Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2386 E. 2024/8861 K. – Hükümlü Veya
Konu: Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/2386
- Karar No
- 2024/8861
- Karar Tarihi
- Konu
- Hükümlü Veya Tutuklunun Kaçması
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/602 E., 2018/417 K. SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Zile Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2018 tarihli ve 2017/602 Esas, 2018/417 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, karara karşı hükümlü tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesinin 06.02.2019 tarihli ve 2018/1146 E., 2019/306 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/33099 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58584 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın 02/03/2017 tarihli firar eylemi nedeniyle 06/04/2017 tarihinde düzenlenen iddianame üzerine Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 17/01/2019 tarihli ve 2017/144 esas, 2019/32 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, yine sanığın aynı eyleminden dolayı 17/11/2017 tarihli iddianame ile açılan kamu davası sonunda da Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2018 tarihli ve 2017/602 esas, 2018/417 sayılı kararıyla da cezalandırıldığı anlaşılmakla; sonradan açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/7. maddesinde yer alan "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, davanın reddine karar verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, Kanun yararına bozma başlıklı 309 uncu maddesinin inceleme konusu ile ilgili birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yer alan; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." Şeklindeki düzenlemeleri uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddi hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. 2.Buna göre hâkim veya mahkemece verilen karar veya hükümlerin kanun yararına bozma konusu yapılabilmesi için, bu karar veya hükmün istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmesi gerekmektedir. 3. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; kanun yararına bozmaya konu edilen Zile Asliye Ceza Mahkemesinin 09.10.2018 tarihli ve 2017/602 E., 2018/417 K. sayılı kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği ve inceleme konusu bu kararın kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.