Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/13284 E. 2024/6305 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/13284
Karar No
2024/6305
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2020/6 K. KARAR : Tavzih talebinin reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen ve kesinleşen hükmün tavzih edilmesinin istenilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Artvin ili ... ilçesi ... Köyü 162 ada 1 parsel sayılı 80.446,04 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliği ile tespit edilmiştir. Davacı ..., tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Müdahiller ... ve arkadaşları, tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı davaya müdahil olarak katılmışlardır. Keşif sırasında, müdahillerin dava ettikleri taşınmazların bir kısmının 101 ada 1 sayılı orman parseli içinde kaldığının belirlenmesi üzerine Orman İdaresi davaya dahil edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile ... Köyü hudutları içerisinde bulunan davalı 162 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin iptali ile; 08.09.2008 tarihli fen bilirkişisi ...'a ait bilirkişi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen (A) = 936,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz parçasının davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilmesi sonucunda (A) = 936,00 m2 yüzölçümünde taşınmazın çayır vasfı ile davacı ...'un murisi olan ...'un dosyada sunulu veraset ilâmında belirtilen paylar dikkate alınarak mirasçıları adına 162 ada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (A1) harfi ile gösterilen 4694,72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz parçasının davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilerek çayır vasfı ile muris ...'un veraset ilamında belirtilen paylar dikkate alınarak mirasçıları adına 162 ada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 7181,0 m2 yüzölçümündeki taşınmaz parçasının davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilmesi sonucunda, (B) = 7181,09 m2 yüzölçümünde taşınmazın çayır vasfı ile davacı ... adına 164 adaya son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (C1) harfi ile gösterilen 1695,11 m2 yüzölçümündeki taşınmazın parçasının davalı 162 ada 1 parselden ifraz edilerek çayır vasfı ile murisler ... ve ...'ın veraset ilamında belirtilen paylar dikkate alınarak mirasçıları adına 162 ada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (I2) harfi ile gösterilen 952,23 m2'lik kısmın ise davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilerek, çayır niteliği ile muris ...'ın veraset ilamında belirtilen paylar dikkate alınarak mirasçıları adına 164 adaya son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, (M1) harfi ile gösterilen 4726,88 m2 yüzölçümündeki taşınmaz parçasının davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilerek ...ndan muris ...'ın veraset ilamında belirtilen paylar dikkate alınarak mirasçıları adına 162 ada son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, yukarıdaki maddeler uyarınca 08.09.2010 tarihli bilirkişi raporu ile 08.09.2008 tarihli bilirkişi raporları uyarınca raporda belirtilen ve gösterilen (A, A1, B, C1, I2 ve M1) harfleri ile gösterilen kısımların toplamının davalı 162 ada 1 sayılı parselden ifraz edilmesi sonucunda, ifraz sonucunda kalan yüzölçüm miktarları ile birlikte kadastro tespit tutanağında belirtilen malik ve vasıflar dahilinde 162 ada 1 sayılı parselin mera özel siciline kaydedilmesine, 101 ada 1 sayılı orman parseline ilişkin katılma taleplerinin reddine, bu parsel dava konusu olmadığından hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.03.2013 tarihli ve 2013/3783 Esas, 2013/8202 Karar sayılı ilamıyla onanmış ve 30.12.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesinden sonra ... Tapu Müdürlüğü tarafından Artvin Kadastro Mahkemesine sunulmuş olan 27.06.2016 tarihli yazı ile; Artvin Kadastro Mahkemesinin 2012/62 Esas ve 2013/11 Karar sayılı kesinleşmiş mahkeme ilamına göre karar eki bilirkişi raporlarının eki krokilerinde (A), (A1), (B), (C1), (I2) ve (M1) harfleri ile gösterilen kısımlara ilişkin hüküm kurulduğu, geriye kalan kısım için tespit gibi tesciline karar verildiği, ancak yukarıda belirtilen (A), (A1), (B), (C1), (I2) ve (M1) harfleri ile belirtilen taşınmazlar, geometrik olarak dava konusu 162 ada 1 parsel sayılı taşınmazı böldüğü ve (D) harfi ile gösterilen kısımda yeni bir taşınmaz oluştuğu, tescil bildiriminde (D) harfi ile gösterilen kısımla ilgili ise Mahkemece herhangi bir hüküm kurulmadığı, Müdürlük tarafından da resen parsel numarası verilemeyeceği belirtilerek, Mahkemece alınacak tavzih kararı ile tescil işlemlerinin yapılabileceği bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince ... Tapu Müdürlüğünün yazısı tavzih talebi olarak değerlendirilerek tavzih talebinin kabulü ile; 08/03/2013 tarih ve 2012/62 Esas, 2013/11 Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 7 nci bendine ek olarak "162 ada 1 parsel sayılı taşınmazı (D) harfi ile gösterilen kısmının tescil bildiriminde yer alan 818,65 m2 yüzölçümü ile 162 adada son parsel numarası verilerek mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına" şeklinde tavzihine ilişkin karar verilmiş; ek kararın, dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından kanuna, usule ve oluşa aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 06.07.2020 tarihli ve 2017/7215 Esas, 2020/2452 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece tavzih talebinin kabulüne karar verilmiş ise de kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, hükmün tavzihini düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. Maddesinde yer alan; “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez” şeklindeki kanuni düzenlemeye göre, hükmün tavzihinin istenebilmesi için verilen hükmün, yeterince açık olmaması, icra işlemleri sırasında uygulanması açısından tereddüt uyandırıyor olması ve hükmün içinde bir birine aykırı fıkralar bulunması ve hükmün icrasından önce istenmesi gerektiği, buna göre somut olay incelendiğinde hükmün tavzihinin ancak davanın taraflarınca istenebileceği, taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği kanuni düzenlemesi karşısında mahkemece davanın tarafı olmayan ... Tapu Müdürlüğünün dilekçesinin tavzih talebi olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararda hüküm kurulmayan kısımla ilgili tavzihle hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu, hal böyle olunca, tavzih isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle kabulü şeklinde tavzih kararı verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek, tavzih kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmı sonrası talep yeni esasa kaydedilip, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Hükmün tavzihinin ancak davanın taraflarınca istenebileceği, taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların, tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği kanuni düzenlemesi karşısında, davanın tarafı olmayan ... Tapu Müdürlüğünün hükmün tavzihini isteyemeyeceği" gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile, İlk Derece Mahkemesinin tavzih talebinin reddine ilişkin kararının ONANMASINA, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13284, K. 2024/6305, T. 04.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-13284-e-2024-6305-k-9eb922e7fddc