Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2012/9091 E. 2013/2483 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/9091
Karar No
2013/2483
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.06.2012 gün ve 371/229 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, dava dilekçesinde kadastro sırasında Hazine adına tespit ve tescil edilen 302 ada 69 parsel ... taşınmazın vekil edeninin babasına aitken, 1970 de ölümü ile müvekkiline intikal ettiğini, bu tarihten beri müvekkili tarafından kullanıldığını, daha öncede vekil edeninin miras bırakanları tarafından tasarruf edildiğini, eklemeli zilyetlik ile birlikte yüz yılı aşkın bulunduğunu açıklayarak davalı Maliye Hazinesi adına bulunan 302 ada 69 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanılacak yerlerden bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu 302 ada 69 parsel ... taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve eklemeli zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1, 996 ve 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 302 ada 69 parsel ... taşınmaz, 29.07.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu gerekçesiyle 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 18. maddesi gereğince Hazine adına ham toprak niteliğiyle tespit edilmiş olup, kadastro tutanağının 26.12.2008 tarihinde kesinleşmesiyle tapu kaydı oluşmuştur. Davacı dava dilekçesinde; dava konusu yerin babasından kaldığını açıklamış, intikal şekli konusunda herhangi bir belirlemede bulunmamıştır. Keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklarda dava konusu yerin davacının babasından kaldığını ve kırk yılı aşkın bir süreden beri davacı tarafından kullanıldığını bildirmişler, ancak; babasından davacıya intikal biçimikonusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Uyap üzerinden alınan ve dosyaya konulan davacının babası Muharrem Atan’ın 04.01.1971 tarihinde öldüğü ve davacı ... dışında başka mirasçılarının da olduğu anlaşılmaktadır. Muris Muharrem 1971 yılında öldüğüne göre terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişilere karşı tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur (TMK'nun m. 701). TMK'nun 702. maddesi uyarınca terekeye dahil taşınmazlar üzerinde tasarrufu işlemlerde bulunmak için tüm mirasçıların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Yani davada bir tasarrufi işlem olup, tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açması gerekmektedir. Yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle muristen Muharrem'in terekesinin mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılıp belirlenmesi, paylaşım sonucu dava konusu yer davacıya düşmüş ise, şimdiki gibi davanın yürütülmesi ve aşağıda açıklanacak eksikliklerin yerine getirilmesi zorunludur. Şayet, murise ait tereke mirasçıları arasında yöntemine uygun bir biçimde ve tüm mirasçıların katılımı ile yapılmış bir paylaşım söz konusu değil ise, davacı sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan, TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince tek başına aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Mahkemece, yerel bilirkişiler belirlenmeden keşif mahallinde hazır bulunan tespit bilirkişileri kendiliğinden dinlenilmesi usule aykırıdır. Çünkü, genel mahkemelerde açılan davalarda taraflarca hazırlama prensibi söz konusudur. Tarafların gösterdikleri tanıklar ve deliller dışında Mahkemece kendiliğinden tanık veya tespit bilirkişisi dinleyemez. Hakim, tarafların gösterdikleri tanık listesi ile bağlı olup, onun dışında başka kişileri kendiliğinden dinlemesi usule aykırıdır. Öte yandan, 24.04.2012 tarihli yargılama oturumunda verilen keşif ara kararında yerel bilirkişi ve tanıkların ne şekilde dinleneceği konusunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bu şekilde verilen bir keşif ara kararının yöntemine uygun olarak verildiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır. Yine vazgeçme olmadığı halde Mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin davacının gösterdiği dört tanığının da dinlenmemesi yerinde görülmemiştir. Zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 ... KK'nun 14/1.maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Şu halde, Mahkemece yapılacak iş yerel bilirkişilerin yöntemine uygun bir biçimde Mahkemece belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290. maddeleri gereğince davetiyeyle keşif yerine çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, muristen kalan taşınmazın terekeye dahil diğer mallarla birlikte mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımı ile paylaşılıp paylaşılmadığının, paylaşılmış ise, kimlere hangi ada ve parsellerdeki taşınmazların düştüğünün, paylaşım sonucu dava konusu yerin davacıya düşüp düşmediğinin, zilyetlik koşulları ve süresiyle birlikte kendilerinden sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasındaki çelişkinin yüzleştirilmek suretiyle giderilmesi (HMK'nun m.261), tespitin yapıldığı 29.07.2008 tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait (1978-1988 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, 1978-1988 yılları arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların Kadastro İl Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis aracılığıyla keşifte uygulanması, hava fotoğrafları ile İl Müdürlüğü'nden getirtilecek paftalara göre dava konusu yerin tarım arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, zirai bilirkişinin raporuna göre taşınmaz üzerinde "geven, çalı, çok yıllık otsu bitkiler ile çalı formunda 29 adet alıç ağaçlarının" bulunduğu gözetilerek, söz konusu yerin mera niteliğinde bulunup bulunmadığının veya hangi nitelikte görüldüğünün hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, bu konuda sözü edilen mühendisten Yargıtay’ın ve tarafların denetimine açık gerekçeli ve karşılaştırmalı raporun istenmesi, taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğraflarının birlikte keşifte götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla çektirilerek, Mahkeme Hakimi'nce onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, muris Muharrem 1971 yılında öldüğü ve terekesinin kural olarak elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu göz önünde bulundurularak, paylaşımında yapılmadığı ya da paylaşımdan itibaren dava tarihine kadar davacının kazanmayı sağlayan yirmi yıllık süresinin dolmadığı hususu esas alınarak 3402 ... KK'nun 14. maddesi uyarınca muris ve murise ait alınacak veraset belgesinde isimleri yazılı tüm mirasçıları bakımından miktar araştırmasının yapılması, muris ve mirasçılarının belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile, zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü'nden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğü'nden, zilyetliğe dayalı olarak açılmış tescil davalarına ait dosyaların ise bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden göz önünde tutulması ve değerlendirilmesi ondan sonra bütün deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması Usul ve Kanuna aykırıdır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 ... HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/9091, K. 2013/2483, T. 28.02.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2012-9091-e-2013-2483-k-84afb7038d79