Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/17109 E. 2024/5785 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/17109
Karar No
2024/5785
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/412 E., 2021/63 K. KARAR :Davanın reddine Taraflar arasındaki tescil hükmü ile oluşan tapu kaydına dayalı açılan tapu iptal tescil davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş. Verilen karar davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR Davacı dilekçesinde özetle; Göle ilçesi Samandöken köyünde 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tarla vasfındaki 05.04.1974 tescil tarihli tapulu taşınmazının, davalı adına tespit gördüğünü, söz konusu taşınmazın orman olmadığını, hükmen oluşmuş tapu kaydına dayanarak, yapılan tespitin iptali ile kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Göle Kadastro Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.11.2014 tarihli ve 2014/5084 Esas, 2014/9393 Karar sayılı ilamı ile görevsizlik gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince; "cilt:44, sayfa:29, sıra:9, tarih 05.04.1974 tescil tarihli tapu kaydında belirtilen sınırların (Doğusu ...ve ..., Batısı ..., Kuzeyi ..., Güneyi ...) mahalli bilirkişilere, davacı tanıklarına ve tespit bilirkişilerine yapılan keşifte sorulduğu, 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiği, keşif sonrasında alınan fen bilirkişisi raporunda, "A" ve "B" harfleri ile gösterilen alanın 104 ada 1 sayılı taşınmazın ortasında kaldığı, tapu kaydının dava konusu taşınmaz olmadığı, tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı kabul edilse dahi tapunun tesisi olan tescil ilamı incelendiğinde kararın taraf olmayan Orman idaresi aleyhine hüküm oluşturmayacağı, her ne kadar orman bilirkişisi dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu ve orman içi açıklık olmadığını belirtmiş ise de, dava konusu taşınmazın tespit gördüğü 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde ve ortasında bulunduğu ve çevresinin ormanla çevrili olduğu, orman bütünlüğünü bozacak şekilde hangi nedenle olursa olsun tescil hükmü kurulamayacağından davanın reddine" karar verilmiştir. Verilen karar davacılar mirasçıları vekili tarafından; "Davacı muris Bahri ve davacı mirasçılarının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, tespit ve mahalli bilirkişiler ile tanık beyanlarında, dava konusu taşınmazın davacı tarafından, davacının 2007 yılında ölümünden sonra da mirasçıları olan çocukları tarafından, tapu kaydı çerçevesinde sınırlarını genişletmeden tarım arazisi olarak kullandıklarını, taşınmazın orman arazisi olmadığı" gerekçeleriyle temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve Kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; kadastro sırasında Samandöken köyü, 104 ada 1 parsel sayılı 1598012,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, hükmen oluşan tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde kalmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte, dayanak tapunun zemine uygulaması yetersizdir. Yapılan incelemede; tapu senedinde sınır olarak adı geçen İzzet Ata ve ...'ın dava konusu taşınmazın sınırlarında mevcut olduğu, ancak yön kayması ve/veya intikal nedeniyle değişmiş olabileceği, tapu kaydının köy, mevki ve alan olarak uyduğu anlaşılmıştır. Ne var ki; davacının dayandığı tapu kaydının tescil ilamında Orman idaresinin taraf olmadığı görülmüştür. Bu durumda kararın orman idaresi için bağlayıcı olmadığı açıktır. Hal böyle olunca; taşınmazın evveliyatı ve tescil tarihi itibariyle menşei belirlenmelidir. İlk Derece Mahkemesince eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ( Orman ve Su İşleri Bakanlığı ) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir/üç orman mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın evveliyatında ve hükmen tescil tarihinde (1974 yılı) orman içi açıklık ve orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde; söz konusu dayanak tapuya değer verilerek davanın kabulüne aksi takdirde davanın reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; mirasçılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... vd. iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/17109, K. 2024/5785, T. 09.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-17109-e-2024-5785-k-986cb365db26