Yargıtay · 8. Ceza Dairesi

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/16823 E. 2024/767 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas No
2021/16823
Karar No
2024/767
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2313 E., 2019/2838 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2016 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama, tehdit, hakaret suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır. 2. Giresun 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında 3 mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmasına; kasten yaralama suçlarından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmiştir. 3. Sanık ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından, istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarihli kararı ile ilk derece mahkekemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine; mağdurlara yönelik kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması gerektiğine, yaralama suçlarından verilen hapis cezasının ertelenmesinin sanığı ödüllendirme olduğuna ve cezanın önleyicilik unsurunu kaldırdığına, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın suç tarihinde kızı olan mağdure ...'ün sosyal medya hesabında bir erkek ile çekilmiş fotoğrafını gördüğünü söyleyerek eve geldiği, eşi ve kızları olan mağdureleri, darp ettiği ayrıca kızı mağdure ...'ü ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde silahla yaraladığı, tehdit ettiği ve zincirleme şeklinde hakaret ve kişi hürriyetinden yoksun bırakma eylemlerinde bulunduğu iddiasına ilişkindir. 2. Mağdure Gülcan hakkında alınan adli raporda, sol kolda 10 cm boyutunda yüzeysel kesi olduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği tespit edilmiştir. Mağdure Gönül hakkındaki adli raporda, sağ el 4.parmakta kesi olduğu, nazal kemikte çökme fraktür mevcut olduğu; mağdure Binnur hakkında alınan adli muayene raporunda darp cebir izine rastlanılmadığı tespit edilmiştir. 3. Mağdure Gülcan, Gönül ve Binnur'un 10.08.2016 tarihli hazırlık aşamasında sıcağı sıcağına alınan beyanlarında, olay günü sanığın evin içerisine girip kapıyı içeriden kilitlediği sonrasında darp eylemlerinde bulunurken gürültü sesini duyan komşuların gelerek kapıyı çalmaları üzerine mağdure Gülcan'ın anahtarla kapıyı açtığını ifade etmişlerdir. Mağdureler her ne kadar yargılama aşamasında kapının kırarak açılması suretiyle evden dışarı çıktıklarını belirtseler de, gerek tanık ...'ün beyanları gerek kapının zorlanarak kırılmış olduğuna dair dosya kapsamında bir tespitin bulunmaması, kapının kırıldığı hususunu doğrulamamıştır. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; Sanık ...'ün öz kızı olan mağdur ...'ün instagram hesabında erkek arkadaşı ile resmini gördüğü, bu fotoğrafa sinirlenen sanık mağdur ...'u arayarak eve geleceğini söylediği, 8 aydır ayrı yaşadığı resmi nikahlı eşi mağdur ...'ün evine geldiği, kapıyı çaldığı, mağdurların kapıyı açması üzerine eve girdiği ve kapıyı arkadan kilitleyerek mağdurların evden çıkmasına izin vermediği, mağdur ...'e "Senin ananı avradını sikerim, orospu, seni öldürürüm, seni keserim" diyerek sövmek suretiyle mağdurun onur şeref ve saygınlığına saldırarak hakaret ve mağdurun hayatına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit ettiği, daha sonra eli ile mağdur ...'e vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde kasten yaraladığı, mağdur ...'un araya girmesi sonrası sanığın mağdur ...'u da eli ile vurmak suretiyle kasten yaraladığı, mağdur ...'a da "sen git erkeklerin kucağına otur o...., p.ç" diyerek sövmek suretiyle mağdurun onur şeref ve saygınlığına saldırarak hakaret ettiği ve eli ile vurmak suretiyle kasten yaraladığı, evde kavga seslerini duyan ... ve ...'ün kapıyı itip kırmak suretiyle eve girdikleri, daha sonra ... da gelerek mağdurları dışarı çıkartıp polise ihbarda bulundukları olayda, sanık hakkında kasten yaralama suçlarından kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine; tehdit suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hakaret suçundan şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; Her ne kadar sanık ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, (e ve f) bentleri, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlara yönelik kasten yaralama suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; sanık ...'ün internette paylaşımını gören kızına sinirlenmesi sebebiyle eve gelip eşi ve kızlarını darp edip, eşi Gönül'ü basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde, mağdurlar kızları Gülcan ve Binnur'u basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralama şeklindeki eyleminde sanığın kapıyı kilitledikten sonra anahtarı kapının üzerinde bırakmış olması kastının darp eylemi olması gözönüne alındığında, hürriyeti tahdit kastının bulunmadığı, bu sebeple sanığın üzerine atılı suçun mağdurlara yönelik kasten yaralama suçu kapsamında kaldığının kabul edilmesi gerektiğinden bahisle sanık hakkında mağdurlar ..., ..., ...'e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine; mağdurlara yönelik kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Ceza Genel Kurulunun 25.10.2018 gün ve 2016/7-127 Esas, 2018/482 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiil olduğu, yargılamayı yapan mahkemenin fiilin hukuki niteliğini takdirde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, kanunun açık ve kesin olan bu hükmü karşısında, mahkemece sanığın yargılama sonucunda sabit kabul edilen fiilinin hukuksal niteliğine göre hüküm kurulması gerekir ve bu bağlamda sanığın eylemlerinin iddianamedeki olay anlatımına göre kasten yaralama suçunu oluşturduğu anlaşıldığından Mahkemenin kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurması nedeniyle Tebliğnamedeki (1) numaralı; ve ayrıca mağdure Gönül'e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan hüküm kurulması nedeniyle Tebliğnamedeki (2) numaralı görüşe iştirak edilmemiştir. 1. Kişiyi Hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir. Bu nedenlerle Bakanlık vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazının reddine karar verilmiştir. Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, mağdurelerin hazırlık aşamasındaki birbiri ile uyumlu anlatımları, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın internet paylaşımını görüp kızına sinirlenerek eve geldiği ve kapıyı içeriden kilitleyip anahtarı üzerinde bıraktığı ve mağdureleri darp ettiği, çıkan gürültü üzerine komşular tarafından kapının çalınması üzerine mağdurelerin kapıyı açarak daireden çıktıkları olayda, mağdurelerin, sanık tarafından alıkonulduklarına dair mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin delil bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Kasten yaralama suçlarından kurulan hükümler yönünden, Olaylar olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı kasten yaralama suçlarını işlediğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde ( 1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.11.2019 tarihli kararında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2021/16823, K. 2024/767, T. 24.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-ceza-dairesi-2021-16823-e-2024-767-k-bc224f27efe5