Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/3326 E. 2024/4933 K. – Banka Veya Kredi

Konu: Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2023/3326
Karar No
2024/4933
Karar Tarihi
Konu
Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI :2023/138 E. 2023/136 K. SUÇ :Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR :Hüküm kurulmasına yer olmadığına ve kovuşturmaya elverişli iddianame düzenlenmesi hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin karar KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2022 tarihli iddianamesi ile sanıklar hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Çorum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli kararı ile iddianamede sanıkların hangi eylem sebebiyle yargılandıklarının anlatılmaması nedeniyle iddianame uyarınca yargılama yapılması mümkün olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karar kesinleştiğinde kovuşturmaya elverişli iddianame düzenlenmesi hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 21.03.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.07.2023 tarihli ve 2023/11988 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/87540 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.09.2023 tarihli ve KYB-2023/87540 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket etmek suretiyle müşteki ...'a ait kart bilgileri üzerinden internetten alışveriş yapmak suretiyle atılı başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçunu işledikleri iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/1, 37/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 19/09/2022 tarihli iddianamenin; "şüphelilerin müştekinin kartından yapılan hangi işlemler sebebiyle cezalandırılmasının istenildiğinin iddianame anlatımında gösterilmediği, yapılan alışverişlerin şüpheliler tarafından gerçekleştirildiğinin mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmasının gerektiği, şüphelilerin eyleminin tek bir fiil mi yoksa birden fazla suçu mu yoksa zincirleme suçu mu oluşturacağının iddianamede gösterilmediği, suçun sübutuna ve atılı suça doğrudan etki edecek mahiyette delil olan müştekinin eylemin ne suretle gerçekleştiğine ilişkin ayrıntılı beyanının alınmadığı, kart bilgilerini şüphelilerle irtibata geçerek telefonla veya internet aracılığıyla paylaşıp paylaşmadığı hususunun tespitinin gerektiği..." şeklindeki gerekçelerle Çorum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/09/2022 tarihli ve 2022/607 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile iade edildiği, Anılan iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itiraz üzerine, mercii Çorum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/10/2022 ve 2022/397 değişik iş sayılı kararında yer alan, "1-Suç tarihi olan 21/01/2018 tarihli harcamalar nedeniyle şüpheliler hakkında cezalandırılma talep edildiği ve o tarihte yapılan harcamalara, ilgili bankanın cevabı yazısında yer verildiği anlaşıldığından, bu hususa dair kaleme alınan iade gerekçesinin yerinde görülmediği, 2-Eylemlerin, bir bütün halinde tek bir suça mı, yoksa birbirlerinden bağımsız suçlara mı, yahut Zincirleme suretle işlenen bir suça mı vücut vereceği hususunun, hukuki nitelendirmeye dair olması sebebiyle iade gerekçesi olarak kabul edilemeyeceği, 3-Müştekinin bilgisine başvurulup, buna dair tutanağın dosya arasına getirildiği anlaşıldığından, bu hususta kaleme alınan iade gerekçesine de iştirak edilemeyeceği ..." şeklindeki gerekçelerle itirazın kabulüne ve iddianamenin iadesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, anılan mercii kararı aleyhine kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, Genel Müdürlüğümüzün 24/01/2023 tarihli ve 94660652-105-19-29783-2022-Kyb sayılı yazısı ile söz konusu mercii kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilmesinin uygun görülmemesini takiben, Çorum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/02/2023 tarihli kararıyla tensiben yazılı şekilde hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/3481 Esas, 2020/20128 Karar sayılı ilamında, "...sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığa isnat olunan eylem anlatılmış, atılı suçu işlediği hususunda yeterli şüphenin mevcut olduğu belirtilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame mahkemesince kabul edilmiştir. Yargılama neticesinde mahkeme tarafından, sanık hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Belirtilen eksiklik ancak, CMK'nın 170. maddesine göre mahkemenin iddianameyi iade yetkisinin gerekçesi olabileceği, mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra ise, varsa eksikliklerin kovuşturma aşamasında mahkemesince giderilmesinin gerekeceği, yargılama sonucunda ancak aynı Kanun'un 223. maddesinin “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” düzenlemesine göre, bu maddede yazılı kararlardan birinin verilebileceğinin anlaşılması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle, CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen ve davayı esastan çözümleyen hükümler arasında da sayılmayan "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır." şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda yukarıda izah edilen şekilde iddianamenin iadesi kararının mercii tarafından kaldırılması üzerine kovuşturma aşamasına geçilmesi sebebiyle, tespit edilen eksikliklerin; soruşturma aşamasında alınan ifadeler, toplanan deliller ile yargılama sırasında toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilmek ve sanıkların savunması da gözetilmek suretiyle mahkemesince giderildikten sonra, sair usuli hususlar da nazara alınarak, yargılama sonunda, 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitlerinden birisiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Şikayetçinin 24.01.2018 tarihinde Çorum Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne yaptığı müracaatında, kredi kartından 22.01.2018 tarihinde şüpheli bir mesajın gelmesi üzerine müşteri hizmetlerini arayıp kartını iptal ettirdiğini, 23.01.2018 tarihinde bankaya itiraz için gittiğinde çeşitli firmalardan toplamda 864,00 TL'lik bir harcama yapıldığını belirterek şikayetçi olduğu belirlenmiştir. 