Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13962 E. 2024/6031 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/13962
Karar No
2024/6031
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/16 E., 2020/10 K. KARAR : Asıl dosya yönünden davacıların davalarının kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulü ile, dava konusu Giresun ili ... ilçesi, ... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Fen Bilirkişisi ...'ın 22/05/2020 havale tarihli raporu ve ekli krokisinde E2 harfi ile gösterdiği 5854,62 m2'lik kısma yönelik tapulama tutanağının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adına tapuya tesciline, birleşen davanın kabulü ile, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 25.11.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile sembolize edilmiş 2.045.003,30 metrekarelik kısım ile, (B) harfi ile sembolize edilmiş 1.768.601,70 metrekarelik kısıma yönelik kadastro tespit tutanağının iptali ile aynı ada son parsel numaraları verilmek suretiyle mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 25.11.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile sembolize edilmiş kısımları ile 22.05.2020 havale tarihli ek fen bilirkişi raporunda (E2) harfi ile sembolize edilmiş kısımları çıkarıldıktan sonra geri kalan kısımların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu vardır. 2. Asıl dosyada davacı dava dilekçesi ile, ... ilçesi ... köyü hudutları içinde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde tapunun 17.06.1976 tarihli ve 4 sıra numarası ile adına kayıtlı olan dört dönüm miktarındaki taşınmazın 101 ada 1 nolu orman parseli içerisinde kaldığını, bu nedenle bu kısmın iptali ile kendi adına kayıt ve tescilini istemiştir. 3. Birleşen Şebinkarahisar Kadastro Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli ve 2017/18 Esas, 2018/35 Karar sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, Dava konusu ... ilçesi, ... köyü, ada no: 101, parsel no: 1 de tapuya kayıtlı taşınmazın kadastro tespiti sırasında çok geniş bir alanı kapsar nitelikte Orman vasfı ile davalı Hazine tespit edilerek tapuya tescil edildiğini, dava konusu parselin çok geniş alanı kapsadığı için bu parsel üzerinde davacı köy tüzel kişiliğine ait iki yerde mera bulunduğunu, parsel içinde ve keşif yerinde gösterilecek olan ... Merası ile ... Merası müvekkil köy halkının kadimden itibaren aralıksız ve çekişmesiz kullandığı ve halen de kullanılmaya devam edilen meraları olduğunu, bu meraların orman niteliğinde olmayıp tamamen çayırlık alan olduğunu ve hudutları itibariyle farklılık gösterdiğini orman parseli ile ilişiği olmadığı gibi eskiden de orman olmadığını, Kadastro çalışmaları sırasında yeterli irdeleme yapılmadan ve bu meralar dikkate alınmadan gelişi güzel orman gösterildiğini, dava konusu ... ilçesi ... köyü, ada no:101, parsel no: 1 de tapuya kayıtlı orman parseli içinde davacı köy tüzel kişiliğine ait hudutlarını keşif mahallinde gösterilecek olan ... Mevkiinde ve ... Mevkiinde iki adet ormanla hiçbir ilgisi bulunmayan mera bulunduğundan bu kısımlara ilişkin orman tapusunun iptali ile mer’a vasfı altında sınırlandırmasının yapılarak özel siciline kaydına karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl dava dosyasında davalı ... İdaresi davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Birleşen dosyada davalı Hazine davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.12.2014 tarihli ve 2013/14 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararı ile; davacıların orman parseli içerisinden gerek zilliyetlik ve de gerekse tapu kaydına dayanarak belirli bir kısmında hak talep ettikleri bu kapsamda yapılan yargılamada dinlenen bilirkişi beyanlarında davacıların hak iddia etmiş olduğu kısmın 20 seneden fazla nizasız fasılasız olarak öncelikle davacıların bayii ... tarafından arpa buğday edilerek kullanıldığı, sonrasında 1970'li yıllardan itibaren müteveffa davacı ... tarafından satın alınarak kullanıldığı, ...'in ölene kadar bu taşınmazı gerek arpa buğday ekerek gerek bahçe olarak 30 seneden fazla malik sıfatı ile kullandığı, orman bilirkişisi Prof. Dr. ...'ın raporuna göre dava konusu taşınmazın orman ile bir alakasının olmadığı, kadimden beri tarımsal ve zirai amaçlı kullanıldığı, eski tarihli memleket haritasına göre her ne kadar bir kısım yerin yeşil rumuzlu alanda kalsa da, bu yeşil alanın zirai bitkileri gösterdiği, kalan kısmın ise beyaz alanda kaldığı, ormandan açma olduğuna dair herhangi bir bulgunun bulunmaması sebebiyle dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun bildirildiği, ziraat bilirkişisi ise dava konusu taşınmazın tarım parsellerine sınır olması, etrafının taş duvarlar tel çitler ve kadim tumplar ile çevrili olup, diğer taşınmazlardan belirgin bir şekilde ayrıldığı, üzerindeki bitki floryası, topografik yapısı ve toprak yapısının kadimden beri kullanılan marjinal sulu tarım arazisi olduğunun bildirildiği, dava konusu taşınmazın yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tarım arazilerinin devamı niteliğinde olması, orman parselinden taş duvar ve tumplar ile ayrılması, eski tarihli memleket haritasında zirai alanlarda kalması ve zirai amaca uygun olarak 50 seneden fazla kullanılması nedeniyle, taşınmazın orman içi açıklık olmadığının kabulünün gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile, Giresun ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parselin Fen Bilirkişisi ...'