Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/11945 E. 2023/5737 K.

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/11945
Karar No
2023/5737
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/38 E., 2018/46 K. DAVACILAR : 1. ... vd. VEKİLİ : Avukat ... 2. ... VEKİLLERİ : Avukat ..., Avukat ... VEKİLİ : Avukat ... ASLİ MÜDAHİL : Orman İdaresi VEKİLİ : Avukat ... DAVA TARİHİ : ... KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince. bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Kadastro sırasında, ... ili ... Köyü çalışma alanında bulunan, ... mevkii 261 ada 43 parsel ... 43.329,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 26.01.2006 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydına dayalı olarak, orman niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları vekili 30.10.2007 tarihli dava dilekçesinde; davalı Hazine adına 43.329,35 m2 yüz ölçümlü olarak tesbit gören ... ili ... ilçesi ... mevkii 261 ada 43 parsel ... taşınmazın 29.280 m2 sinin Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/572 Esas, 2004/514 Karar ... kesinleşmiş kararı sonucu 26.01.2006 tarihinde davalı Hazine adına tescil edildiğini, geriye kalan 14.049,35 m2 sinin de kadastro çalışmaları sonucu davalı Hazine adına tesbit gördüğünü, taşınmazın müvekkilleri olan davacılara atalarından kaldığını ve 50 - 60 yılı aşkın zilyetlikle taşınmazın maliki olduklarını ileri sürerek, taşınmazın 14.049,35 m2 lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında müdahil Orman İdaresi davaya katılmış ve taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve taşınmazın fen bilirkişi ...,...'ın 01.08.2013 tarihli ek raporunda 43/B harfi ve yeşil ile taralı olarak gösterdiği 14.049,35 m2 kısmının kadastro tesbitinin iptali ile taşınmaz 4 hisse kabul edilerek 1 hissesinin ..., 1 hissesinin ..., 1 hissesinin ..., 1 hissesinin ... adına tapuya tesciline, kalan kısmın tesbit gibi tesciline ilişkin önceki karar, asli müdahil Orman İdaresi ve davalı Hazinenin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.12.2014 tarihli ve 2014/6600 Esas 2014/10502 Karar ... ilamıyla; '' İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın (43/B) rumuzu ve yeşil ile taralı olarak gösterdiği 14049,35 m2 kısmın orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, 2009 yılında yapılan keşif sonrasında fen ve orman bilirkişilerin 29.05.2009 tarihli ortak raporlarında 261 ada 43 parsel ... taşınmazın tamamının 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırları dışında kaldığının rapor edildiği, 1968 yılında yapılan orman tahdidine ilişkin tüm tutanaklar ve haritasının getirtilmediği, çalışmanın seri bazda yapılıp yapılmadığının belirlenmediği gibi taşınmazın eski tarihli belgelerdeki konumunun incelenmediği, 2012 yılında yapılan keşif sonrasında orman bilirkişi tarafından düzenlenen 02.04.2012 tarihli raporda ise taşınmazın 1960 tarihli hava fotoğrafında seyrek çam ağaçları ile kaplı daha çok açık çayırlık alan halinde gözüken hayvan otlatmasında kullanılan yer olarak göründüğünün, daha sonraki yıllarda aktif yaşam olmadığından taşınmazın üzerinin ... ağacı ve sürgünleri ile kaplandığının, çok seyrek halde kızılçam ağaçlarının var olduğunun, bu haliyle orman sayılan yerlerden olduğunun, taşınmazın ziraate elverişli yapıda olmadığı için üzerinde zirai faaliyet emaresine rastlanmadığının bildirildiği, dosya kapsamındaki ziraat bilirkişi raporunda ise, taşınmazın büyük bölümünde 80-90 yaşlarında ... palamudu ve bunlardan üreyen ... palamudu çalılıkları ile az miktarda kızılçam ağacı bulunduğunun, taşınmazın az eğime sahip alanında ise 30-35 yaşlarında ceviz, elma ağaçları ile 20-25 yaşlarında fıstık çamı, kiraz ağaçları ve asma omcaları bulunduğunun, bu kısımların 20 yılın üzerinde bir süredir maliki tarafından kullanıldığından zilyetlik yolu ile mülkiyetinin kazanabileceğinin belirtildiği, ancak, tarım yapılan kısmın taşınmazın hangi bölümüne isabet ettiğinin gösterilmediği, bu olgulara göre, dosya kapsamındaki raporların kendi içinde çelişkili olduğu gibi, taşınmazın gerçek durumunu ortaya koymaktan uzak ve yetersiz olduğu, yetersiz ve çelişkili rapora göre hüküm kurulamayacağı açıklanarak, öncelikle 1968 yılında yapılan orman tahdidine ilişkin tüm tutanaklar ile haritası eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl öncesine (1985-1990'lı yıllara) ait hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları, topoğrafik fotogrametri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği ilgili yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memuru ile yerel ve tespit bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/572 Esas, 2004/574 Karar ... kararı ve dayanağı tescil krokisi uygulanarak taşınmazın bu krokiler kapsamında kalıp kalmadığının kadastro paftası üzerinde gösterilmesi, tescil krokisi kapsamında kalmadığı takdirde çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, usulüne uygun orman araştırması yapılması, açıklanan şekli ile yapılacak araştırma sonucunda taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının tespit edilmesi halinde ise tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi'' gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " dava konusu taşınmaza uygulanan Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/572 Esas ve 2004/514 Karar ... ilamı ve tescil krokisinin dava konusu taşınmazı tamamen kapsadığı, ancak yüzölçümünde farklılık olduğu, yörede 1968 yılında yapılan orman tahdit çalışmalarına göre dava konusu taşınmazın 572, 573, 574 ve 575 nolu orman sınır taşları dışında kaldığı, ancak 1960 tarihli hava fotoğrafında 22.01.