Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2409 E. 2026/1818 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2409
Karar No
2026/1818
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1356 E., 2025/251 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/273 E., 2024/360 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ile vekilleri Av. ... ve Av. ... ..., diğer taraftan davalılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalıların murisinin kardeş olduğunu, davalıların murisi adına kayıtlı davaya konu edilen çok sayıda taşınmazın gerçekte davacıya ait olduğu hâlde aralarındaki inançlı işlem nedeniyle davalı adına tescilinin yapıldığını, buna ilişkin davalıların murisi tarafından davacıya verilmiş olan vekâletname, taşınmazların önceki malikleri ile davacı arasında yapılan satışa ilişkin adi yazılı sözleşmeler, taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin davacı tarafından ödendiğine ilişkin makbuzlar ve tanıkların bulunduğunu ayrıca davalıların murisinin devlet memuru olarak çalıştığını, böyle bir malvarlığı edinmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu oysa davacının ticaret ile uğraştığını ve şirketi bulunduğunu belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptalini, mümkün olmazsa bedellerinin tazminini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının şirket adına iddiada bulunduğu hâlde kendi adına dava açmasının husumet yönünden reddini gerektirdiğini, öte yandan iddialarının hepsinin gerçek dışı olduğunu, taşınmazların hepsinin murisin kendi kazanımları olduğunu, davacı tarafın dosyaya ibraz edilen belgelerin hiçbirini kabul etmediklerini, hepsinin sonradan tanziminin mümkün olduğunu, bahse konu taşınmazların tamamının resmî şekilde tapuda yapılmış alım satım işlemleri olduğunu, ispatının da ancak resmî belge ve kayıtlar ile ispat olabileceğini, tanık ile ispatının ise mümkün olmadığını, tanık dinletilmesi talebine muvafakatlerinin olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inanç sözleşmesine ilişkin yazılı delil sunulmadığı gibi davalıların murisi ...’ın eli ürünü bir belgeye de rastlanmadığı, davacı tarafından yemin teklifinde de bulunulmadığı açıklanarak davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine inanç sözleşmesini ispatlamaya yarar yazılı delile, davalıların murisi ...’ın eli ürünü bir belgeye veya yazılı delil başlangıcı mahiyetinde kabul edilebilecek belgeye rastlanmadığı, davacı tarafça yemin deliline dayanıldığından Mahkemece davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacakları hatırlatıldığı hâlde davacı tarafça 26.12.2023 tarihli beyan dilekçesi ile yemin teklifinde bulunmayacakları belirtilmiş olduğundan İlk Derece Mahkemesince inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil veya bedel talepli davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yerleşmiş Yargıtay kararlarına göre yazılı delil başlangıcı bulunması hâlinde, inançlı işlem ilişkisinin tanıkla da ispatlanabileceği, dosya kapsamındaki yazılı belgeler incelendiğinde, davacının davaya konu taşınmazlara ilişkin harici satış sözleşmeleri akdettiği, davaya konu taşınmazlara ilişkin satış bedellerini ödediğini ve davalılar murisi adına kayıtlı taşınmazlarda bulunan ipoteklere ilişkin ipotek ödeme belgelerini gösterir banka dekontlarını sunduğunu, buna göre maddi gerçeğin, davaya konu taşınmazları satın alan kişinin aslında davacı olduğu fakat tescilin, abisinden aldığı vekâletnameye istinaden davalıların murisi olan abisi adına gerçekleştirdiğini, tarafların kişisel durumları göz önünde bulundurulduğunda bu durumun hayatın olağan akışına da uygun olduğunu, davacı ile davalıların murisi arasında inançlı işlem ilişkisinin mevcut olduğunu ve davaya konu taşınmazlarında bu kapsamda edinildiğini, bu taşınmazların davacı tarafından satın alındığını, bilhassa taşınmazların alıcısı ile yapılan harici satış sözleşmeleri, taşınmazların satış bedellerinin davacı tarafından ödendiğini gösterir yazılı belgeler ile davalıların murisi adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde bulunan ipotek bedellerinin davacı tarafından ödendiğini gösteren banka dekontlarının yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, ayrıca taraflar arasındaki kardeşlik ilişkisi sebebiyle iddianın ispatı bakımından tanık dinlenmesinin mümkün olduğunu, davalılardan vesayet altında bulunanların İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin ilk karar tarihinden sonra vesayet durumu sona erdiği hâlde ayrıca istinaf başvurusunda bulunmadıklarından kazanılmış hak durumunun gözetilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 40.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2409, K. 2026/1818, T. 07.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2409-e-2026-1818-k-4d64ff07f01a