2. Yapılan araştırmalar neticesinde bilgileri tespit edilen sanıklar hakkında Çorum Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2022 tarihli iddianamesi ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Çorum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli kararı ile iddianamede sanıkların hangi eylem sebebiyle yargılandıklarının anlatılmaması nedeniyle iddianame uyarınca yargılama yapılması mümkün olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına ve karar kesinleştiğinde kovuşturmaya elverişli iddianame düzenlenmesi hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın Çorum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği belirlenmiştir. 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.02.2014 tarihli ve 2012/11-1356 Esas, 2014/70 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, ceza muhakemesi hukukunda mahkemelerce yargılama faaliyeti yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek fail ve fiille ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki son soruşturmanın açılması kararı, icra mahkemelerine verilen şikâyet dilekçesi gibi istisnai hükümler bulunmakla birlikte, kural olarak bir iddianame ile açılmaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da; "İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" hükmüne yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223 üncü maddesinde; (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. ... (3) Sanık hakkında; a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi, Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen; a) Etkin pişmanlık, b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, c) Karşılıklı hakaret, d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. (5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir. ... (7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. " Aynı Kanun'un "Hükmün konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi" başlıklı 225 inci maddesinde yer alan; "(1) Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. (2) Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak bir karar verilebilecek, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil ya da olaydan dolayı yargılama yapılıp, açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açıkça aykırılık teşkil edecektir. Öğretide de; "yargılamanın sınırlılığı" ve "davasız yargılama olmaz" şeklinde ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve faili ile ilgili yargılama yapacak ve önüne getirilen uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacak, yargılama sonucunda sanığın sabit kabul edilen eylemlerinin hukuki niteliğine göre kanunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbiri, davanın reddi ve düşmesi olarak sayılan hükümlerden birinin ya da mahkûmiyet ve güvenlik tedbiri örneğinde olduğu gibi birden fazlasının kurulması ile yetinilecek, iddianameye konu olan fiil sabit olmakla birlikte, sanık tarafından işlenmediğinin anlaşılması veya sanığın işlediğinin kesin delillerle ispatlanamaması halinde gerçek fail ya da faillere ulaşılabilmesi amacıyla suç duyurusunda bulunulması gerekecektir. 4. İnceleme konusu somut olayda; mahkemece "iddianamede sanıkların hangi eylem sebebiyle yargılandıklarının anlatılmaması nedeniyle iddianame uyarınca yargılama yapılması mümkün olmadığı" şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Mahkeme tarafından iddianamenin, eylemler anlatılmadığı için suç yükleme niteliğinde sayılamayacağı, dolayısıyla anılan belgenin hukuken iddianame sayılamayacağı kanaatine varılırsa, Cumhuriyet Başsavcılığından yeni bir iddianame düzenlenmesi istenilecek, açılacak yeni dava ile birleştirme kararı verilerek, bu husus mümkün olmadığı takdirde iddianamedeki eylemlerin açıklattırılması suretiyle yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde sayılan ve yargılamayı sonlandıran hükümlerden birisi ile sonlandırılması gerekecektir. Zira, "hüküm kurulmasına yer olmadığına" şeklinde bir hüküm çeşidine 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinde yer verilmemiştir. Bunun bir hüküm çeşidi olmaması nedeniyle yargılamayı sonlandıran bir karar olmadığı da açıktır. 5. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; Mahkemece sanıklar hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çorum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2023 tarihli ve 2023/138 Esas, 2023/136 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2023/3326, K. 2024/4933, T. 06.06.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2023-3326-e-2024-4933-k-9bf33a873503