Yargıtay · 8. Ceza Dairesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/9349 E. 2024/393 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/9349
- Karar No
- 2024/393
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/133 E. 2016/644 K. KATILANLAR : ..., ... SUÇLAR : Eziyet, kasten yaralama HÜKÜMLER : Beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEMYİZ EDENLER : Katılan ... vekili, katılan ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, mahalline iade, onama Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar vermek gerekmiştir. Suçtan katılan sıfatını alabilecek şekilde zarar görmüş bulunan şikayetçi ... vekilinin gerekçeli kararın tebliği üzerine eziyet suçundan kurulan hükmü temyiz ederek davaya katılma iradesini ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, şikayetçi kurum vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu belirlenerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının katılan ... vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 12.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kasten yaralama ve eziyet suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 96 ncı maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca dava açılmıştır. 2. Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında eziyet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat; kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; Delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek sanığın yalnızca kasten yaralamadan cezalandırılıp eziyet suçundan beraatine karar verildiğine ilişkindir. B. Katılan ... vekilinin temyiz isteği; Sanığın eziyet ettiği sabit olduğu halde eziyet suçundan beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın kızı olan henüz bir yaşındaki katılanın eziyet çekmesine yol açacak davranışlar gerçekleştirdiği iddiasına ilişkindir. 2. a) Mağdur ...'un annesi olan ....'ın soruşturma aşamasında ilk beyanında, eşinin ikinci evliliği olduğunu, önceki evliliğinden çocuğunun olması ve kız olması nedeniyle Hiranur'u istemediğini, bu nedenle onu zaman zaman ısırarak, çimdik ve tokat atarak darp ettiğini, ancak evliliğinin zarar görmesinden korktuğu için bu zamana kadar şikayetçi olmadığını, yaklaşık iki hafta önce ikametlerindeyken sanığın ....'un yüzüne eli ile vurarak, ısırarak vücudunun çeşitli yerlerini darp ettiğini, hastaneye tedavisi için götürdüğünde kızının darp edildiğini söyleyince adli rapor düzenlendiğini beyan ederek şikayetçi olduğu, b) Kovuşturma aşamasında ise mağdur ...'ın, sanığın kızına sadece bir defa vurduğunu, ısırmasının aşırı sevmesinden kaynaklandığını ifade ettiği, sanığın da benzer şekilde beyanda bulunduğu belirlenmiştir. 3. a) Prof. Dr. Celal Ertuğ Etimesgut Devlet Hastanesinin 05.11.2015 tarihli raporu ile her iki alt extremitede çok sayıda ekimozlar mevcut olduğu belirlenmiştir. b) Sincan Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 24.12.2015 tarihli raporu ile mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu belirlenmiştir. IV. GEREKÇE 1. Çocuğun haklarını korumakla görevlendirilen mağdur müdafiinin hükmü temyiz etme hakkı bulunduğundan, Tebliğnamedeki temyiz talebinin reddine dair görüşe iştirak olunmamıştır. 2. 5237 sayılı Kanun'un "Eziyet" başlıklı 96 ncı maddesinin birinci fıkrasında eziyet suçunun maddi unsuru, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirmek” şeklinde belirtilmiş, ancak bu davranışların ne olduğu somut olarak ortaya konulmamıştır. Ancak maddenin gerekçesinde; eziyet olarak, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu işkence suçuna ilişkin 94 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki tanıma, eziyet suçunu düzenleyen 96 ncı maddenin metninde değil, gerekçesinde yer vererek eziyet suçunda fiilin arz ettiği özellikleri belirlemiştir. Bu durumda eziyet suçu ile işkence suçu, maddi unsuru bakımından benzerlik göstermektedir. Ancak eziyet suçu bakımından maddenin gerekçesinde, işkence suçunda öngörülen “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine” yol açacak hareketten söz edilmemektedir. Eziyet serbest hareketli bir suçtur. Mağdurun gerek bedensel gerek ise ruhsal yönden acı çekmesine neden olacak, mağdurda utanma, korku, acizlik ve değersizlik duygusu uyandırıp onurunu zedeleyecek hareketler eziyet kapsamındadır. Bu suç tipinde mağdur, objektif olarak aşağılayıcı ve eza verici hareketler aracılığıyla, insan olma niteliğinin gerekli kıldığı düzeyin objektif olarak altında kalan ve kişiliğinin derhal ya da ileride gelişebilmesi için gerekli olan dengeye olarak etki edebilecek muamelelere tabi kılınmaktadır. Eziyet teşkil eden fiiller, kasten yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz niteliği taşıyabilirler. Ancak, bu fiiller, ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenmektedir. Eziyetten söz edebilmek için, maddenin gerekçesine göre eziyet oluşturan fiillerin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Sistematik olmaktan kastedilen, mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir seyir izlemesidir. Sistematik olma hali, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığını tespite yarayan kriterlerden biridir. Hareketlerin sistematik biçimde uygulanması, mağdura yönelik davranışların belli bir süreç içinde düzenli ve bir bütünlük arz eder biçimde yapılmasını gerektirir. Bu sebeple mağdura yönelik hareketler, fail tarafından bilerek ve istenerek belirli bir süreçte genel bir tutum çerçevesinde bir bütünün parçası olarak veya belirli bir plan dahilinde işlenirlerse eziyet suçu oluşur. Burada çeşitli nitelikteki hareketler objektif olarak belirli bir şiddeti içermekte, asgari düzeyde bir ağırlığa ulaşmaktadır. Hareketler bir bütün halinde objektif olarak eziyet teşkil edecek boyuta ulaştığında, başka bir deyişle asgari bir düzeyde şiddete ulaştığında suç tamamlanmış olacaktır. Dava konusu olayda, mağdur ...'un annesinin soruşturma aşamasındaki anlatımı, bu anlatımı destekleyen doktor raporuna göre, mağdurun vücudunda meydana gelen yaralanmanın bir defa darp etme ile gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, sanığın doğmasını istemediği kızına doğumundan itibaren bir yıl boyunca gerek ısırma, gerekse çimdik ve tokat atma şeklinde onu istemediğini gösterir şekilde birtakım eylemlerde bulunduğu, en son 05.11.2015 tarihinde hastaneye yapılan müracaat ile bu durumun ortaya çıktığı, mağdur annenin de bu hususu evliliğinin zarar görmesinden korktuğu için şikayetçi olmadığı şeklinde açıkladığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 96 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Eziyet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli kararına yönelik katılan ... vekili ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.