Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/927 E. 2013/1770 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/927
Karar No
2013/1770
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.09.2011 gün ve 484/486 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ...; davalıların ve eşinin, müşterek miras bırakan ...’nin mirasçıları olduğunu,1950 yılında mirasçıların kendi aralarında yaptıkları taksimde hissedarı bulundukları 752 ve 143 parsel ... taşınmazların eşi ...'ye verildiğini ve zilyetliklerinin teslim edildiğini açıklayarak, dava konusu 752 ve 143 parsel ... taşınmazlarda ki davalıların hisselerinin iptal edilerek, adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacı 06.12.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile niza konusu taşınmazların eşi ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında ...‘nin diğer mirasçıları usulüne uygun olarak açılan davaya muvafakat ettiklerini bildirmiştir. Davalılar ...., ..., ..., ... ve ...... duruşmada; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı tarafın rızai taksimde hissesini kendilerine devretmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davalı .., ... (çocukları .... ve ...’ye velayeten kendisine asaleten), ..., ..., ..., duruşmada davacı tarafın açmış olduğu davayı kabul ettiklerini, her iki parselde kendilerine isabet eden hisselerin davacı adına tescil edilmesini, davalı ... ile ... ise; dava konusu parsellerden 752 nolu parsel için açılmış olan davayı kabul ettiklerini, 143 nolu parsel hakkındaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmişler, beyanlarını imzaları ile onaylamışlardır. Diğer davalılar davaya cevap vermemiş ve yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, davanın kabulüne, 752 ve 143 parsel ... taşınmazlarda ..., ...ile ...’ye ait payların iptaliyle ... oğlu ... adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dava, muristen intikal ve taksim hukuki sebeplerine dayalı tapu iptal tescil davasıdır. Dava konusu taşınmazların tapulama tutanağı dosya içinde bulunmamaktadır. Bu nedenle taşınmazların edinme tarihi ve sebebi anlaşılmamaktadır. Ancak tapu kaydında 143 parselin 25.12.1950, 752 parselin 28.12.1950 yılında tapulama yoluyla davalıların miras bırakanları ..., ..., ... ve davacıların miras bırakanı ... adına ¼ er payla tescil edildiği görülmüştür. Davacı, eşi ...’in ve davalıların miras bırakanlarının müşterek murisi olan ...'nin mirasının, tüm mirasçılar arasında 1950 yılıında taksim edildiğini iddia etmektedir. Taşınmazların kadastro tutanağı getirtilmediği için tapulamanın hangi tarihte yapıldığı belirlenememiş ise de; tapu kaydından tutanakların 25.12.1950 ve 28.12.1950 yılında kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, taksimin, niza konusu taşınmazların tapu kaydı oluştuktan sonra mı, yoksa tapulama çalışmalarından önce mi yapıldığı üzerinde durulmamış, aynı husus davacıdan, Yerel Bilirkişi ve tanıklardan sorulmamıştır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde iki ihtimal üzerinde durulması gerekir. Eğer taksim sözleşmesi, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden önce yapılmış ise; dava konusu parsellere ait tutanaklar 25.12.1950 ve 28.12.1950 tarihinde kesinleştiğinden, incelenmekte olan bu dava 766 ... Kanunun 31/2 ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 18.08.2009 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü Hâkim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulur. Eğer taksim sözleşmesi, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden sonra, yani malikleri adına tapu kaydı oluştuktan sonra yapılmış ise; dava konusu taşınmazlar paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olup, elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olmadığından tüm mirasçıların katılımıyla da yapılsa bu sözleşmeye değer verilemez. Çünkü paylı mülkiyete geçilmekle taşınmazların terekesinden çıktığının kabulü gerekir. (TMK.m.706, 6098S. TBK.m 237) Paylı mülkiyete tabi taşınmazdaki payın temliki resmi şekilde yapılabilir. Saptanan bu hukuki olgular karşısında; Mahkemece yapılacak iş; tapulama tutanaklarının mahallinden getirtilip, taksimin hangi tarihte yapıldığı üzerinde durularak; tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden önce yapıldığının belirlenmesi halinde 766 ... Kanunun 31/2 ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra dava açılmış olacağından bu sebeple, tutanakların kesinleşmesinden ve tapu oluştuktan sonra yapılması halinde dava konusu taşınmazlar paylı mülkiyet şeklinde tapuya kayıtlı olup, taksim sözleşmesi tapuda resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olacağından her iki durumda da davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki; kayıt maliklerinden 05.03.1989 yılında ölen ...dosya arasında bulunan ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilme 29.04.2010 tarih 2010/455 E-430 K ... mirasçılık belgesine göre ... ve ...’yi mirasçı olarak bırakmıştır. ... 22.09.2010, ... 10.03.2010, Gülşen ise kendisine asaleten çocukları 07.12.1993 doğumlu Abdülkerim ve 20.06.2003 doğumlu İsmail’e velayeten 21.07.2010 tarihli yargılama oturumlarında davayı kabul etmişlerdir. Kabul yapıldığı anda kesin hüküm sonucunu doğuracağından (HMK 311 ve 1086 ... HUMK 95. maddeleri) adı bildirilen davalılar yönünden davanın başka gerekçeyle de olsa kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Her ne kadar ...mirasçıları dışında diğer kayıt maliklerinin mirasçıları olan bir kısım davalılar da davayı kabul etmiş ise de, niza konusu taşınmazlar, bu davalılara yakın murislerinden intikal edip, kendi aralarında elbirliği mülkiyeti geçerli olduğundan, bir ya da birkaç mirasçının davayı kabul etmesi hukuki değer taşımaz. Bu nedenle ... oğlu ...payı yönünden davanın kabul nedeniyle kabulüne, diğer kayıt maliklerinin payları yönünden açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; dosya arasında ki mirasçılık belgesine göre davacıların miras bırakanı ... 29.10.1985 yılında ölmüştür. TMK'nun 28.maddesi uyarınca kişilik ölümle son bulur. Öte yandan 04.05.1978 gün ve 4/5 ... Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi adına tescile karar verilemeyeceği gibi dava tarihinde ölü bulunan kişiye karşı da dava açılamaz. Mahkemece ...’nin dava tarihinde ölü olması nedeniyle iptaline karar verilen payların mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak, ölü ... adına tesciline karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 ... HM'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 ... HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 564,30 TL peşin harcın istek halinde bir kısım davalılara iadesine 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/927, K. 2013/1770, T. 19.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2013-927-e-2013-1770-k-a823a1dd6992