Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14515 E. 2022/7972 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/14515
Karar No
2022/7972
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahil-davalı Hazine ve müdahil ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne, diğer davaların reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı-davalı ... ve müşterekleri vekili, müdahil-davalı Hazine vekili, müdahil ... ve arkadaşları vekili, duruşmasız olarak davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili ile müdahil ... ve ... tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat ....., ... vekili Avukat ... ...., Avukat ......,, ... ve ... vekili Avukat ... ..., ... ve müşterekleri vekili ....,... geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Taraflardan taşınmazları ve öncesini iyi bilen hem aynı köyden hem komşu köylerden olmak üzere elverdiğince yaşlı tanık göstermelerinin istenmesi, dayanak tapu kayıtlarının örnekleri eklenerek tesisinden itibaren intikalleri ile birlikte Tapu Arşiv Daire Başkanlığından getirtilmesi, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarla hayatta bulunmaları halinde tüm tespit bilirkişileri ve de senet mümzileri huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak yine elverdiğince yaşlı kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kayıtlarının ve senedin uygulaması yapılarak taşınmaza ait olup olmadıkları, ait olmaları halinde kapsamlarının kesin olarak saptanması, bilirkişilerin kayıtlarda yazılı sınırları arazi üzerinde gösterilip düzenlenecek krokiye yerlerinin işaret ettirilmesi, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulması, taşınmazları dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanakları ile tespitlerine esas alınan kayıtların getirtilip taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılarak bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi, kayıtların kapsamlarının eylemli duruma ve yazılı sınırlarına göre yüzölçümleri ile geçerli olacağının düşünülmesi, tapu kayıtlarının uymaması ya da taşınmazların bir bölümünün tapu kayıtları kapsamının dışında kalması halinde öncesinin mera ya da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse kim ya da kimlerden kaldığı, kimlerin zilyet ettiği, zilyetliğinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçiminin olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanması, tapu kayıtlarının taşınmazlara uygunluğunun belirlenmesi durumunda yeni bilirkişi ve tanıklardan senetle satışı gözüken ....., lakabıyla anılan...oğlu... ile tapuların maliki...oğlu...’ın aynı ya da ayrı kişiler olup olmadıkları, ...., Köyünde... ve namı diğer ... isimli birden fazla kişinin yaşayıp yaşamadığının bilirkişi ve tanıklardan sorulup açıklığa kavuşturulması, bu arada senetteki tarihlerin yaşları ve hangi tarihte yazıldıkları konusunda gerektiğinde bu konuda ihtisas sahibi ya da uzmanlığı olan kişi ve kurumlardan gerekçeli mütaala alınması, 3402 sayılı Kanun gereğince Kadastro hakiminin kadastro davasına münhasır olmak üzere veraset uyuşmazlıklarını çözebileceği nazara alınarak kayıt maliki...’ın mirasçılarının kimler olduğunun araştırılması ve yine gerekirse taraflara...oğlu... mirasçılarının belirlenmesi için hasımlı veraset davası açmaları için önel verilip dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, senedin geçersiz ya da sahte olduğunun anlaşılması durumunda tapu dışı satışın her türlü delille kanıtlanabileceği hususunun da gözününde bulundurulması, tespit maliklerinin ve de mirasçılarının zilyet olmaları halinde zilyetliklerinin süresi ve sürdürülüş biçimine göre tapunun hukuki değerini yitirip yitirmeyeceğinin karar yerinde tartışılması, bu kadar geniş bir arazinin 1950 yılları öncesinde hangi imkanlarla ne şekilde tasarruf ve zilyet edildiğinin de bilirkişi ve tanıklardan sorulması, fen bilirkişisine yapılan uygulamayı, kayıtlarda yazılı sınır yerlerini ve de keşfi izlemeye olanak verecek biçimde geniş kapsamlı rapor ve kroki düzenlettirilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda müdahil-davalı Hazine ve müdahil ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne, diğer davaların reddine, çekişmeli 23 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucunda oluşan 1144, 1145, 1146 parsellerin komisyon kararının iptali ile 24.10.2017 tarihli rapor eki krokide 1144 parselde 23/B ile gösterilen 1683 metrekarelik kısmın 1144 parsel numarasıyla tespit malikleri adlarına zilyetliğe istinaden, aynı parselde 23/A ile gösterilen 209993,73 metrekarelik kısmın miktar fazlası olarak en son parsel numarasıyla Hazine adına, kanal niteliğinde olan 1145 parselin miktar fazlası olarak aynı parsel numarasıyla Hazine adına, 1146 parselde 23/D harfiyle gösterilen 7352 metrekare kısmın dayanak tapu kayıt miktarı olarak payları oranında kayıt maliki...oğlu ...mirasçıları olarak ... ve müşterekleri adına, 1146 nolu parselde 23/C ile gösterilen 98316,83 metrekarelik kısmın zilyetlikle edinilebilecek miktar olarak en son parsel numarasıyla tespit malikleri adına tescillerine, 32 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucunda oluşan 1213, 1214, 1215 parsellerin komisyon kararının iptali ile aynı bilirkişi raporuna ek krokide 1213 parselde 32/B ile gösterilen 18380 metrekarelik kısmın 1213 parsel numarasıyla payları oranında dayanak tapu kayıt maliki...oğlu ...mirasçıları olarak ... ve müşterekleri adına, 32/A ile gösterilen 29020,48 metrekarelik kısmın zilyetliğe istinaden tespit malikleri adına, 1214 (kanal) ve 1215 parsellerin parsellerin zilyetliklerine istinaden tespit malikleri adına tescillerine, 33 parsel sayılı taşınmazın komisyon kararının iptali ile aynı bilirkişi raporuna ek krokide 33/A ile gösterilen 5514 metrekarelik kısım ile 33/B ile gösterilen 41650 metrekarelik kısımların payları oranında dayanak tapu kaydı maliki...oğlu ...mirasçıları olarak ... ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı-davalı ... ve müşterekleri vekili, müdahil-davalı Hazine vekili, müdahil ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili ile müdahil ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu 23, 32 ve 33 parsel sayılı taşınmazların tarafların dayandığı tespite esas tapu kayıtları kapsamında kaldığı, 23 ve 32 parsel sayılı taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının değişir sınırlı olup miktarlarıyla geçerli olduğu, ancak 33 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının sabit sınırlı olduğu, tapu kayıtlarının maliki...oğlu ...ve...’ın müdahil ... ve arkadaşlarının murisi olup, diğer taraflarla ilgisinin bulunmadığı, 23 ve 32 parsel sayılı taşınmazların miktar fazlası üzerinde belgesizden edinebilecekleri miktar göz önünde bulundurularak davacı-davalı ... ve ... lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazlara uyduğu kabul edilen tespite esas ve Hazine dışındaki tarafların dayanağını oluşturan tapu kaydı hudutlarına bakıldığında; 23 parsel sayılı taşınmaz dayanağı 310 tarihli ve 294 sıra numaralı tapu kaydı hudutlarında “P......,, çıksor sınırı ve ...”, 32 parsel sayılı taşınmaz dayanağı 310 tarihli ve 292 sıra numaralı tapu kaydı hudutlarında, “Hark yeri, tarik, ... ve ...”, 33 parsel sayılı taşınmaz dayanağı 310 tarihli ve 293 sıra numaralı tapu kaydı hududunda ise yalnızca “....., tariki” okumaktadır. Tapu sınırları mahkemece yapılan keşiflerde soyut olarak gösterilmiş ise de, şahıs okuyan hudutlar hariç diğerleri her yere uyabilecek nitelikte olup, bunların bir kısmının da halihazırda zeminde bulunmadığı anlaşılmaktadır. 292 sıra numaralı tapu kaydında okunan “...” hududu hiç gösterilememiş “...” hududu güneyde taşınmazlara uzak bir noktada gösterilmiş, bu parsele ait tutanak ve varsa dayanakları getirtilmemiştir. Ancak; dayanak tapu kayıtları Haziran 289 tarihli ve 19, 20, 21 sıra numaralı kayıtlardan gelmekle miladi 1873 yılına tekabül etmekte ve tapu kaydı hudutlarında bir değişiklik bulunmamaktadır. Bu tarih itibariyle ... hududunun bilinmesi de mümkün değildir. Ayrıca tapu hudutları hat şeklinde olmayıp birbirini kapatmamaktadır. Dolayısıyla bu tapu kayıtlarının uygulanma kabiliyeti bulunmadığından dava konusu taşınmazlara uyduğunu kabul etmek mümkün değildir. O halde, uyuşmazlığın zilyetlik hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerekmektedir. Ne var ki, mahkemece bu yönde yapılan araştırma yetersizdir. Mahkemece yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları soyut nitelikte olup, taşınmazın evveliyatı, zilyetliğin başlangıç tarihi, kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü detaylı şekilde sorulmamış, müdahil Hazine'nin mera iddiası bulunduğu, bilirkişi raporlarından da taşınmaz sınırlarında mera parseli olduğu anlaşıldığı halde bu yönde de gerekli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazlara komşu tüm taşınmazların kadastro tutanakları, varsa dayanak kayıtları, güncel tapu veya mera sicil kayıtları ile varsa mahkeme ilamlarının onaylı örnekleri, dava konusu 23 ve 32 parsel sayılı taşınmazların yargılama sırasında kamulaştırılmasına ilişkin tüm belge ve haritalar getirtilmeli, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Kanun uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ayrı ayrı sorulup saptanmalı, yapılmış ise mera tahsis haritası ve eki belgeler ilgili merciinden getirtilmeli, yine dava konusu taşınmazların en eski tarihli çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı hem aynı, hem komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı huzuruyla mahallinde yeniden keşif yapılarak, taşınmazın bulunduğu bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle yöntemince uygulanmalı, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılmamış ise yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazların öncesinin ne olduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde kim veya kimler tarafından kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların komşu mera parselinden ne suretle ayrıldığı, mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı gibi hususlar tek tek sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, mahkeme hakiminin taşınmaza ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa geçirilmeli, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, keşfe katılacak üç kişilik zirai bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazları toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu parsellerden nasıl ayrıldığını ve taşınmazların evveliyatının mera olup olmadığını açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş şekilde ayrıntılı rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, taşınmazın komşu mera parseli ile arasında ayırıcı unsur sayılabilecek bir doğal yapının bulunup bulunmadığı, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazın öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda değinilen hususlar dikkate alınmaksızın eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; yargılama sırasında kamulaştırılan taşınmaz bölümlerinin kamulaştırmayı yapan ilgili kurum adına tescili ile hak sahibi olduğu belirlenen kişiler adına ancak mülkiyetin tespitine karar verilebileceğinin de dikkate alınmaması dahi isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden ... ve arkadaşlarına, ... ve arkadaşlarına, ... ve arkadaşlarına, ... ve ...'e ayrı ayrı iadesine, 12.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/14515, K. 2022/7972, T. 12.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-14515-e-2022-7972-k-7cd14eb42889