Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/16697 E. 2025/753 K. – Genel Mahkemeden
Konu: Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/16697
- Karar No
- 2025/753
- Karar Tarihi
- Konu
- Genel Mahkemeden Aktarılan Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/12 E., 2015/21 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro çalışmaları sonucunda, Tokat ili Reşadiye ilçesi ... köyü 111 ada 9 parsel sayılı 201,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ahşap 2 katlı ev ve arsa vasfıyla, 111 ada 12 parsel sayılı 124,01 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfıyla, 106 ada 25 parsel sayılı 2651,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 107 ada 59 parsel sayılı 6615,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 133 ada 9 parsel sayılı 6106,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 132 ada 9 parsel sayılı 2693,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 135 ada 13 parsel sayılı 430,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kargir 2 katlı ev ve arsası vasfıyla, 135 ada 139 parsel sayılı 7053,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 134 ada 18 parsel sayılı 4492,95 metrekare yözülçümündeki taşınmaz tarla vasfıyla, 135 ada 11 parsel sayılı 1045,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz samanlık ve arsa vasfıyla ve 101 ada 216 parsel sayılı 1010,23 metrekare yözölçümündeki taşınmaz ise tarla vasfıyla, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri boş bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı ... ve diğerleri vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; mevki ve hudutlarını belirttiği 11 adet taşınmazın 50 - 60 yıldır davacılar ve davalılar ortak murisi olan ... zilyetliğinde olduğunu, ölümü ile taraflara intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazların davacı ve davalı gerçek kişiler adına tescilini talep etmiş; dava devam ederken kadastro çalışmaları yapılması nedeniyle dava dosyası görevsizlik kararı verilerek Reşadiye Kadastro Mahkemesine devredilmiş ve davacılar vekili yargılamanın 80. celsesinde, dava konusu 135 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın ve binanın kapsadığı arazinin ...’e ait olduğunu beyan etmiştir. Asli Müdahil ..., 08.06.1998 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1997/273 Esas sayılı dosyaya verdiği dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda kendisinin de hissedar olduğunu, babası ...’in taşınmazların önceki maliklerinden olduğunu, kök muris ... ve ... mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, ... ve ... mirasçıları adına taşınmazların tescilini talep etmiştir. Asli Müdahil ..., Asliye Hukuk Mahkemesindeki 1997/273 Esas sayılı dosyaya verdiği dilekçesinde; dava konusu taşınmazların sadece davacı ve davalılara ait olmadığını, bu kişiler dışında bir çok mirasçının bulunduğunu belirterek, kendisinin ve diğer mirasçıların hisselerinn tespiti ile tapuya tescilini talep etmiştir. Asli Müdahiller ... ve ..., Kadastro Mahkemesine verdikleri 15.10.2001 tarihli dilekçelerinde; dava konusu yerlerin dedelerinin babası ... ve ...'dan kaldığını, miras hisseleri oranında hakları olduğunu, dava konusu 135 ada 13 parsele yanında bulunan 135 ada 12 parselden bir miktar katılarak tespitin yapıldığını belirterek, 135 ada 13 parsele fazla yazılan kısmın tespitinin iptali ile ... adına tescilini, diğer taşınmazların miras hisseleri oranında adlarına tescilini talep etmişlerdir. Asli Müdahil ..., Kadastro Mahkemesine verdiği tarihli dilekçesinde; 135 ada 13 parsel içinde bulunan evin eşi ... tarafından yapıldığını, evin kendisi ve çocukları ..., ... ve ...’e intikal ettiğini, davalılardan ...’in kendilerine ait bu taşınmazın toprağını kazdığını ve taşınmaza müdahalede bulunduğunu belirterek, söz konusu müdahalesinin men’ini, parsel