Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/4563 E. 2026/2432 K. – Mal Paylaşımı
Konu: Mal Paylaşımı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4563
- Karar No
- 2026/2432
- Karar Tarihi
- Konu
- Mal Paylaşımı
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2616 E., 2025/1758 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/318 E., 2024/272 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının boşandığını ve boşanma kararının 11.05.2023 tarihinde kesinleştiğini, buna rağmen davalının mülkiyeti müvekkiline ait olan dava konusu daireyi tek başına işgal ettiğini, tarafların müşterek çocukları olmadığını ve müvekkilinin bakmakla yükümlü olduğu kimse bulunmadığını, davalıya 14.07.2023 tarihli ihtarname ile taşınmazı tahliye etmesi ve ecrimisil ödemesi gerektiğinin ihtar edildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesine ve ecrimisil ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, davacının gönderdiği ihtarı usulsüz olarak asile değil vekile gönderdiğini, bu nedenle müvekkilinin temerrüde düşmediğini, davacının muvafakatini kaldırmaksızın dava açtığını, ihtarı kabul etmemekle birlikte davacının ihtarda kira istediğini belirtmesi nedeniyle müvekkilinin kiracı olarak oturmasına muvafakat ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, o hâlde müvekkilinin hukuka uygun kullandığını kabul eden davacının el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep edemeyeceğini, boşanma sürecinde mülkiyetin müvekkiline tahsis edildiğini ve davacının da rızası olduğunu, taşınmazın mülkiyetinin tartışma konusu olduğunu, taraflar arasındaki mal paylaşımı davasının derdest olup müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde hak sahipliği iddiası bulunduğunu, taşınmazı kullanmasının haklı ve geçerli bir sebebe dayandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle, dava konusu 5 No.lu bağımsız bölüme el atmanın önlenmesine, 57.400,00 TL ecrimisil alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile el atmanın önlenmesine ve ecrimisil ödenmesine dair verilen kararda kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava değerinin taşınmazın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri ile hükmedilen ecrimisil toplamından ibaret olduğu, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil taleplerine yönelik ayrı ayrı harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek, istinaf başvurusunun açıklanan nedene hasren kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu 5 No.lu bağımsız bölüme el atmanın önlenmesine, 57.400,00 TL ecrimisil alacağının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava tarihinden sonraki dönem için açtıkları ecrimisil davası da dikkate alınarak, ecrimisilin ıslah dilekçesi gibi 70.000,00 TL olarak kabulü gerektiği, dava değerinin taşınmazın değeri ve ecrimisil toplamı olan 5.625.000 TL olduğunu, bu değer üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken istinafa gelenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağından bahisle hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, ayrıca taşınmazın güncel değerinin 10.000.000 TL civarında olması nedeniyle hesaplamaların güncel verilere göre yapılması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.