Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2058 E. 2026/1055 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2058
- Karar No
- 2026/1055
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3505 E., 2025/169 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/278 E., 2024/135 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin “... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... ... mevki, 28.03.1939 tarih, cilt/sahife; 16/137, numara; 25'te kayıtlı” taşınmazın hissedarlarından olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede mera tespit ve tahsis işlemleri yapıldığını, 3 77... numaralı parsel adı altında tespit edilen dava konusu yerin bu kapsamda ... İl Mera Komisyonu Başkanlığı'nın 08.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı kararı ile Mera Kanunu'nun 12. maddesi gerekçe gösterilerek davalı ... Belediyesi Tüzel Kişiliği'ne tahsis edildiğini, yapılan tespit ve tahsis işlemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazların tapulu taşınmazlar olup tapulu gayrimenkullerin mera olarak tespit ve tahsisinin hukuken mümkün olmadığını, taşınmazların kadimden beri müvekkillerinin ve murislerinin malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, .. İl Mera Komisyonu Başkanlığı'nın 08.01.20 19... /1 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı dava dilekçesinde; ... İli Mera Komisyonu Başkanlığının 08.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı kararı ile 3 77... numaralı parsel sayılı taşınmazın mera olarak .... Belediyesi tüzel kişiliğine tahsis edildiğini ancak söz konusu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın tarafına murislerinden intikal ettiğini, uzun yıllardır dava konusu taşınmazları kullandığını, hayvancılıkla uğraştığını belirterek ... Mera Komisyonu kararının iptali ile taşınmazın mera ve yaylak tespit ve tahdidi dışında bırakılmasına, mülkiyetlerinin tarafına aidiyetinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili ile davalı ... vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu yere uygulanamadığı, bilirkişi raporlarına göre dava konusu yerin yaylak vasfında olduğu, bu nedenle tahsiste hata yapılmadığı, 4342 sayılı Mera Kanununun 4. maddesi gereği yaylak alanların özel mülkiyete geçirilemeyeceği ve amacı dışında kullanılamayacağı gerekçesi ile davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları vekili ile birleştirilen davada davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mera komisyon kararlarının iptali için zilyetlik hükümlerine dayanılamayacağı, davacıların dayandığı 28.03.1939 tarih No 25 cilt No 16 s.137 numaralı tapu kaydının dava ettikleri yere uyduğunun ispatlanamadığı, birleşen dava davacısı ...'in dayanak 28.03.1939 tarihli tapu malikleri ile olan mirasçılık ilişkisinin ispatlanamadığı yine taşınmazın mera olmayıp tapulu özel mülkiyete konu taşınmaz olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl dava davacılarından ... vd. vekili temyiz dilekçesinde: a. Ziraat bilirkişisi kanaatini kabul etmediklerini, tapulu mülk olan taşınmazın salt bu sebeple mera olarak değerlendirilemeyeceğini, rapor içeriğinin çelişkili olduğunu, b. Fen bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini, eski tapu kayıtlarına bakıldığında dava konusu yerlerin hudutlarının sabit olduğunu, dava konusu yerlerin büyük bölümünün kadimden beri müvekkillerinin ve murislerinin malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulunan yerlerden olduğunu, geçmişte mısır tarlası, patates tarlası vs. olarak kullandıkları sonra ise fındık dikilen ve fındık bahçesi olan yerler olduğunu, kadimden beri mera olarak kullanılan yerler olmadığını, c. Dava konusu yerin davacıların tapulu taşınmazları olduğunu, Mahkemeye dayanak tapu kayıtlarını sunduklarını, yeterli araştırma yapılmadığını, kayıtların ilk tesisinden itibaren getirtilerek dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının araştırılması gerektiğini, komşu taşınmaz tapu ve diğer kayıtlarının da getirtilmesi gerektiğini, bu kapsamda keşif yapılarak her bir sınırın zeminde tespiti gerektiğini, delillerin değerlendirilmesinde hatalı davranıldığını belirterek temyiz etmiştir. 2. Birleştirilen dava davacısı ... temyiz dilekçesinde: a. Davada baştan itibaren zilyetliğe dayandığı halde yanlış değerlendirme yapılarak tapuya dayandığının kabul edildiğini, taşınmazın kendisine atadan kalma bir yer olduğunu, zilyetliğini dosya kapsamında ispatladığını, taşınmazda tarım ve hayvancılık yaptıklarını, belediye tarafından verilen izin ile yapıyı yaptığını, ancak bu belgelerin dikkate alınmadığını, b. Bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, taşınmazın kadimden beri mera olmadığını, tarım arazisi olarak kullandığını, tüm tapu kayıtları getirtilerek mahallinde yapılacak keşifte tanıklarının da dinlenmesi suretiyle karara varılması gerektiğini, c. Rahatsızlığı nedeniyle rapor göndermesine rağmen yokluğunda keşif yapıldığını, d. Davasının zilyetlik nedeniyle kabulünü, en azından 300 m²'lik yerin kullanıma izin verilmesini istediğini belirterek temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl ve birleştirilen davada mera komisyon kararının iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacılar vekili ile birleştirilen davada davacı tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.