Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/25459 E. 2025/4324 K. – Yalan Tanıklık
Konu: Yalan Tanıklık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/25459
- Karar No
- 2025/4324
- Karar Tarihi
- Konu
- Yalan Tanıklık
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/3516 Değişik İş SUÇ : Yalan tanıklık İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2023 tarihli, şüpheliler hakkında yalan tanıklık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı şikayetçiler vekili tarafından yapılan itirazın Alanya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.12.2023 tarihli kararıyla reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2024 tarihli ve 2024/3840 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB-2024/113091 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB-2024/113091 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, müşteki vekili şikâyet dilekçesinde özetle, 09/06/2020 tarihinde çıkan yangın nedeniyle, şikâyetçi aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde devam eden tazminat davasında şüphelilerin gerçeğe aykırı şekilde tanıklık yaptıkları iddiasıyla şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüphelilerin üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gibi olaya ilişkin bilirkişi raporu neticesinde ilgili mahkemesince atılı suçun oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirmenin de bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; yangının söndürülmesi için olay yerinde bulunan itfaiye görevlilerinin ve görgü tanıklarının tespitinin yapılarak ifadelerinin alınması, taraflar arasında devam eden tazminat davasının dosya içerisine alınarak gerekli görülmesi halinde yangının çıkış sebebine ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesi "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar."; 160/2. maddesi "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.''; 170/2. maddesi "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."; 172/1. maddesi "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173/3-4. maddesi “Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 3. 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 4. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 272. maddesinde yasaklanan fiil, gerçeğe aykırı tanıklık yapmaktır. Gerçeğe aykırı tanıklık, yalan söylemek veya tanıklığın konusunu oluşturan hususlar hakkında bilgiyi bilerek kısmen veya tamamen saklamak, gizlemek, gerçeğe uygun beyanlara gerçeğe aykırı hususlar eklemek şeklinde yapılabilmektedir. Yalan söylemek deyimi, tabii olarak gerçeği inkar etmeyi de kapsamaktadır. Suçun oluşumu için, gerçeğe aykırı tanıklığın, tanıklık yapılan olgu ve olaylara ilişkin olması gerekmektedir. Tanığın, beyanda bulunduğu maddi olguları bilerek ve isteyerek değiştirmesi, çarpıtması, olduğundan farklı göstermesi, gizlemesi bu suçu oluşturmaktadır. Olay ya da olgulara ilişkin olarak tanığın kendisinden ya da başka bir sebepten kaynaklanan yanlış izlenim ve duyumları, dalgınlığı, unutkanlığı yahut olayın üzerinden belirli bir zaman geçmesi nedeniyle olguların az ya da yanlış hatırlanması neticesinde gerçekle uyumlu olmayan beyanlarda bulunması, yalan tanıklık suçunu oluşturmayacaktır. 5. İnceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin fiilen kullandığı evde 09.06.2020 tarihinde çıkan yangında evin tamamen yanması üzerine Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/209 Esas sayılı dosyasında görülmekte olan maddi tazminat davasında yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, yangından dolayı 77.000,00 TL'lik zararın bulunduğunun ve yangının, şebeke kablosuna ait faz ucunun, antigron kabloya 5-6 tur dolandırılarak bağlanması nedeniyle aşırı ısınmadan dolayı antigron kablonun içten içe yanarak yapı elektrik sayacına kadar gelmesinden dolayı başladığı ve davalı elektrik dağıtım şirketinin kusurlu olduğu belirtilmesine karşın, anılan hukuk davasında davalı şirkette çalışan şüphelilerin 16.05.2023 tarihli celsede tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde şüpheli ...'ın "Ben davalı kurumda 2017 yılından bu yana çalışmaktayım, dava konusu olayı hatırlıyorum. 09/06/2020 tarihli tutanak altındaki imza bana aittir. Oraya gittiğimizde yangının akşamdan devam ettiğini söylediler. Yangınla elektrik tellerinin baya mesafesi vardır. Ben yangının mangal yakılmasından dolayı yangının da söndürülmemesinden dolayı çıktığını duydum. Ordaki kişilerin konuştukları bu şekilde idi" şeklinde; şüpheli ...'ün "Ben davalı kurumda 2011 yılından bu yana çalışmaktayım, dava konusu olayı hatırlıyorum. 09/06/2020 tarihli tutanak altındaki imza bana aittir. Oraya gittiğimizde itfaiye yangını söndürüyordu. Çevredekilerle ve itfayicelerle konuştuk,evin alt tarafında mangal yapılmış, korlar hala yanıyordu. Yangın mangaldan çıkmış.itfaiyeciler de o şekilde söylediler. Evin yan tarafında yedikleri etlerin kemikleri de duruyordu. Biz gittiğimizde direkle ev arasında 25-30 metre olduğunu gördük. Yangın elektrik tellerinden çıkmış olsaydı eve kadar yanan yer olması gerekiyordu ancak eve kadar yanan bir yer yoktu" şeklinde beyanda bulunmaları üzerine şikayetçi vekili tarafından şüpheliler hakkında 13.06.2023 tarihli dilekçeyle suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. 6. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "...söz konusu olayda atılı suçun unsurları oluşmadığı gibi söz konusu olaya ilişkin bilirkişi raporu neticesinde ilgili mahkemesince atılı suçun oluşup oluşmadığı yönünde bir değerlendirmenin de bulunmadığı.." gerekçesiyle şüpheliler hakkında yalan tanıklık suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de; Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/209 Esas, 2024/285 Karar sayılı dava dosyası getirtilip incelenerek, kesinleşip kesinleşmediği belirlenerek, şüphelilerin, şikayetçinin ve olaya ilişkin görgü tanıklarının ifadeleri alınıp, olay sırasında şüphelinin olay yerinde olup olmadığının ve yangının çıkış sebebinin tespiti ile tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmayla verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın Mercii tarafından kabulü yerine reddine karar verilmesi karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Alanya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.12.2023 tarihli ve 2023/3516 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde karar verildi. ...