Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2129 E. 2026/1674 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2129
Karar No
2026/1674
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1815 E., 2025/641 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/73 E., 2023/156 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının dava konusu taşınmazda fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek; el atmanın önlenmesi ve ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “… Her ne kadar eldeki dava açılmadan evvel davacı davalıya ihtar çekmiş ise de davalının baştan var olan rızaya uygun olarak kendinin de hissedar olduğu, ayrıca bölünerek kullanılması mümkün olmayan taşınmazdan el çekmesini istemesi yerinde değildir. Davalı anılan gerekçe ile haksız işgalci kabul edilemeyeceğinden, men’i müdahale ve ecrimisil talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Evlilik birliği içerisinde yollarını ayırma kararı veren tarafların ilelebet bu kullanıma katlanma mecburiyetleri yoktur. Bunun için kanun ortaklığın giderilmesi yolunu işaret etmektedir. Taraflarca ortaklık giderilmeden ortaklardan herhangi birinin baştan var olan rızaya uygun olarak taşınmazı kullanması haksız işgal sayılamayacağı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “... tarafların boşandığı, boşanma kararının 02/01/2020 tarihinde kesinleştiği, davacının davalıya ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, paylı mülkiyetten yukarıda da belirtildiği gibi intifadan men edilmedikçe diğer paydaşın taşınmazı kullanabileceği, davacının ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal olarak payı oranında davalının müdahalesinin önlenmesine ve ecrimisil talep edebileceği, ancak davacı tarafça gönderilen ihtarnamenin davalıya 28/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, boşanmanın ise 02/01/2020 tarihinde kesinleştiği, bu haliyle mahkemece pay oranında müdahalenin önlenmesine ve intifadan men koşulunun boşanmanın kesinleşmesiyle gerçekleştiğinin kabulü ile 02/01/2020 tarihinden dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil talep etme hakkı olduğu anlaşılmakla mahkemece davacının tapudaki payına yapılan men’i müdahale talebinin kabulüne ve ecrimisile yönelik talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulmadan rızaya uygun olarak taşınmazın kullanıldığı gerekçesiyle davalının haksız işgalci sayılmayacağı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur ...” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın bedelinin müvekkilince ödenmiş olduğunu, dairenin kullanılacak durumda olmadığını, boşanma kararının kesinleşmemiş olduğu dönemde ecrimisil talep edildiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmaza yaptığı masrafların ecrimisil bedelinden düşülmesi gerektiğini, ecrimisil bedelinin fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2129, K. 2026/1674, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2025-2129-e-2026-1674-k-87af5be56a50