametine göre, sağ tarafındaki yeşil renkli orman sayılan alanda kalmakta olduğu" tespit edilmiştir. Yine bozma sonrası alınan 27.07.2016 tarihli orman bilirkişi heyeti raporunda da; "1968 yılında kesinleşen ilk orman tahdidinde dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında, orman sayılmayan alanda kaldığı, ilk tahdit haritasının çakıştırıldığı krokide de çekişmeli yerin orman sınırları dışında, orman sınırının bitişiğinde gözüktüğü, 1995 yılında kesinleşen 2/B çalışmalarında ise çekişmeli parselin çalışmaya konusu edilmediği, 2011 yılında kesinleşen 4999 Sayılı Kanun'un 9. maddesine göre yapılan fenni hataların düzeltilmesi çalışmasında ise, dava konusu parselin orman sınırları içerisinde alındığı ve orman sayılan yerlerden olduğu" şeklinde tespitte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 1968 yılında kesinleşen orman tahdidine ilişkin çalışma tutanağında da aynen "... Güneyindeki yerli kayaya 25 no yapıldı. Buradan güneye doğru ve fotoğrafta işaretlendiği gibi ... Özel, ... Paşalı (davalının murisi) ve ... ... tarlaları batı hududunu takiple gidilip ... ... tarlasının batı kenarındaki yerli kayaya 26 no yapıldı ..." açıklaması bulunmaktadır. 1981 yılında yapılan tapulama sırasında da çekişme konusu 845 parselin ... ... Paşalı'nın (davalının murisi) zilyetliğinde olduğu belirtilerek tespit yapılmıştır. Bu tespitler ışığında dava konusu taşınmazın ilk tahditte tahdit dışında orman sayılmayan alanda kaldığı ancak daha sonra yapılan aplikasyonla tahdit içine alındığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle iken, dava konusu taşınmazın 1968 yılında yapılan ilk tahditte tahdit dışında, orman sayılmayan alanda kaldığı, ancak daha sonra yapılan aplikasyonla tahdit içine alındığı, aplikasyon ve düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman kadastrosu sınırlarının değiştirilemeyeceği, kesinleşen orman sınırları dışındaki yerlerin orman sınırları içerisine alınamayacağı gözetilerek davanın reddi gerekirken aksi düşünceyle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve Kanun'a aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/17344, K. 2024/2932, T. 25.04.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-17344-e-2024-2932-k-854cbac80d54