Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2026/2825 E. 2026/2707 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2825
- Karar No
- 2026/2707
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2026/5 E., 2026/48 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların paydaş olduğu 8 54... parsel sayılı taşınmaz hakkında devam eden ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, taşınmaz üzerindeki muhdesatın vekil edeni tarafından meydana getirildiğini belirterek muhdesatın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, 19.02.2019 havale tarihli dilekçe ile niza konusu taşınmazın 8 54... parsel olarak gösterilmişse de, 105 80... parsel olduğunu ve keşfin bu taşınmaz üzerinde yapılmasını istenmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yazılı hususları kabul etmediklerini, davacının beyanlarının gerçeğe aykırı ve soyut olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu, davacının soyut iddiasından başka bilgi ve belge sunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 30.05.2019 tarihli kararında; yargılama sırasında somut olayda davalı taraflarca davacının iddialarına karşı çıkıldığı gözetildiğinde, ispat yükü üzerinde olan davacı yanın dava konusu muhdesatın kendisine ait olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerektiği halde, kanıtlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 30.05.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/1033 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 27.02.2024 tarih ve 2024/1107 Karar sayılı ilamında; somut olayda, Mahkemece, davacı tarafın dilekçelerin teatisi aşamasında bildirdiği delillerin tamamı toplanmadan ve davacı cevaba cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı halde davacının yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatılmadan karar verilmesi hatalı olduğundan temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece 13.05.2025 tarihli kararında; bozma ilamı sonrası davalılara yapılan usulüne uygun isticvap davetiyesine rağmen duruşmaya katılmadıkları, duruşmaya katılmamalarına yönelik herhangi mazeret evrakı sunmadıkları, dosya içerisine alınan kayıtlar ve davalıların isticvap için hazır bulunmaması sebebiyle davacının iddiasını ispat ettiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 13.05.2025 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 10.10.2025 tarihli ve 2025/4230 Karar sayılı ilamında; Mahkemece yemin delili hatırlatıldıktan ve davacı tarafça yemin deliline dayanılmayacağı ve dosyanın mevcut haline göre karar verilmesi talep edildikten sonra isticvap davetiyesi gönderilmesi gerekmediği halde bu hususta ara karar kurularak, isticvaba icabet edilmemesi sebebiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı tarafça davaya konu muhdesatın kendi adına ve hesabına meydana getirildiğinin kanıtlanamadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz nedenlerinde; Yerel Mahkemenin hükmü gerekçesiz şekilde kurduğunu, somut delillerin hükme esas alınmadığını, mahkeme içi ikrarın dikkate alınmadığını, Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesindeki ortaklığın giderilmesi davasında ... mirasçılarından davalı ... vekilinin sunduğu dilekçede muhdesatın muris ...'a ait olduğunun açıkça kabul edildiğini, tanık ...'ın 11.07.2024 tarihli duruşma salonunda hazır edilmiş olmasına rağmen dinlenilmeyerek hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, yapılan keşifte mahalli bilirkişi dinlenmediğini, Mahkemece yapılan isticvabın ispat aracı niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.