Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/3520 E. 2025/5343 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3520
- Karar No
- 2025/5343
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/192 E., 2025/935 K. MİRAS BIRAKAN: ... İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2023/671 E., 2024/1039 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; muris ...’ın 05.07.2021 tarihinde yakalandığı Covid-19 hastalığı sebebiyle yoğun bakımda öldüğünü, murisin ölümünden 1 gün önce yoğun bakımdayken imam nikâhlı eşi ...’in bizzat, bu eşin kardeşinin ise görüntülü konferans yoluyla tanıklığı suretiyle hazırlandığı iddia edilen sözlü vasiyetnamesi bulunduğunu, murisin vasiyetname ile boşanma aşamasında olduğu eşi ... ve kızı ...'ı mirasçılıktan ıskat ettiğini, ancak derhâl tevdi şartının yerine getirilmediğini, 5 gün sonra mahkemeye başvurulduğunu, öte yandan sözlü vasiyetname hazırlama şartlarının gerçekleşmediğini, tanık ...’in özel izinle girebildiği yoğun bakım alanına noterin de çağrılabileceğini, murisin ehliyeti olup olmadığının da aydınlatılması gerektiğini, ayrıca ıskat şartlarının oluşmadığını belirterek vasiyetnamenin iptalini, mümkün olmaması hâlinde tenkisini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin davalının oğlu olduğunu, ölenin yakınlık derecesi, defin işlemleri için Erzincan'a gidilmesi ve nihayetinde murisin 39 yaşında ölümünün şok etkisi nedeniyle tanıkların ruh sağlığının bozulduğunu, pandemi döneminin etkileri ve tanıklardan ...'nın da o dönemde Covid ve Covid temaslı olması nedeniyle hareket alanın sınırlanması gibi birçok sebebe bakıldığında objektif imkânsızlıkların bulunduğunu, bu nedenle 4. günde vasiyetnamenin bildirilmesinin son derece makul olduğunu, hastanın yoğun bakımda olmasının dâhi yakın ölüm tehlikesini gösterdiğini, ıskat sebeplerinin açık ve net şekilde ifade edildiğini ve somut olayda gerçekleştiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sözlü vasiyetnamenin murisin ölüm tarihinden itibaren 5 gün sonra tanıklar tarafından mahkemeye tevdi edildiği, yani vakit geçirmeksizin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin 04.07.2021 tarihinde vasiyette bulunmasına ve 05.07.2021 tarihinde vefat etmesine karşın vasiyetname tanıklarının Sulh Hukuk Mahkemesine 09.07.2021 tarihinde ihbarda bulundukları, kanunun aradığı ve "vakit geçirmeksizin" olarak düzenlediği koşulun yerine getirilmediği gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Hayatın olağan akışına ve murisin son arzularına aykırı olarak karar verildiğini, 2. Murisin pandemi sürecindeki ölüm şekli, memleketi dışında ölümü, o dönemdeki durum ve koşullar, 39 yaşında ani ölümün yarattığı şok ve üzüntü, 8 yıldır boşanmaya çalıştığı derdest davasının varlığı, mirasçı görünen ...'ın murisi alenen aldatması ve itibarını yok etmesi nedeniyle murise ait video kaydıyla "cenazesine alınmamalarına" yönelik iradesi ve her türlü delille davacıyı mirastan çıkardığının sabit olduğu hususları dikkate alınmadan sadece genelgeçer ifadelerle murisin son arzularının aksine yanlış hüküm kurulduğunu, 3. Beş yıldır boşanmaya çalıştığı ancak resmî kayıtlara göre mirasçı görünen ...'ın internet ortamında murisi aldatma görüntüleri yayınlandığından murisin ...'ı ve aleyhine yalancı tanıklık yapan kızı ...'ı mirasçılıktan çıkardığına ve tüm mirasını babasına bıraktığına dair vasiyetnamesinin Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/2533 Esas sayılı dosyası ile açılıp okunduğunu, bu kişiler hakkında "cenazeme dâhi almayacaksınız" dediği videonun dosyaya sunulduğunu, cenazesine katılmalarını istemediği eşi ve kızını sözlü vasiyetname ile mirastan çıkarmasının son derece normal olmasına rağmen vasiyetnamenin iptali ile murisin arzularının aksine hareket edildiğini, 4. Vasiyetnamenin 4 Temmuz'da (Pazar günü) yazıldığını, vefatın 5 Temmuz'da gerçekleştiğini ve ölümün dördüncü gününde vasiyetnamenin mahkemeye bildirildiğini, ölenin yakınlık derecesi, defin işlemleri için Erzincan'a gidilmesi ve nihayetinde 39 yaşındaki murisin ölümünün şok etkisi nedeniyle tanıkların ruh sağlığının bozulduğunu, pandemi döneminin etkileriyle rahat hareket edilemediğini, tanıklardan ...'nın da o dönemde Covid ve Covid temaslı olması sebebiyle hareket alanın sınırlanması gibi birçok sebebe bakıldığında objektif imkânsızlıkların bulunduğunu, bu nedenle 4. günde vasiyetnamenin bildirilmesinin son derece makul olduğunu, bu kapsamda Yargıtayın 6 gün sonra Sulh Hukuk Mahkemesine yapılan başvurunun süresinde yapıldığını kabul eden güncel kararı bulunduğunu, derhâl tevdi şartının yerine getirilmediği kabulünün haksız olduğunu, kaldı ki murisin hastalığı atlatacağının düşünüldüğünü, 5. Dosyaya sunulan yazışma, fotoğraf ve tanık beyanları ile hastaneye ziyaretçi alındığını ve tanık ...’nın ziyarette bulunduğunu ispatladıklarını, buna ilişkin delil ve itirazlarının Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmediğini, 6. Murisin iradesinin son güne kadar aynı olup boşanma aşamasındaki eşi ile kızını ıskat yönünde olduğunu, bunun da yine bahsi geçen yazışmalardan anlaşıldığını, oysa ki mahkemenin muris iradesine aykırı karar verdiğini, tümden yok sayıldığını, mirastan çıkarma kısmının iptal edilmesinin de isabetsiz olduğunu, bu kısmın geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sözlü vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.