Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/15273 E. 2022/7042 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/15273
Karar No
2022/7042
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kesinleşmiş Kullanım Kadastro Tespitine İtiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Mahkemece, dava konusu taşınmazın kullanımının devrine ilişkin dahi olsa satışının resmi şekilde yapılmadığı, tapuda kayıtlı taşınmazların devrinin resmi şekilde yapılması geçerlilik şartı olduğu, bu halde tapuda kayıtlı olan her türlü hakkın devrinin de resmi şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğu, davacı tarafın resmi bir satış işlemi gerçekleştirmediği, ayrıca harici sözleşmelerle yapılan satışın geçerli olduğunun kabul edilse dahi taşınmaz zilyetliğinin davacıya devredilmediği, taşınmazda davanın açıldığı tarihe kadar davacı tarafın bir kullanımı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kararın dosya kapsamında toplanan delillere uygun düştüğü söylenemez. Şöyle ki; 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş olup bu Kanunun 6.maddesinin 10.bendine göre; "Hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri geçerlidir. " düzenlemesi getirilmiş olup iş bu Kanunun yürürlük tarihinden önce kullanım kadastrosuna konu taşınmazlarda zilyetlik devri için herhangi bir şekil şartının olmadığı yani 26.04.2012 tarihinden önce zilyetlik devri için noter tarafından düzenlenecek muvafakatnameye gerek olmadığı açıktır. Somut olayda, davaya konu 673 parsel sayılı taşınmaz ... kızı..., ... evlatları ..., ..., ..., ..., ..., ... evlatları ..., ... ve ...’ın zilyetliğinde olduğu belirtilmek suretiyle 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılarak, Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Bilahare 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda, taşınmaz ifraz edilmiş ve kullanıcılar arasındaki rızai taksime göre her bir parselin kullanıcısı belirlenmiştir. Ancak davacı tarafın delil olarak dayandığı belgelere göre 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmasından önce kullanıcılardan ... kızı... hariç diğerleri ile davacı kooperatif temsilcileri arasında ilk olarak 26.05.2000 tarihli "673, 672 nolu Parsellere Air Satış Vaadi-Mülkiyet Devri Sözleşmesi" başlıklı, daha sonra ise "Gayrimenkul Satış ve Zilyetlik Devir Sözleşmesi" başlıklı ayrı ayrı düzenlenmiş sözleşmeler ile kullanıcılardan ... kızı..., ... kızı ... ve ... oğlu ... dışındaki kullanıcılar tarafından 2000 ve 2002 yılının değişik tarihlerinde davacı kooperatif ile sözleşme akdettikleri anlaşılmaktadır. Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, bir kısım davalılar ile davacı kooperatif arasında akdedilen 2000 ve 2002 yılındaki zilyetlik devirlenin sözleşmenin tarafı olan davalılar yönünden geçerli olduğu kabul edilerek, ... kızı...'ın ölüm tarihi ile zilyetliğin devir tarihi de dikkate alınarak...'nın 6/24 payı yönünden paylı veya iştirak halindeki mülkiyet durumu da dikkate alınıp iş bu pay yönünden zilyetlik devri ile münferit olarak zilyetlik devir sözleşmesi yapmayan ... kızı ... ve ... oğlu ...'un paylarını devredip devretmedikleri 26.05.2000 tarihli "673, 672 Nolu Parsellere Air Satış Vaadi-Mülkiyet Devri Sözleşmesi" başlıklı sözleşmede dikkate alınarak yapılacak değerlendirmeden sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiş, açıklanan sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/15273, K. 2022/7042, T. 15.09.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-15273-e-2022-7042-k-3d4a4eee51c6