üzerinde bulunan ev ile parselin yarısında bulunan sınır noktasına kadar olan bölümün kendisi ve çocukları adına, kalan kısmının ... mirasçıları ... ve kardeşleri ile diğer hak sahipleri adına tescilini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevabında; bilirkişi raporunda orman olduğu tespit edilen 101 ada 216 parselin orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur. Davalı ... cevabında; dava konusu taşınmazların hissedarlarının eksik olarak gösterildiğini, taşınmazların müştereken ... ve ...’e ait olduğunu, dedeleri ... ’ in vefatıyla taşınmazların mirasçıları olan babası ..., ..., ... , ... ve ...’e kaldığını, diğer ortak ...’in de vefat ederek onun hakkının da çocuklarına kaldığını, yıllardır tüm hissedarlar tarafından kullanıldığını, taksim yapılmadığını, köyiçi 2 katlı evin kendisi ve ... gönderdiği paralarla ... tarafından yaptırıldığını, davacıların evde haklarının bulunmadığını, taşınmazların hissedarlarından ...'in ise tüm hisselerini 22.10.1968 tarihinde kendisine sattığını, bu hissedarın hakkının da davalının kendisine ait olduğunu, ... ve ... miraçılarının tümünün davaya dahil edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini, mümkün olmadığı takdirde tüm hissedarların davaya dahil edilerek ... hissesinin kendisi adına tescilini, kendisi ve davalılardan Metin ile ... tarafından yapılan evin bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Davalı ... ve asli müdahil ...’in ortak vekili 80 ve 82. Celselerdeki beyanlarında; davalı ... tarafından her ne kadar taksim kabul edilmemişse de kök murisin mirasçıları arasında taksimin var olduğunu ve taşınmazların ... mirasçılarına kaldığını açıklayarak, ... hissesinin senette adı geçen davalı ... ve 4 erkek kardeşi adına tescilini, 135 ada 13 parsel üzerindeki ...’e ait evin ve parsel bölümünün de asli müdahil ... ve çocukları adına tescilini istemiştir. Yargılama sırasında Reşadiye Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle Niksar Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. İlk Derece (Niksar Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişi, tanık, ve tespit bilirkişi beyanları, alınan bilirkişi raporları gözetilerek 101 ada 216 parselin orman sayılan yerlerden olduğu, 135 ada 13 parselin üzerindeki evin ... tarafından yapıldığı ve evin bulunduğu zeminin bu kişiye tahsis edildiği, diğer dava konusu yerlerin ise ... mirasçılarına ait olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davacıların davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil ...'in davasının kabulüne asli müdahiller; ..., ..., ...'in davalarının ayrı ayrı reddine, Tokat ili, Reşadiye ilçesi, ... köyü, 101 ada 216 parsel, 135 ada 11 parsel, 135 ada 13 parsel, 135 ada 139 parsel, 134 ada 18 parsel, 133 ada 9 parsel, 132 ada 9 parsel 106 ada 25 parsel, 107 ada 59 parsel, 111 ada 9 parsel, 111 ada 12 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaline, aynı yer 101 ada 216 parsel sayılı 1010,23 m² yüzölçümlü taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 135 ada 13 parsel sayılı taşınmazın, 06.04.2012 tarihli fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 195,48 m² yüzölçümlü kısmın ayrılarak başka parsel numarasıyla kargir iki katlı ev ve arsası vasfıyla, ... mirasçıları asli müdahil davacı eş ... ve çocukları adına; ...'e 1 pay, ... (...) 1 pay, ...'e 1 pay, ... 