Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/4301 E. 2020/2368 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2018/4301
Karar No
2020/2368
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAHİLİ DAVALI : ... DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, vekil edeninin 21 ada 7 parsel sayılı taşınmazda malik olduğunu, davalının dava konusu taşınmazın tamamını hiçbir akdi ve kanuni sebebe dayanmaksızın ev ve bahçe yapmak sureti ile işgal ettiğini belirterek, 01/01/2009 -31/05/2012 tarihleri arasındaki dönem için 6.665,00 TL işgal tazminatının dönem sonundan itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazın murisinden kendisine intikal ettiğini, istenen ecrimisil miktarının fahiş olduğunu, davacının hissesi üzerinde işgalinin olmadığını, bu yerin gelir getirmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, yargılama sırasında vefat ettiğinden, davaya tek mirasçısı ... devam etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 6.520,00 TL tazminatın ( ecrimisil) dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı mirasçıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 21 ada 7 parsel sayılı taşınmazın 7/16 hissesinin davacı Selahi Mehmet Vakfı adına, 9/16 payının Nuriye Doğanlar adına kayıtlı iken 16/10/2014 tarihinde intikal yolu ile dahili davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu, mahkemesince yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde bodrum+zemin katlı bir yapının ve bahçesinin bulunduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Somut olayda, Mahkemece, 19/07/2013 tarihinde 1 inşaat mühendisi, 1 emlak alım satım uzmanı ve 1 hukukçu bilirkişisi eşliğinde keşif yapılmış, keşif sonrası alınan 19/09/2013 tarihli Bilirkişi Kurulu raporunda, dava konusu taşınmaz üzerinde bodrum+zemin katlı bir yapının ve bahçesinin bulunduğu ve ikametgah olarak kullanıldığı belirtilerek, belirtilen dönemler arasında ecrimisil tazminatı hesaplanmıştır. Mahkemece, bahsi geçen bu bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak davalı aleyhine 6.520,00 TL ecrimisile hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, yapılan keşfe Fen bilirkişisi katılmadığı gibi, işgale neden olan ev ve bahçe kroki üzerinde işaretlenmediğinden hükme esas alınan bilirkişi raporundan, davalının dava konusu 50 m2 lik taşınmazda pay sahibi de olduğu düşünüldüğünde, davalı tarafından kullanılan bina ve bahçenin taşınmazın tamamını mı yoksa bir kısmını mı kapsadığı, kullanılan bina ve bahçenin davalıya ait olduğu iddia edilen komşu parsel ile durumunun ne olduğu anlaşılamamaktadır. Bu durumda, hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve Yargıtay denetimine açık olarak tesis edilmediğinden, eksik bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı olduğu üzere karar verilmesi hukuka aykırı olmuştur. O halde Mahkemece yapılacak iş, taşınmaz başında fen bilirkişisinin de katıldığı yeni bir keşif yapılarak, davalının temyiz dilekçesinde değindiği ve evin tamamının dava konusu taşınmaz üzerinde kalmadığı iddiasının da değerlendirildiği, evin ve bahçenin durumunu gösterir hüküm kurmaya ve denetime açık rapor ve kroki de düzenlettirmek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3,4 bendi gereğince Yargıtay Daire ilamına karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/4301, K. 2020/2368, T. 10.03.2020, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2018-4301-e-2020-2368-k-d51346531a7f