Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/5165 E. 2026/3389 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5165
Karar No
2026/3389
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1713 E., 2025/1660 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/693 E., 2025/180 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; 48 62... parselde kayıtlı arsa vasıflı 3403,16 m² yüzölçümlü taşınmazın geldisinin ... Mahallesi 4 49... parsel olup 825346,00 m² yüzölçümlü mera vasıflı taşınmaz olduğunu, anılan taşınmazın ... adına kadastro tespiti sonucu tescil edildiğini ve ... Belediyesince yapılan ifraz sonrasında 4 49... parsel ve 3 parsel olarak ... Belediyesi adına tescil edildiğini, 4 49... parsel sayılı 800346,00 m² yüzölçümlü taşınmazın muhtelif tarihlerde yapılan imar uygulamaları sonucunda değişik ada ve parsel numaralarına dağıtıldığını, imar uygulaması sonucunda oluşan 4 49... parsel numarasında 240061,27 m²’lik kısmında DOP kesilmek suretiyle 36 parsele dağıtıldığını ve bunlardan 8 parselin tamamı 1 parselin hisse itibariyle geriye kalan 6 parselin yüzölçümünün % 66'lık kısmının Hazine adına tescilinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın 4342 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinde düzenlenen istisnai durumun kapsamında kalmadığını belirterek dava konusu 48 62... parsel sayılı taşınmazın % 66'sına tekabül eden hisse (2.246,0856) itibariyle, davalı adına olan tapusunun iptali ile tapuda kayıtlı olduğu vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın evveliyatında mera olarak tapuda müvekkili Belediye adına tescil edildiğini, 1986 yılında arsa vasfını kazandığını, o tarihte yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11. maddesinin 4. fıkranın eski hali; “hazırlanan imar planı sınırları içindeki kadastral yollar, meydanlar ile meralar imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek, onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanma amacına konu ve tabi olurlar” hükmü gereğince dava konusu edilen gayrimenkul arsa vasfını kazandığını, o tarihte geçerli olan imar planı uyarınca mera vasfını kaybettiğini, davacının işbu davayı açmakta bir hukuki yararı bulunmadığını, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın evveliyatında kadastro tespiti ile "mera" vasfı ile davalı ... Belediyesi adına tescil edildiği, 03.05.2005 tarihi itibariyle belediye sınırları içerisinde, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içerisinde kalmadığı, imar planında konut alanında kaldığı, teknik açıdan mera olarak kullanımının mümkün olmadığı, taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu'nun geçici 3. maddesi kapsamında kalmadığı, bu nedenle aynı nitelikle davacı adına tescili gerektiği, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın tamamının mera parselinden geldiği tespit edilse de taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 48 62... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 66/100 hissesinin davacı ... Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra açıldığını, 48 62... parsele kayıtlı taşınmazın somut niteliği itibarıyla mera vasfı taşımadığını, arsa vasfında olup etrafının meskun mahal ile çevrili bulunduğunu, son olarak 2012 yılında yürürlüğe giren imar planında yerleşim alanı olarak düzenlendiğini, kök taşınmaz niteliğindeki 4 49... parselin kapsadığı alan üzerinde birçok yerleşim yerinin bulunduğunu ve davacının bu planlama ve yapılaşma sürecinden haberdar olduğu dikkate alındığında, bu taşınmazın tapuda davacı adına tescil edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, Mahkemenin hükmüne esas teşkil eden bilirkişi raporunda taşınmaz değer tespitine hangi somut bulgular üzerinden ulaşıldığının izah edilemediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/5165, K. 2026/3389, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-5165-e-2026-3389-k-d71164d40dd5