ın 24.06.2014 tarihli raporu ve ekli krokisinde kırmızı kalem ile boyalı olarak gösterdiği 6062,60 m2'lik kısmın iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ...'nun mirasçıları adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, geriye kalan kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 11.12.2017 tarihli ve 2017/7317 Esas, 2017/10359 Karar sayılı kararıyla; "... araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece davacı tarafça dayanılan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirilerek revizyon durumu sorulup, yapılan keşifte uygulanarak kapsamı tam olarak belirlenmemiş, taşınmazın bulunduğu yeri kapsar en eski ve tespitten 20 yıl öncesini gösteren resmî belgeler getirtilerek keşifte uygulama yapılmamış, hükme esas orman bilirkişi raporunda taşınmazın eğiminin %5-20 arasında değiştiği, zirai bilirkişi raporunda eğimin değişken şekilde olup takriben %4-22 olduğu belirtilmişse de eğimin neye göre belirlendiği açıklanmamış, taşınmazın eğimi kesin olarak belirlenmemiş, çekişmeli taşınmaz dereye bitişik olduğundan yapılan keşifte jeolog bilirkişi eliyle inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığına ilişkin rapor alınmamış, davacı ...'nun mirasçıları yönünden adlarına belgesizden zilyetlik nedenine dayalı olarak taşınmaz tespiti ve kaydı yapılıp yapılmadığı tapu ve kadastro müdürlüğünden, tescil davası olup olmadığı mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırılmamış, mahkemece zilyetlikle imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği de usûlünce araştırılmamıştır. Yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenlerle; çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir orjinal kadastro paftasının ve davacı yanca dayanılan tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ve varsa krokileri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, tapu kaydının uygulandığı tüm parseller ve komşu parsel tutanak ve dayanakları, davalı iseler dava dosyaları ve revizyon görmemiş ise neden revizyon görmediğinin sorulması, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15 - 20 yıl önce düzenlenmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden eksiksiz olarak getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi veya mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir jeolog bilirkişi ve bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 45 nci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; klizimetre (eğimölçer) aletiyle ölçülmek ve memleket haritasındaki münhaniler de dikkate alınmak suretiyle, dava konusu taşınmaz bölümünün kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak dava konusu taşınmaz bölümünün üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurlar tek tek sayı olarak tarif edilmeli, ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve kullanım şekli detaylı olarak incelenmeli, davacı yanın sunduğu tapu kaydı keşifte yansız ve yaşlı mahalli bilirkişilerce zemine uygulanıp taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve miktar fazlası bulunduğu taktirde miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, sınırların doğruluğu komşu parsel malikleri ile bağ kurularak şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, tapu kayıtları başka parsellere de revizyon görmüş ise, miktar hesabında nazara alınmalı, uygulama fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek kroki ve raporda gösterilerek yapılacak uygulamada davacı yanın dayandığı tapu kaydı uymadığı taktirde zilyetlik yolu ile kazanma koşulları araştırılarak, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadıkları belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; jeolog bilirkişiye taşınmazın önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, taşkın tehdidi altında bulunup bulunmadığı gibi hususlar ayrıntılı ve açık bir şekilde açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimden ne şekilde kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği, ekonomik amaca uygun olup olmadığı konularında kesin tanık ve olgulara dayalı açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, davacı ...'nun mirasçıları yönünden adlarına belgesizden zilyetlik nedenine dayalı olarak taşınmaz tespiti ve kaydı yapılıp yapılmadığı tapu ve kadastro müdürlüğünden, tescil davası olup olmadığı mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırılmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Birleşen Alucra Kadastro Mahkemesinin 2017/18 