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda A harfi ile gösterilen alan dışında kalan alanda, seyrek çam ağaçları ile kaplı açık çayırlık alan ve hayvan otlatılmasında kullanılan yer olarak gözüktüğü, daha sonraki yıllarda aktif yaşam olmadığından taşınmazın palamut, ... ağacı ve fidanlarla kaplandığı, çok seyrek kızılçam ağaçlarının mevcut olduğu bu haliyle Orman Kanun'un 1 inci maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda A ile gösterilen kısım yönünden ise davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile dava konusu 261 ada 43 parsel ... taşınmazın tespitinin iptaline ve 22.01.2018 havale tarihli teknik bilirkişi heyeti raporuna ekli haritada (a) harfi ile gösterilen 7.457,50 m2 lik kısmın bu taşınmazdan ifrazı ile bu kısmın tarla vasfı ile adanın son parsel numarası ile ve taşınmaz 4 hisse kabul edilerek 1 hissesinin ... ... oğlu 1953 doğumlu ..., 1 hissesinin ... ... kızı 1955 doğumlu ..., 1 hissesinin ... ... kızı 1957 doğumlu ..., 1 hissesinin ... ... kızı 1960 doğumlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 35,871,85 m2 lik kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davalı Hazine vekili ile asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın (a) harfi ile gösterilen 7.457,50 m2 lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin kararı ile dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin uyumlu olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. Şöyle ki; 2001 yılında, Hazine tarafından, ..., Orman İdaresi ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davasının Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/572 Esas sırasına kaydedildiği ve yargılama sonunda fen bilirkişi raporunda 29.280 m2 yüz ölçümü ile gösterilen taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 2005 yılında kesinleşmesi üzerine, tescil ilamı uyarınca Hazine adına 26.01.2006 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydının oluştuğu, itiraza konu kadastro çalışmalarında da 26.01.2006 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydının hudutları itibariyle taşınmaza uyduğu, tescil krokisinden şekil ve tül olarak faydalanıldığı açıklanarak, dava konusu taşınmazın 43.329,35 m2 yüz ölçümü ve orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği ve davacıların, davalı Hazine adına 43.329,35 m2 olarak tesbit gören taşınmazın 29.280 m2 sinin Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/572 Esas ve 2004/514 Karar ... kesinleşmiş kararı sonucu 26.01.2006 tarihinde davalı Hazine adına tescil edildiğini, geriye kalan 14.049,35 m2 sinin tescil ilamı kapsamında kalmadığını ve bu kısım yönünden lehlerine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu öne sürerek tespite itiraz ettikleri anlaşılmaktadır. 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 20/A maddesi uyarınca, kayıt ve belgeler harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, kapsamlarının harita, plan ve krokideki sınırlar esas alınarak belirlenmesi zorunlu olup, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince, 2009 yılında yapılan keşif esnasında dayanak tescil ilamı ve bu ilam uyarınca oluşan tapu kaydının mahalli bilirkişiler vasıtasıyla zemine uygulandığı ve mahalli bilirkişilerin, tapu kaydının sınırları itibariyle taşınmaza uyduğunu beyan ettikleri, uygulamayı raporunda denetime elverişli şekilde gösteren fen bilirkişisinin, yüz ölçümü farklılığının, tescil davası esnasında parsel sınırlarının zeminde detaylı ölçülmemesi ve tescil krokisinin ölçü tekniğine uygun tanzim edilmemesinden kaynaklandığını açıkladığı; 2012 yılında yapılan keşif sonucu fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen raporda da, tescil ilamı krokisi ve ilam uyarınca oluşan tapu kaydının, mevki, hudutları ve şekli itibarı ile taşınmazı kapsadığının, aradaki yüzölçümü farkının ise ölçek 1/2500 alınarak tanzim edildiği halde, krokiye sehven 1/2000 yazılmasından kaynaklanmış olabileceğinin, tescil krokisinin ölçeği 1/2500 olduğu kabul edilirse tapu kaydının kapsadığı alanın yüz ölçümünün kadastro tespitindeki yüzölçümüne yakın şekilde 45.422 m2 olacağının bildirildiği; en son olarak da uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan keşif sonucu fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, komşu parsel kayıtları da nazara alındığında tescil krokisinin taşınmazı tümü ile kapsadığının bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince gerekçe kısmında Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/572 Esas ve 2004/514 Karar ... ilamı ve tescil krokisinin dava konusu taşınmazı tamamen kapsadığı ancak yüzölçümünde farklılık olduğunun açıkça yazılmasına rağmen, taşınmazın bir kısımının zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğundan bahisle davacılar adına tesciline karar verildiği anlaşılmakta olup; bu açıklamalar ışığında, İlk Derece Mahkemesince, Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/572 Esas ve 2004/514 Karar ... kesinleşmiş kararı uyarınca Hazine adına oluşturulan ve kadastro tespitine esas alınan tapu kaydının ve tescil krokisinin, dava konusu taşınmazı tümü ile kapsadığı nazara alınarak, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönüyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, Asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile artan 203,72 TL'nin temyiz eden davacılara iadesine, Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi ...

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/11945, K. 2023/5737, T. 01.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2021-11945-e-2023-5737-k-254e728426ca