Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/6143 E. 2018/14710 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2018/6143
- Karar No
- 2018/14710
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. ... A R A R Davacılar vekili, müvekkillerinin 115 ada 111 ve 121 parsel sayılı taşınmazlarda hissedar olduklarını, davalıların söz konusu yeri sürüp ekmek suretiyle müvekkillerinin kullanmalarına mani olduklarını, müvekkillerinin dava konusu yerde kullandıkları yer olmadığını belirterek davacıların hisselerine vaki el atmalarının önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar-birleşen davacılar ... ve ... vekili ve diğer davalı ... vekili davanın reddini savunmuşlardır. Birleşen dosya davacıları .... vekili esas dosyasının davacılarından olan ...’a karşı dava açmış ve davalı ...’ın 115 ada 111 parsele yapmış olduğu el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava konusu 115 ada 111 parsel sayılı taşınmazda davalılar-birleşen davacılar ... ve ...'nın fen bilirkişisi raporunda sırasıyla A, B, C harfi ile belirtilen yerleri evveliyatından beri kullandıkları, 115 ada 121 parselde davalı ...'ın annesi ...dan intikal eden hisseye mukabil fen bilirkişisi raporunda E harfi ile belirtilen alanı kardeşleri ile beraber evveliyatından beri kullandığı, davacıların ise dava konusu taşınmazlarda herhangi bir yer kullanmadıkları, eldeki dava açılıncaya kadar taraflar arasında anlaşılarak fiili bir kullanım durumu meydana geldiği ve ahde vefa ilkesi uyarınca eldeki davanın açılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle esas davanın reddine, birleşen dosya bakımından ise davalı ...'nın 115 ada 111 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi raporunda A harfi ile belirtilen alanın bir kısmına el koyduğu, dava konusu alanın evveliyatından beri davalı-birleşen davacı ... tarafından kullanıldığı, bu şekilde fiili bir kullanım durumu meydana getirildiği gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile; 115 ada 111 parsel sayılı taşınmaza fen bilirkişi raporunda ve ekindeki krokide (A) harfi ile belirtilen 55.203,38 m2'lik alana davalı ...’nın el atmasının önlenmesine karar verilmiş olup hüküm asıl davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Somut olaya gelince; dava konusu parsellerden 115 ada 121 parselin 1.099.111,84 m2 , 115 ada 111 parselin ise 257.926,94 m2 olduğu ve taşınmazlarda çok sayıda hissedar bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece 20.11.2015 tarihinde keşif icra edilmiş dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre asıl dava davacılarının taşınmazlarda kullandıkları herhangi bir yer olmadığı, yalnız davacılardan Tufan’ın dava açıldıktan sonra 115 ada 111 parselde davalı-birleşen davacı ...’ın kullandığı yerin bir kısmına el attığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 02.12.2015 tarihli bilirkişi raporunda asıl dosya davacılarının kullanmalarına elverişli bir yer olup olmadığına ilişkin bir belirleme yapılmamıştır. Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeleri kapsar biçimde araştırma ve inceleme yapılması, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, yerinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak davacıların paylarına karşılık taşınmazda kullanabilecekleri yer bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.