Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/557 E. 2025/4932 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/557
- Karar No
- 2025/4932
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/4088 E., 2024/2277 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/281 E., 2021/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ve davalıların murisi ... ... ...’ın kardeş olduklarını, dava konusu 3156 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, ailenin ortak ticari değerleri ve taşınmazlarının bölüştürülmesi amacıyla müvekkili, davalılar ve dava dışı diğer kardeşler arasında 01.02.2013 tarihli inanç sözleşmesinin imzalandığını, inanç sözleşmesi uyarınca, davalıların hâlen adlarına kayıtlı taşınmazda 4/26 payına karşılık binanın 3. kat arka cephedeki 6 numaralı dairesi ile 7 numaralı çatı katı dairelerinin tapu devrinin müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, inanç sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirildiğini ancak davalıların tapu devrine yanaşmadığını, kendilerine ihtarname tebliğ edildiğini ileri sürerek sözleşme ile müvekkiline verilmesi gereken dairelerin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 24.07.2019 tarihli ihbar dilekçesi ile bu davanın inanç sözleşmesini imzalayan, sözleşmede taraf olan diğer kardeşleri ..., ... ve ... ....'ı da yakından ilgilendireceği ve dava sonucunun etkileyeceğini, bu nedenle davanın ..., ... ve ... ...'a ihbar edilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; inanç sözleşmesinin resmî şekilde düzenlenmediğini, geçersiz olduğunu, sözleşmenin müvekkilinin irade fesadına uğratılarak tehdit ile imzalatıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazın davalıların murisinden önce şirket ya da davacı adına kayıtlı olmadığı, taşınmazın aslında şirkete ya da kardeşlere ait olduğunun da iddia edilmediği, sözleşmede de bu hususun düzenlenmediği, sözleşmede ipoteğe dayanak teşkil eden borcun ödenmesi halinde kardeşlere devir ve temlik işlemi yapılacağının düzenlendiği, ipoteğin de şirket borcunu teminat altına almak için kurulduğu, taşınmazın davalıların murisine daha sonra geri alınmak üzere devri durumu yani murise taşınmaz için davacı tarafından yapılmış kazandırıcı bir işlem söz konusu olmadığına göre yukarıda açıklandığı şekilde bir inanç sözleşmesinden bahsedilemeyeceği, yapılan sözleşmenin şirketteki hakların tasfiyesi mahiyetinde olduğu taşınmazın şirket tarafından alındığı, binanın da şirket ya da ortakları tarafından inşa edildiğinin iddia edilmediği ve ispatlanmadığı inanç sözleşmesi iddiasının bu açıdan yerinde görülmediği, taşınmaz açısından hükümler içeren sözleşmenin satış bedeli ipotek bedeli, faturaların karşılanması olarak düşünülüp satış vaadi sözleşmesi olarak nitelendirilmesi hâlinde de adi yazılı olarak düzenlenmiş olması sebebiyle geçersiz oluşu, sözleşmedeki tüm yükümlülüklerin (kira bedeli, elektrik, su fatura bedelleri) yerine getirildiğinin de ispatlanmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı tarafından yazılı delil niteliğinde belge ibraz edildiği, dosya kapsamında yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları, celbedilen kayıt ve belgeler ve tanık beyanları dikkate alındığında sözleşme konusu taşınmazın davacı ve dava dışı kardeşler tarafından birlikte alındığı ve paylaşımın sözleşme kapsamında yapıldığı, sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde kardeşlerin ortak olduğu ...Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. hesabından bankaya olan borçların ve ipotek masraflarının tahsil edildiği, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin 05.11.2013 tarihinde ... yevmiye sayısı ile kaldırıldığı, davalıların irade fesadı ile sözleşmenin imzalandığı yönündeki iddialarının ispatlanamadığı, kaldı ki sözleşmenin iptali yönünde dava bulunmadığı, delil ibraz edilmediği anlaşılmakla, davacı tarafından ispatlanan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı delil ibraz edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden kararın kaldırılması ve düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle "davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının kabulü ile dava konusu 3156 parsel sayılı taşınmazın sözleşme kapsamında 4/26 payı davacıya ait olmakla davalılar adına kayıtlı olan payların 26 paya eşitlenmesi ve 4 ile genişletilmesi sonucu resen yapılan hesaplamada; taşınmazın tamamının 104/104 pay olduğu, 16/104 payın iptali ile davacı ... adına tesciline, kalan paydan 22/104 payın ...'a, 66/104 payın ... adına tesciline," karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 1. Sözleşmenin müvekkillerinin irade fesadına uğratılarak, tehdit ile imzalattırıldığını, 2. Sözleşmenin resmî şekil şartlarına uygun olmadığını, 3. Davacının iddiasını kanıtlayamadığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.