Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/9662 E. 2019/6469 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/9662
Karar No
2019/6469
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydındaki Anne-Baba Adının Düzeltimi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davalı ...'nın, gerçekte ... ve ...'ün çocukları olduğu halde...ve ...'ün çocuğu davacı ...'un da kardeşi olarak gerçeğe aykırı beyana dayalı olarak nüfusa tescil edildiği ileri sürülerek davalı ...'nın mevcut kaydın iptali ile nüfus kaydının düzeltilmesi istenmiştir. Dava ilk önce Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış, mahkemece davada aile mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, görevsizlik kararı Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Görevsizlik kararı sonrası dosya kendisine tevzii edilen Konya 3. Aile Mahkemesi davayı soybağının reddi davası olarak niteleyerek davacı yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile bir kısım davalılar yönünden ise soybağının reddi davasında davalı sıfatları bulunmadığından davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Yargı yeri belirlemesi kararı, 6100 ... HMK'nin 23/2.maddesi gereği Yargıtayca kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve ilişkin kararlar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlarsa da davanın nitelemesi mahkemeyi bağlamamaktadır. Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağının reddi-babalık veya nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır. Bilindiği üzere, soybağı birbirinin soyundan gelen kişiler arasındaki ilişkiyi ifade ettiğinden bu kavram içerisinde kan bağının yanında hukuki münasebetin de bulunması, diğer bir ifadeyle kan bağının hukuk düzeninin aradığı koşullar içerisinde oluşması zorunludur. Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca, çocuk ile ana arasında soybağı doğumla, baba ile arasında soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hakim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur, ayrıca, kısaca af kanunları olarak nitelendirilen bir evlenme aktine dayanmayan birleşmelerden doğan çocukların neseplerinin düzeltilmesine ilişkin kanunlara göre de soybağı düzeltilebilir (HGK'nin 30.01.2008 tarihli 2008/2-36-47 ... kararı). Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur. İşte bu noktada, nüfus kütüğünde yer alan doğru olmayan kayıtlar, ilgilileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından açılacak olan kayıt düzeltme davası ile gerçek durumuna uygun hale getirilebilir ki, bu dava uygulamada nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak adlandırılmakta olup zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda, her türlü kanıta başvurulabilir (YHGK, 11.02.1998, 2-87/77 ... kararı). Soybağının reddi davası ile kayıt düzeltme davası, sonuçları (hane dışına çıkarmak) bakımından benzerlik göstermekte ise de, içerik ve yargılama kuralları açısından kendi özel hükümlerine bağlıdır. Soybağının reddinde, kişisel duruma ilişkin nüfus kaydında yer alan bilgi doğru olarak meydana gelmiş ve kütüğe tescil edilmiştir. Ancak bu doğru daha sonra soybağının reddi davası ile teknik anlamda bir yanlışlığa dönüştürülmüştür. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur (HGK'nin 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36-47 ... kararı). Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı ..., ...ve eşi ...'den olma, 29.12.1969 doğumlu olarak 29.01.1970 tarihinde nüfusa tescil edilmiştir. İddianın ileri sürülüş şekline göre davalı ..., davacı ... kardeşi olmayıp, Durmuş'un amcası ... ile eşi Miyase'nin çocuğu olduğu yönündedir. Hemen belirtmek gerekir ki, anne yönünden soybağı doğumla kendiliğinden kurulduğundan, anne ile çocuk arasında soybağı davalarından söz edilemez. Dolayısıyla soybağı kurulması için hükme gerek bulunmamaktadır. Ancak, anne yönünden doğuran kadının kim olduğunun tespitine ilişkin dava gündeme gelebilir. Bu nedenle herhangi bir sebeple çocuğun kendisini doğuran kadının dışında bir başka kadının nüfus kütüğüne yazılmış olması, çocuk ile kadın arasında soybağı kurulduğu anlamına gelmeyecektir. Ancak, söz konusu yanlış kaydın düzeltilmesi, soybağı davaları ile değil açılacak kayıt düzeltme davası sonucunda gerçekleşecek (TMK mad. 39) ve bu dava her türlü delil ile ispat edilebilecektir. Eldeki davada, ana ile soybağının kurulması, bir diğer deyişle doğuran kadının tespit edilmesi halinde, çocuk ve doğuran kadın arasında soybağı doğrudan kurulacağına göre, davalı ...'yı doğuran ananın öncelikle belirlenmesi gereklidir. Gerçek annenin tespit edilmesi sonrasında ise babalık karinesine dayalı olarak babanın belirlenmesi mümkündür. TMK hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir durumda çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılacak dava, soybağının reddi davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme davasıdır. Örneğin kocanın karısı dışında bir başka kadın tarafından doğurulan çocuğu, karısından doğmuş gibi nüfus kütüğüne kaydettirmesi ya da evliliğin sona ermesinden üçyüz gün geçtikten sonra doğan çocuğun üçyüz günlük süre içinde doğmuş gibi nüfusa kaydettirilmesi hallerinde durum böyledir. Gerçek annenin Miyase olduğunun belirlenmesi halinde, babalık karinesi çerçevesinde davalı ...'nın nüfus kaydına göre evlilik devam ederken doğmuş olduğundan bu durumda anne olarak Miyase belirlendiği anda, baba olarak da ...'ün belirlenmesi yasa gereği olacaktır. O halde Yasa gereği baba belirlidir ve babanın da ... olduğunun kabul edilmesi zorunludur. Bu ise nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile mümkündür. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında davalı ...'nın gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan amcası...ve Saliha hanesindeki nüfus kaydının iptali ile gerçek annesi Miyase'nin nüfus kaydına tesciline ilişkin talep nüfus kayıt düzeltme davası olduğu, ikinci talep olan ...'ün davalı ...'nın gerçek babası olduğunun tespiti talebi ise biyolojik anne olduğu iddia edilen Miyase ile ile baba olduğu iddia edilen ...'nın evlilik birliği içinde doğan çocuğun babası yasa gereği koca olduğundan artık bu durumda babalığın hükmen tespitinden söz edilemeyecektir. Mahkemece davanın soybağının reddi olarak nitelendirilip hak düşürücü sürenin geçtiği, bir kısım davalılarında davalı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, dosya içeriğine uygun düşmemiştir. Buna göre mahkemece, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin denetiminden geçen görevsizlik kararı ile görev hususunun kesinleştiği hususu da nazara alınarak davanın nüfus kayıt düzeltim davası olduğu, nüfus kayıt düzeltme davalarında herhangi bir hak düşürücü süre bulunmadığı, nüfus müdürlüğü ve diğer davalıların da davada taraf sıfatları olduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan DNA testi sonuçları ile davacının iddiaların doğrulandığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 ... HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/9662, K. 2019/6469, T. 25.06.2019, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2018-9662-e-2019-6469-k-304c47b173ff