Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2020/2906 E. 2020/5778 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/2906
- Karar No
- 2020/5778
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptal Tescil, Tazminat Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davacının davaya konu 1271 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacı adına tescilini olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, talebini 73.516 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı Naime Kazman ve davalı ... ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ..., ... ve ... vekilleri, müvekkilleri yönünden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, tapu iptal tescil talebinin reddine, tazminat talebi yönünden davalı ... dışındaki davalılara karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle reddine, 73.516 TL tazminatın faiziyle davalı ...’tan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, harici satım sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Somut olaya gelince, dava konusu 1271 parselde kayıtlı taşınmazın 472 parselin ifrazıyla oluştuğu, 472 parselin, 20.10.1952 tarihinde yapılan kadastro tespitinde ... mirasçıları adına tespit gördüğü,... Kadastro Mahkemesinin 1995/40 Esas, 1997/8 Karar sayılı dosyasında görülen kadastro tespitine itiraz davası sonrası 27.11.1998 tarihinde kadastro tespitinin kesinleştiği, davacının sunduğu 10.10.2002 tarihli adi yazılı harici satım sözleşmesine göre davalı ... ile davacının 4.000.000 ETL bedel karşılığı 20 dönüm tarlanın davacıya satımı konusunda anlaştıkları, 01.03.2001 tarihli harici satım sözleşmesine göre davalı ...’ın dava dışı ... isimli kişiyle aynı yeri adi yazılı harici satım sözleşmesiyle satın aldığı, 15.05.1995 tarihli harici satım sözleşmesiyle, ...’ın dava dışı ... ve ... isimli kişilerden haricen satın aldığı, 13.01.1979 tarihli harici satım sözleşmesiyle ... ve ... isimli kişilerin, dava dışı ... isimli kişiden satın aldıkları, 11.09.1973 tarihli harici satım sözleşmesiyle ...’nın ... mirasçılarından satın aldığı ve 24.03.1951 tarihli noterde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesiyle dava dışı ...’ün ... dışındaki davalıların murisi olan ... isimli kişiyle ...’ın Mayıs 1933 tarihli ve 55 cilt 205 nolu tapu senediyle sahip olduğu tarlanın 8 dönümünü satmayı vaadettiğine dair sözleşme imzaladıkları, daha sonra ... ve ... arasında imzalanan 15.06.1952 tarihli adi senetle ölçü neticesi zuhur edecek fazlalığın da ...’a satıldığının kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafça, dava konusu taşınmazı davacıya satan ... isimli şahsın, bu taşınmazı ...'dan, ...'ın ...'den, ...’in ...'dan, ...’nın ...'den, ...'ün ise ...'dan satın aldığı iddia edilmişse de, ... isimli kişinin mülkiyet hakkının kendisinde bulunduğuna dair açmış olduğu davalar ... Tapulama Mahkemesi'nin 1984/10 E, 1988/230 K. sayılı dava dosyası ile ... Kadastro Mahkemesinin 1995/40 E, 1997/18 K. sayılı dava dosyaları üzerinden yapılan yargılama neticesinde kesin hüküm teşkil edecek şekilde reddedilmiş olmakla, davacının dava konusu taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil istemi ile açmış olduğu davanın ve ... haricindeki diğer davalılara yönelik olarak tazminat isteminin pasif husumet yokluğundan reddine,davacının dava konusu taşınmaz üzerinde yapmış olduğu bina ve dikmiş olduğu bağın toplam değeri olan 73.516,00 TL'nin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, verilen karara katılmak mümkün değildir. Şöyle ki, davacı vekilinin dava dilekçesinde aynen, ‘’...müvekkil yeri aldıktan sonra da taşınmazın değerini artırıcı masraflar ve binalar yapmıştır. Zira müvekkil sözleşmeyle fiilen kullandığı yerin sekiz dönüm kadarına çekirdekli üzüm bağı dikmiş, iki dönüm kadarına meyve ağacı, birinci katı bitmiş ikinci katı kabada bina yapmış, besihane yapmış, su pompası yaptırmış,elektrik ve suyunu da almıştır. Müvekkil satın aldığında sadece ekin ekiliyordu ancak şimdi yerin değeri yapılan masraflar, binalar, bağ dikilmesi, su pompası, içme suyu ve elektrik ile iyice artmıştır.Belirtilen nedenlerden dolayı sözleşmeyle müvekkilin fiilen kullandığı ve haricen satın aldığı davalılara adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkil adına tapuya tescili ile mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla davalılardan şimdilik 20.000 TL’nin yasal faiziyle birlikte tespit ve tahsili için talepte bulunma gereği hasıl olmuştur.’’ şeklinde beyanda bulunduğu, keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna göre, dava konusu yerin 1271 parsel içinde kaldığı, davacının kullanımında bulunan alanın 9.684 m2 olduğu, bu alan içinde kalan tek katlı bağ evinin ve ahırın tarla değeri, bağ evi ve ahır etrafındaki boş kısmın değeri, meyve bahçesi ve üzüm bağının değeri ile 9.684 m2 alanın çıplak arazi değeri toplamının 73.516 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekili tarafından 28.05.2014 tarihinde talebinin bilirkişi raporunda tespit edildiği miktara ıslah edildiği, bilirkişi raporunda hem muhdesat hem de zemin değerinin belirlenmesi üzerine davacının bu belirlenen değere göre ıslah talebinde bulunduğu, davacının ıslah talebiyle tapu iptali ve tescil, bu talebi kabul edilmezse harici satıma konu taşınmazın zemini ile satın alınan yere yapılan muhdesatın bedelini talep ettiği şeklinde anlamak gerektiği anlaşılmaktadır.Buna göre, davacı harici satın alma tarihinden sonra yaptığı harcamaların bedelini tapu maliki olan ve sebepsiz zenginleşen ... dışındaki diğer davalılardan talep edebilir. Ne var ki, bu davalılara karşı açılan dava mahkemece reddedilmiş olup, davacı tarafça temyiz edilmediğinden, bozma konusu yapılmamıştır. Davacı, temyize gelen davalı ...’tan ise sadece harici satım sözleşmesiyle verdiğini denkleştirici adalet kuralı gereğince geri alabilir. Şöyle ki, kural olarak, 10.07.1940 tarihli ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. O halde, harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Sözleşmedeki, bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları, 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 E, 1940/77 K. ile 07.06.1939 tarihli 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanarak belirlenmesi gerekir.O halde mahkemece yapılacak iş, davacı ile temyize gelen davalı ... arasında imzalanan 10.10.2002 tarihli harici satım sözleşmesindeki bedel yönünden bir hesap, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacı bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor alınması, ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.