Esas, 2018/35 Karar Sayılı Dosyasının Yargılama Aşamaları: ... Köy Tüzel Kişiliği tarafından Alucra Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu parsel içerisinde köye ait 2 yerde ... Merası ile ... Merası olduğu ve bu yerlerin mera olarak sınırlandırılması talebiyle dava açılmış, dava 2013/107 Esasa kaydedilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Hazine ve Orman idaresi tarafından karar istinaf edilmiş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2017/241 Esas, 2017/277 Karar sayılı ilamı ile; aynı parsele ilişkin olarak kapatılan Alucra Kadastro Mahkemesinin 2008/14 Esas sayılı (Şebinkarahisar Kadastro Mahkemesinin 2013/14 Esas) dosyasından dava açıldığı ve halen derdest olduğu, davanın açıldığı tarihte tutanağın kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, davacı tarafından askı ilan süresinden sonra açılan eldeki davanın, derdest davaya katılma niteliğinde olduğu, 3402 sayılı Kanun'un 26/D maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Kadastro Mahkemesine ait olduğu, Mahkemece görevsizliğe ve dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel Mahkeme hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma ilamı sonrası dosya Alucra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/63 Esas sırasına kaydedilmiş, 2017/63 Esas ve 2017/142 Karar sayılı ilam ile Kadastro Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiş, Şebinkarahisar Kadastro Mahkemesinde dava 2017/18 Esasına kaydedilmiş ve 2017/18 Esas ve 2018/35 Karar sayılı ilam ile davanın asıl dava olan 2018/16 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden davaya konu alan için dayanılan tapu kaydının alanı kapsamadığı dolayısıyla zilyetlik yönünden değerlendirme yapılması gerektiği, dinlenen tüm mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre dava konusu alanın ... tarafından kullanılmakta iken ...'na devredildiği, Mahalli Bilirkişi ...'in beyanına göre 40 yıl kadar önce bu devrin olduğu, ölünceye kadar ...'nun, onun ölümünden sonra da çocuklarının burayı kullanmaya devam ettikleri, alınan raporlara göre de bu alanın eskiden beri orman vasfında olmayıp tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazın doğusunda aktif dere yatağının olduğu, taşkından etkilenebilecek alan çıkarıldıktan sonra kalan alanın 5854,62 m2 olduğunun raporlarla belirlendiği, bu çerçevede dahili davacıların davalarının kabulü ile 5854,62 m2 lik kısmın son parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adına tesciline karar vermek gerektiği, birleşen dosya yönünden yapılan incelemede ise, gerek orman, gerekse ziraatçi bilirkişi raporlarında belirtildiği ve gerekse de Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi aşamasında alınan raporlarda da belirtildiği üzere, taşınmazın kadimden beri yayla ve mera vasfında kullanıldığı, orman vasfında olmadığının değerlendirildiği, yapılan keşif esnasında da özellikle A rumuzlu alan üzerinde eski yapı kalıntılarının olduğu ve burasının yayla olarak kullanilageldiğinin gözlemlendiği ve bu alanlara son parsel numaraları verilmek suretiyle mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Fen Bilirkişisi ...'ın 22.05.2020 havale tarihli raporu ve ekli krokisinde (E2) harfi ile gösterdiği 5854,62 m2'lik kısma yönelik tapulama tutanağının iptali ile aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle ... mirasçıları adına tapuya tesciline, birleşen davanın kabulü ile, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 25.11.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile sembolize edilmiş 2.045.003,30 metrekarelik kısım ile, (B) harfi ile sembolize edilmiş 1.768.601,70 metrekarelik kısıma yönelik kadastro tespit tutanağının iptali ile aynı ada son parsel numaraları verilmek suretiyle mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline kaydına, dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... Köyü 101 Ada 1 Parsel sayılı taşınmazın 25.11.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile sembolize edilmiş kısımları ile 22.05.2020 havale tarihli ek fen bilirkişi raporunda (E2) harfi ile sembolize edilmiş kısımları çıkarıldıktan sonra geri kalan kısımların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazda fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve (B) harfi ile gösterilen kısmı yönünden orman vasfı taşımadığı kanaatiyle mera vasfı taşıdığı düşünülerek karar verildiğini ancak eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu alanın eğimi, orman vasfı taşıyıp taşımadığı, toprak yapısı hususlarının da yeteri kadar değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazın kadastro sınırlamasını yapan komisyonca orman bütünlüğü düşünülerek orman sayılan yerlerden olduğu kanaatiyle ormana bırakıldığını, taşınmazın çayırlık ve tarım alanı vasfıyla kullanılıyor olmasının bu yerin orman olma vasfını kaldırmayacağını, orman bilirkişisi raporunda (A), (B), (C) ve (D) ile gösterilen alanlarda orman ağacı olan ardıç ve sarıçam