Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/1275 E. 2025/4986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1275
- Karar No
- 2025/4986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1654 E., 2025/46 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/101 E., 2023/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların %50 hissedar oldukları şirketin geliri ile ortaklaşa satın aldıkları taşınmazın 1543/2400 payının davalı adına, 403/2400 payının ise davacı adına tevhid edilerek tescil edildiğini, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen tapuda hisse oranlarının %50-%50 olarak düzeltilmemesi üzerine Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil istemli dava açtıklarını, taşınmaz üzerine yapılan binanın tüm bedelinin şirket hesaplarından ödendiğini, taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, binanın şirkete ait olduğunu belirterek muhdesatın yarı hissesinin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/159 Esas sayılı dosya ile şirketin tasfiyesini talep ettiğini ve anılan dosyadan verilen kararla şirketin fesih ve tasfiyesine karar verildiğini, davacı tarafın iddialarının Gebze Sulh Hukuk Mahkemesi ve Gebze 4. Asliye Hukuk Mahkemesine ait dosyalarda irdelendiğini ancak kanıtlanamadığından reddedildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmaz üzerinde bulunan tüm muhdesatın ..... Ambalaj San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin parası ile şirket nam ve hesabına yapıldığı, şirketin ayrı bir tüzel kişiliği olduğu ve şirketin hâlen aktif olduğu, limited şirket ortağının taahhüt ettiği sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlü olduğu, ayrıca şirketin yılsonunda dağıtımına karar verilen kâr payına katılma hakkı olduğu, limited şirketin mal varlığının şirket ortağının malı sayılamayacağı, şirket malvarlığı ile yapılan muhdesatın şirket ortağının muhdesatı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muhdesata ilişkin harcamaların dava dışı Şirket tarafından yapıldığının iddia edildiği, eldeki davanın Şirketi temsilen açılmadığı gözetildiğinde, Mahkemece anılan muhdesatın davacı tarafından kendi nam ve hesabına yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, taraflar dışındaki 3. kişiler tarafından muhdesatın yapılıp yapılmadığının sonuca bir etkisi bulunmadığı, şayet 3. kişinin muhdesat iddası var ise bu hususun ancak onun tarafından açılacak davada tartışma konusu yapılabileceği, davacı vekilinin vekâlet ücretine ilişkin itirazına gelince; davacının 403/2400 payı dışlandığında dava konusu edilen değerin 736.915,60 TL olmasına rağmen muhdesat değerinin %50'si olan 1.257.902,47 TL üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmolunması hatalı olduğundan davalının istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 114.537,34 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazın hissesinin yarı oranında sahibi olduğunu, bu nedenle davanın açılmasında hukuki yararı bulunduğunu, davalının ıslak imzasının bulunduğu talimatta 01.01.2012 tarihi itibariyle kiranın davacı ile davalı adına açılan ortak hesaba yatırılması gerektiğinin yer almasından anlaşılacağı üzere, binanın hissesinin taraflarca %50 olarak kullanıldığını, ayrıca dinlenilen tanıkların da davacının iddialarını doğruladığını, bunların yanı sıra davanın aktif husumet yönünden reddi hâlinde hükmedilecek vekâlet ücretinin maktu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı taraf muhdesatın yapılmasında %50 oranında katkısı olduğunu iddia ettiğini ancak kanıtlayamadığını, bu nedenle dava değerinin 1.257.902,47 TL olması gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı her iki taraftan da peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.