'e 1 pay olarak tapuya kayıt ve tesciline, 135 ada 13 parsel sayılı taşınmazdan kalan 234,85 m² yüzölçümlü taşınmazın arsa vasfıyla aynı parsel numarasıyla, ... mirasçılarına 135 ada 139 parsel sayılı 7053,20 m² yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfıyla, 135 ada 11 parsel sayılı 1045,13 m² yüzölçümlü taşınmazın samanlık ve arsası vasfıyla, 111 ada 12 parsel sayılı 124,01 m² yüzölçümlü taşınmazın, arsa vasfıyla, 111 ada 9 parsel sayılı 201,57 m² yüzölçümlü taşınmazın iki katlı ev ve arsa vasfıyla, 107 ada 59 parsel sayılı 6615,22 m² yüzölçümlü taşınmazın, tarla vasfıyla, 106 ada 25 parsel sayılı 2651,33 m² yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfıyla, 132 ada 9 parsel sayılı 2693,20 m² yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfıyla,133 ada 9 parsel sayılı 6106,40 m² yüzölçümlü taşınmazın, tarla vasfıyla ve 134 ada 18 parsel sayılı 4492,95 m² yüzölçümlü taşınmazın, tarla vasfıyla ... (ölü) 64 payın mirasçıları arasında aşağıda belirtilen paylarla; ...'e 8 pay, ...'e 8 pay, (...) 8 pay, ... (...) 8 pay,...'e 8 pay, ...'e 8 pay, ...'e 2 pay, İlke (...) 2 pay, ... 'e 2 pay, ... (...) 2 pay, ...'e 2 pay, ...'e 1 pay, ... (...) 1 pay, ... 'e 1 pay, ...'e 1 pay, ...'e 1 pay, ...'e 1 pay olarak tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; eldeki dava, Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesinde mevki ve hudutlar belirtilmek suretiyle 11 adet taşınmaza ilişkin olarak açılan tescil davası olup, yargılama esnasında kadastro çalışmaları yapılması ve dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle dava dosyası 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 27/1 maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davalılardan ..., 24.03.1998 tarihinde Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde, davacılarca hissedarların eksik olarak gösterildiğini, taşınmazların sadece murisleri ...'e değil daha önceki malikleri ... ve ...'e ait olduğunu, ... 'in mirasının ..., ..., ..., ... 'e kaldığını, ...'in de vefatıyla mirasının kendi çocuklarına kaldığını, diğer hissedarların davada taraf gösterilmemesinin kötü niyetli olduğunu, tüm hissedarların davaya dahil edilmesi gerektiğini belirtmiş; yine asli müdahiller ... ve ... de dilekçelerinde, taşınmazların tamamında murislerinin hak sahibi olduğunu, kendilerinin hissedar olduklarını, kendilerinden ayrı başkaca hissedarlar da bulunduğunu, ... ve ... mirasçılarının davaya dahil edilmeleri gerektiğini belirtmiş olup, dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının edinme sütunlarının incelenmesinde de, bir kısım taşınmazlarda ... mirasçıları dışında başkaca kişilerin zilyet veyahut vergi kaydı sahibi olduğundan söz edildiği tespit edilmiştir. Ne var ki; dava konusu taşınmazlar hakkında, kadastro tespit gününden önce genel mahkemede açılan davanın yargılaması devam ederken taşınmazların bulunduğu çalışma alanında yapılan kadastro çalışmalarında, dava konusu taşınmazlar hakkında düzenlenen kadastro tutanaklarının malik haneleri boş bırakıldığından, eldeki davada, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi gereğince re' sen araştırma ilkesi geçerli olup, bu bağlamda gerçek hak sahibinin Kadastro Mahkemesince re'sen belirlenebilmesi için tespit tutanaklarının edinme sebebi sütununda adı geçen kişilerin de davaya dahil edilmesi suretiyle husumetin yaygınlaştırılması gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince bu husus gözden kaçırılmıştır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysa ki, bir davada taraf teşkilinin sağlanması, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olup taraf teşkiline ilişkin eksiklikler giderilmeden davanın esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının edinme sütununda adı geçen kişilerın de yöntemine uygun şekilde davaya dahil edilmeleri suretiyle taraf teşkilinin sağlanmasından sonra ve bundan sonra işin esasına girilerek, 3402 sayılı Kanun' un 30/2. maddesi kapsamında araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle gerçem hak sahibinin belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına ilişkin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmediğinden, sair hususlar incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair yönlerine şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.