ağaçlarının olduğunun belirtildiğini, ancak mahkeme yargılamasında bu konuda yeterli inceleme yapılmayarak davaya konu yerin ormandan açılma alan olup olmadığını, geçmişinde orman olup olmadığının yeteri kadar incelenmediğini, bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazların eğimlerinin neye göre hesaplandığının belirtilmediğini, alanlardaki sarıçam ve ardıç ağaçlarının yaşları hakkında da bir bilgi bulunmadığını, eksik bilirkişi raporuna göre hüküm kurulamayacağını, hava fotoğraflarında ve uydu görüntülerinde zilyetliğin kim tarafından kullanıldığının, kesintiye uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi ve yorumlama imkanının bulunmadığını, zilyetliğin davacı tarafından sürdürüldüğü bilgisinin bu rapora göre yorumlama imkanı olmadığını, ziraat bilirkişisi raporunda davaya konu taşınmazın hayvanların otlatılmasında kullanılan bu alanların erozyon üzerinde etkileri bulunduğunun belirtildiğini, erozyon riskine karşı olarak bu taşınmazın vatandaşın bilinçsiz kullanımına bırakılmaması ve orman arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu taşınmazın eğimine ve yükseltisine göre taşınmaz tarım yapmaya ve hayvan otlatmaya elverişli olmadığını, taşınmazın en uygun kullanımı için ve taşınmazdan en iyi verim alabilmek için orman arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, jeoloji mühendisinin hazırladığı ek raporda taşınmazın doğusunda dere yatağı olduğunun görüldüğünü, söz konusu taşınmazın mülkiyetinin davacı tarafa bırakılması halinde taşınmazın ve doğanın zarar göreceğini ileri sürerek asıl ve birleşen davalara yönelik kurulan hükmün bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 6831 Sayılı Orman Kanunu. 3. Değerlendirme 1. Birleşen dava yönünden davalı ... İdaresi'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde, Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Asıl dava yönünden davalı ... İdaresinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; 05.12.2019 Hâkim havale tarihli orman mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, 1952 tarihli hava fotoğrafında dava konusu (E) ile gösterilen alanın üzerinin tarla vasfında olduğu ve alanlar üzerinde herhangi bir orman ağacının yer almadığı belirtilmişse de hava fotoğrafı görüntüsünün incelenmesinde alanın koyu görünümde olduğu ve üzerinde ağaç varlığını gösteren kısımların bulunduğu, hava fotoğrafında koyu olarak görünen alanın koyu görünme sebebi ile üzerinde orman ağacı bulunup bulunmadığının açık, net bir şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmış olup, dava konusu taşınmazın evveliyatı hakkında tereddüt oluşmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmeli, bu tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise bu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kesinleşmiş iseler, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, itirazlı iseler dava dosyaları getirtilmelidir. Bu revizyon parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel ve dayanakları ve çekişmeli parsele ve çekişmeli parselin dava konusu edilen bölümlerine komşu olan tüm kadastro parsellerinin tutanakları ve var ise dayanağı olan tapu ve vergi kayıtları ile bu parsellerin kadastro tespit tutanakları kesinleşmişse, bu yolla oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenlerin mahkeme kararlarının onaylı suretleri ve ekli bilirkişi raporları ilgili yerlerden getirtilmeli komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve bir fen bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen bilirkişi ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, eski belgelerde görülen ağaçların orman ağacı olup olmadığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; dayanak tapu kayıt maliki/malikleri ile davacı arasındaki akdi/ırsi ilişki ve davacının hangi hukuki sebeple bu tapuya dayandığı üzerinde durularak, dayanak tapu kaydı yerel bilirkişi marifetiyle zemine uygulanmalı, tapu kaydı uyduğu takdirde taşınmazın öncesinde orman olup olmadığı da göz önünde bulundurularak, tapunun hukuki kıymetini yitirip yitirmediği tartışılmalı, dayanak tapu değişebilir sınırlar içeriyor ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C ve 32/3 üncü maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; yapılan araştırma sonucu dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden veya orman içi açıklık olmadığı ve dayanılan tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı saptandığı takdirde bu kez, zilyetlikle kazanım koşullarının incelenmesi gerekecektir. Bu cümleden olarak; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... İdaresi vekilinin birleşen dava yönünden temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Davalı ... İdaresi vekilinin asıl dava yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile; (V.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13962, K. 2024/6031, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-13962-e-2024-6031-k-d0a574ea6d61